Peter Stano, idam cezasının yaşam hakkının ihlali anlamına geldiğini ve işkence ile diğer kötü muamele biçimlerinden muaf olmayı içeren mutlak bir hak ihlali olduğunu vurguladı. Stano, İsrail'in uzun süredir bölgede idam cezası konusunda bir "örnek ülke" olarak görüldüğünü de ifade etti. AB Sözcüsü, İsrail Parlamentosu Knesset'in söz konusu yasayı onaylaması halinde bunun, İsrail'in geçmişte belirttiği ilkeli tutumlarından ciddi bir geri adım teşkil edeceği değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada, AB'nin İsrail'i, uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine ve demokratik ilkelere bağlı kalmaya teşvik ettiği kaydedildi. Bu çağrı, aynı zamanda AB-İsrail Ortaklık Anlaşması hükümlerinde de yansıtılan taahhütler çerçevesinde yapıldı. İsrail Meclisi'nde bir yasanın nihai olarak kabul edilebilmesi için, tasarının üç ayrı oturumda oylamadan geçmesi gerekiyor. Sürece ilişkin detaylara göre, İsrail Meclisi, Kasım 2025 tarihinde yapılan ilk oturumda, aşırı sağcı milletvekilleri tarafından sunulan ve Filistinli tutukluların idam edilmesini öngören yasa tasarısını onaylamıştı. Tasarı, son şeklinin verilmesi amacıyla İsrail Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi'ne iletilmişti. Son gelişmede ise, Ulusal Güvenlik Komitesi, Filistinli mahkumlara yönelik tartışmalı idam cezası tasarısını onaylayarak, ikinci ve üçüncü oylamaların yapılması için tasarıyı Meclis Genel Kurulu'na gönderdi. Bu adım, yasalaşma sürecindeki kritik bir aşamayı temsil ediyor. Sizce uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamında idam cezasına ilişkin bu tür yasal düzenlemeler nasıl değerlendirilmelidir? |
|