Bir gün gelecek ve Donald Trump kameraların karşısına geçerek, “İran koşulsuz teslim oldu” ya da “şu hedefleri ortadan kaldırdık” diyecek. Burada ABD açısından hedeflerin gerçekliğinin önemi kalmadığı, Trump yönetimi için gerçeğin farklı olduğu ifade ediliyor.
Savaşın tetiklediği petrol krizi, küresel bir ekonomik felaket tehdidi yaratıyor. Aynı zamanda, Trump’ın kırılgan siyasi konumu daha da zayıflama riski taşıyor. Yeni savaş başlatmayacağını söyleyen ve savaşları bitirmekle övünen bir lider için İran bir çıkmaz sokak haline geliyor.
Tam da bu nedenlerle, Washington’da son günlerde en sık sorulan sorulardan birinin “Bu savaş nasıl bitecek?” olduğu kaydediliyor. Amerikan savaşlarının tarihi, savaşı başlatmanın kolay ama bitirmenin zor olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.
Üstelik Trump yönetimi, savaşın gerekçesini net bir şekilde anlatamadı. Bir gün İran’ın nükleer programından söz edilirken, Trump bir ara İran’ın bir sonraki liderini kendisinin belirleyebileceğini söyledi. Ancak aynı Trump, daha sonra “İranlı din adamlarıyla anlaşma yapabilirim” açıklamasında bulundu.
Bu nedenle Washington’da şimdi, savaşın sonu için yeni bir hikâye arandığı belirtiliyor. Washington’un modern savaşlarında hep aynı tablonun görüldüğü ifade ediliyor.
İran da tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. Tahran’ın önünde Hürmüz Boğazı’nı mayınlamak, petrol fiyatlarını fırlatmak, Hizbullah ve diğer vekil güçleri devreye sokmak gibi birkaç seçenek bulunuyor. Körfez’de füze saldırıları ve ucuz ama etkili drone saldırıları da bu yöntemler arasında sayılıyor.
İran’ın yöntemine bakıldığında, mozaik yönetime geçtiği ve artık birimlerin kendi başlarına savaştığı gözlemleniyor. Rejimin, devlet yönetiminden örgüt yönetimine, düzenli ordu yerine de milis güç gibi hareket eden bir yapılanmaya geçtiği aktarılıyor. İran’ın hâlâ 3 bine yakın balistik füzesi, hareketli rampaları ve 40 bin civarında kamikaze drone’u bulunuyor.
Bunların hepsinin aynı hedefe hizmet ettiği belirtiliyor: Trump’ı, modern Amerikan başkanlarının klasik ikilemiyle karşı karşıya bırakmak. Bu ikilem, “İran teslim oldu” diyerek yarım bir zafer ilan etmek şeklinde özetleniyor. Amerika’nın en büyük probleminin savaşı kazanmak değil, bitirmek olduğu vurgulanıyor.
Ve İran savaşı tam da bu noktaya doğru gidiyor. ABD kendine bu şartlar altında savaştan bir çıkış kapısı bulursa, İsrail’in de duracağını düşünmenin saflık olacağı değerlendirmesi yapılıyor. İsrail’in savaşa devam edebileceği öngörülüyor.
Burada bir yandan bombardımanı sürdürürken, bir yandan da liderleri, komuta kademesini ve spesifik yerleri hedef alabileceği tahmin ediliyor. İsrail’in aradığı kara gücünü ise şimdilik bulamadığı ifade ediliyor. Önümüzdeki günlerin neler göstereceği izlenecek ancak İsrail’in bölgeyi daha fazla ateşe atmadan durdurulmasının büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.
İran’dan Türkiye’ye fırlatılan iki füze ve yeni Patriot bataryasına gelindiğinde, Türkiye’nin füzelerin İran’dan hangi noktalardan atıldığını bildiği kaydediliyor. Komuta kademesi devre dışı bırakıldıktan sonra grupların saldırılarıyla İran’ın savaşı sürdürdüğünün de farkında olunduğu belirtiliyor.
