8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak basın açıklamasında, Kudüs'teki kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimi kınandı. Devam eden uygulamaların, uluslararası insancıl hukuku ve mevcut statükoyu açıkça ihlal ettiği vurgulandı.
Açıklamada, Hristiyanların Kutsal Kabir Kilisesi'ne serbest erişiminin engellenmesi de dahil olmak üzere, Kudüs'teki tüm hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamaları kesin bir dille reddedildi. Bakanlar, işgalci güç İsrail'in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yineledi.
Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in kapılarının, Ramazan ayı da dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz kapalı tutulması bir kez daha kınandı. Bu durumun, uluslararası hukukun ve İsrail'in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlali olduğu belirtildi.
Bakanlar, bu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulundu. Açıklamada, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğu teyit edildi.
Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı'na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi'nin, Mescid-i Aksa'nın işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkili merci olduğunun altı çizildi. Bakanlar, İsrail'e kapıların kapatılmasına son vermesi ve erişim kısıtlamalarını kaldırması çağrısı yaptı.
Son olarak, uluslararası topluma, İsrail'i hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısında bulunuldu. İsrail'in, Kudüs'teki kutsal mekânların kutsiyetine halel getiren ihlallerini durdurması gerektiği ifade edildi.
Uluslararası toplumun bölgedeki ibadet özgürlüğü ihlallerine karşı daha etkin bir rol alması gerektiği yönündeki görüşlere katılıyor musunuz?