1905 yılından itibaren örgütlenip silahlanan Ermeniler, başta Bakü olmak üzere tüm bölgelerde karışıklık çıkararak Azerbaycanlıları yıldırmaya çalıştı. 1917'deki Rus Devrimi ile çarlık rejiminin yıkılmasının ardından iktidara gelen Bolşevikler, Bakü'de de yönetimi ele geçirdi. Bolşeviklerin Ermeni lideri Stepan Şaumyan, Ermeni çetelere siyasi ve maddi destek sağlayınca, Azerbaycanlılara yönelik saldırılar daha da şiddetlendi. Ermeni ve Bolşevik çeteler, 1918 yılında 30 Mart-3 Nisan tarihleri arasında Bakü, Şamahı, Guba, Haçmaz, Lenkeran, Hacıgabul, Salyan, Zengezur, Karabağ ve Nahçıvan'da 50 bin Azerbaycanlıyı katletti. Bu katliam, "Kafkas İslam Ordusu" adı verilen Osmanlı ordusunun Azerbaycan'a gelerek ülkeyi çetelerden temizlemesiyle son buldu. Azerbaycan'da, 1918'de yaşanan bu mezalim, resmi olarak "soykırım" olarak kabul ediliyor. Merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 1998 yılında imzaladığı bir kararname ile 31 Mart tarihinin "Azerbaycanlıların Soykırım Günü" olarak anılmasını kararlaştırmıştı. Azerbaycan Ombudsmanı Sabina Aliyeva, söz konusu olayları, Azerbaycanlılara yönelik sistemli saldırıların en kanlı örneklerinden biri olarak nitelendirdi. Aliyeva, özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren, hem Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde hem de bugünkü Ermenistan topraklarında Azerbaycanlılara karşı acımasız suçlar işlendiğini vurguladı. Binlerce masum insanın milli ve dini kimlikleri nedeniyle öldürüldüğünü belirten Aliyeva, bu olayların tarihe kitlesel katliamlar olarak geçtiğini ifade etti. Azerbaycan Pedagoji Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Dilgam Ahmed ise yaşananların, bölgenin yerli unsurları olan Müslüman ve Türk nüfusu hedef alan planlı bir katliam olduğunu kaydetti. Ahmed, 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından oluşturulan araştırma komisyonunun 36 ciltlik bir rapor hazırladığını belirtti. Bu hukuki rapora göre, sadece Bakü'de 11 bin, Şamahı şehir merkezinde yaklaşık 10 bin, Şamahı köylerinde ise 10 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği kayıt altına alınmıştır. Guba'da ortaya çıkarılan toplu mezarların da somut bir kanıt olduğunu söyleyen Ahmed, burada da yaklaşık 4 bin kişinin öldürüldüğünü aktardı. Karabağ ve Zengezur bölgelerindeki kayıplarla birlikte toplam can kaybının en az 50 bin olduğunu vurgulayan Ahmed, bu eylemlerin "Büyük Ermenistan" hedefi doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi. Ahmed ayrıca, Vladimir Lenin liderliğindeki Bolşevik yönetimin de olaylarda önemli bir rol oynadığını ifade etti. Eski Sovyet dönemi eserlerinde olayların, Müsavat Partisi ile Taşnaksutyun Partisi arasındaki bir çatışma gibi gösterildiğini dile getiren Ahmed, gerçeklerin uzun süre gizlendiğini, yaşananların aslında etnik ve dini kimlik nedeniyle hedef alınan bir katliam olduğunu sözlerine ekledi. Sizce uluslararası toplum, tarihteki bu tür kitlesel insanlık suçlarının tanınmasında yeterince duyarlı davranıyor mu? |
|