Hatta iki füzenin büyük olasılıkla Devrim Muhafızları içindeki ayrık bir grup tarafından atıldığı tahmininin de yapıldığı aktarılıyor. Yeni füze gelme olasılığına karşı 7 Mart’ta Türkiye’ye ulaşan savunma sisteminin bugün itibariyle aktif hale gelmesi bekleniyor.
Patriot, ABD yapımı bir hava savunma sistemi olarak biliniyor. Balistik füzeleri, seyir füzelerini, uçakları ve insansız hava araçlarını havada vurmak için tasarlandığı ifade ediliyor. Tehdit algılanınca komuta merkezinin hedefi analiz ettiği, ardından rampalardan önleme füzelerinin ateşlendiği bilgisi paylaşılıyor.
Bir Patriot bataryasında genellikle 6 ila 8 rampa bulunuyor. Rampalarda kullanılan füze tipine göre, özellikle PAC-3 modelinde 16 füze yer alıyor. Bu da tek bir bataryada yaklaşık 100 civarında önleme füzesi anlamına geliyor.
Ancak önemli bir ayrıntı olarak, bir balistik füze hedefini vurmak için genellikle iki önleme füzesi ateşlendiği belirtiliyor. Bu nedenle bir Patriot bataryasının teorik olarak yaklaşık 40-50 hedefi engelleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade ediliyor.
Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’nün, NATO’nun en kritik erken uyarı radarlarından biri olduğu vurgulanıyor. Bu radarın görevinin, özellikle İran’dan gelebilecek balistik füzeleri çok erken aşamada tespit etmek olduğu bilgisi veriliyor.
Türkiye’nin önümüzdeki günlerde önlemlerini artırmayı sürdüreceği aktarılıyor. Ancak şunun altı çiziliyor: Ankara bu savaşın tarafı değil ve amacı, savaşın bir an önce son bulması ve tarafların diplomasi masasına geri dönmesi.
Sizce ABD-İran geriliminde diplomasiye dönüş için en kritik adım ne olmalı?
Savaşın tetiklediği petrol krizi, küresel bir ekonomik felaket tehdidi yaratıyor. Aynı zamanda, Trump’ın kırılgan siyasi konumu daha da zayıflama riski taşıyor. Yeni savaş başlatmayacağını söyleyen ve savaşları bitirmekle övünen bir lider için İran bir çıkmaz sokak haline geliyor.
Tam da bu nedenlerle, Washington’da son günlerde en sık sorulan sorulardan birinin “Bu savaş nasıl bitecek?” olduğu kaydediliyor. Amerikan savaşlarının tarihi, savaşı başlatmanın kolay ama bitirmenin zor olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.
Üstelik Trump yönetimi, savaşın gerekçesini net bir şekilde anlatamadı. Bir gün İran’ın nükleer programından söz edilirken, Trump bir ara İran’ın bir sonraki liderini kendisinin belirleyebileceğini söyledi. Ancak aynı Trump, daha sonra “İranlı din adamlarıyla anlaşma yapabilirim” açıklamasında bulundu.
Bu nedenle Washington’da şimdi, savaşın sonu için yeni bir hikâye arandığı belirtiliyor. Washington’un modern savaşlarında hep aynı tablonun görüldüğü ifade ediliyor.
İran da tam olarak bunu yapmaya çalışıyor. Tahran’ın önünde Hürmüz Boğazı’nı mayınlamak, petrol fiyatlarını fırlatmak, Hizbullah ve diğer vekil güçleri devreye sokmak gibi birkaç seçenek bulunuyor. Körfez’de füze saldırıları ve ucuz ama etkili drone saldırıları da bu yöntemler arasında sayılıyor.
