Beyaz Saray’ın bu hamlesinin, İran ile yürütülen hassas müzakere zeminini koruma stratejisinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor. İran ile diplomatik trafiğin başarısını garanti altına almayı hedefleyen Trump’ın bu talebinin, İsrail’in bölgedeki stratejisiyle çeliştiği belirtiliyor. Zira Tel Aviv yönetimi, daha önce Lübnan sahasını kağıt üzerinde "resmi ateşkes anlaşmasının" bir parçası olarak görmediklerini bildirmişti. Buna rağmen Netanyahu yönetiminin, müzakere sürecinin selameti açısından sahada "yapıcı bir ortak" olmayı kabul ettiği iddia ediliyor. İkili arasındaki bu kritik görüşme, Netanyahu’nun Lübnan saldırılarının kararlılıkla süreceğine dair Çarşamba günü yaptığı sert açıklamanın hemen ardından geldi. Bu zamanlama, diplomasi ile askeri hamleler arasındaki gerilimi gözler önüne serdi. Diplomatik belirsizlik ve çatışma riskinin sürmesi, küresel ekonomik dengeleri sarsmaya devam ediyor. Trump’ın ateşkes çağrısıyla sağlanan geçici iyimserlik yerini derin bir endişeye bırakırken, piyasalardaki hareketlilik dikkat çekti. Petrol fiyatları, arz güvenliği endişeleriyle Perşembe günü yeniden varil başına 100 dolar sınırına dayandı. Küresel borsalarda ise jeopolitik risklerin artmasıyla satış ağırlıklı bir seyir hakim oldu. Washington’ın Tel Aviv üzerindeki bu son "fren" girişiminin, Cuma günü İslamabad’da yapılması planlanan büyük zirve öncesinde İran’ın masadaki tutumunu nasıl etkileyeceği merak konusu olmayı sürdürüyor. Sizce ABD'nin bu müdahalesi bölgedeki gerilimi azaltmada etkili olur mu? |
|