İran’ın yöntemine bakıldığında, mozaik yönetime geçtiği ve artık birimlerin kendi başlarına savaştığı gözlemleniyor. Rejimin, devlet yönetiminden örgüt yönetimine, düzenli ordu yerine de milis güç gibi hareket eden bir yapılanmaya geçtiği aktarılıyor. İran’ın hâlâ 3 bine yakın balistik füzesi, hareketli rampaları ve 40 bin civarında kamikaze drone’u bulunuyor.
Bunların hepsinin aynı hedefe hizmet ettiği belirtiliyor: Trump’ı, modern Amerikan başkanlarının klasik ikilemiyle karşı karşıya bırakmak. Bu ikilem, “İran teslim oldu” diyerek yarım bir zafer ilan etmek şeklinde özetleniyor. Amerika’nın en büyük probleminin savaşı kazanmak değil, bitirmek olduğu vurgulanıyor.
Ve İran savaşı tam da bu noktaya doğru gidiyor. ABD kendine bu şartlar altında savaştan bir çıkış kapısı bulursa, İsrail’in de duracağını düşünmenin saflık olacağı değerlendirmesi yapılıyor. İsrail’in savaşa devam edebileceği öngörülüyor.
Burada bir yandan bombardımanı sürdürürken, bir yandan da liderleri, komuta kademesini ve spesifik yerleri hedef alabileceği tahmin ediliyor. İsrail’in aradığı kara gücünü ise şimdilik bulamadığı ifade ediliyor. Önümüzdeki günlerin neler göstereceği izlenecek ancak İsrail’in bölgeyi daha fazla ateşe atmadan durdurulmasının büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.
İran’dan Türkiye’ye fırlatılan iki füze ve yeni Patriot bataryasına gelindiğinde, Türkiye’nin füzelerin İran’dan hangi noktalardan atıldığını bildiği kaydediliyor. Komuta kademesi devre dışı bırakıldıktan sonra grupların saldırılarıyla İran’ın savaşı sürdürdüğünün de farkında olunduğu belirtiliyor.
Hatta iki füzenin büyük olasılıkla Devrim Muhafızları içindeki ayrık bir grup tarafından atıldığı tahmininin de yapıldığı aktarılıyor. Yeni füze gelme olasılığına karşı 7 Mart’ta Türkiye’ye ulaşan savunma sisteminin bugün itibariyle aktif hale gelmesi bekleniyor.
Patriot, ABD yapımı bir hava savunma sistemi olarak biliniyor. Balistik füzeleri, seyir füzelerini, uçakları ve insansız hava araçlarını havada vurmak için tasarlandığı ifade ediliyor. Tehdit algılanınca komuta merkezinin hedefi analiz ettiği, ardından rampalardan önleme füzelerinin ateşlendiği bilgisi paylaşılıyor.
Bir Patriot bataryasında genellikle 6 ila 8 rampa bulunuyor. Rampalarda kullanılan füze tipine göre, özellikle PAC-3 modelinde 16 füze yer alıyor. Bu da tek bir bataryada yaklaşık 100 civarında önleme füzesi anlamına geliyor.
Ancak önemli bir ayrıntı olarak, bir balistik füze hedefini vurmak için genellikle iki önleme füzesi ateşlendiği belirtiliyor. Bu nedenle bir Patriot bataryasının teorik olarak yaklaşık 40-50 hedefi engelleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade ediliyor.
Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’nün, NATO’nun en kritik erken uyarı radarlarından biri olduğu vurgulanıyor. Bu radarın görevinin, özellikle İran’dan gelebilecek balistik füzeleri çok erken aşamada tespit etmek olduğu bilgisi veriliyor.
Türkiye’nin önümüzdeki günlerde önlemlerini artırmayı sürdüreceği aktarılıyor. Ancak şunun altı çiziliyor: Ankara bu savaşın tarafı değil ve amacı, savaşın bir an önce son bulması ve tarafların diplomasi masasına geri dönmesi.
Sizce ABD-İran geriliminde diplomasiye dönüş için en kritik adım ne olmalı?