Raporun en dikkat çekici bölümü, İran’ın nükleer programına dair yapılan analiz oldu. ABD yönetiminin ve siyonist rejimin "nükleer tehdit" gerekçesiyle yürüttüğü dezenformasyonun aksine, istihbarat raporu Haziran 2025’ten bu yana İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini yeniden inşa etmeye yönelik hiçbir adım atmadığını teyit etti. "Gece yarısı Çekici Harekatı" sonrası programın durduğunu belirten rapor, Beyaz Saray’ın saldırı gerekçelerini zayıflatan bir tablo ortaya koydu. Washington-Tel Aviv hattının İran’a yönelik "Destanlı Öfke Harekatı" ile Tahran’ın gücünü yitirdiği iddia edilse de rapor, İran’ın Orta Doğu’daki ABD üslerini ve müttefiklerini vurma kapasitesini halen koruduğunu itiraf etti. Raporda ayrıca, Tahran’ın direniş eksenindeki seçeneklerinin daraldığı öne sürülürken, bölgedeki Amerikan askeri varlığına yönelik risklerin ciddiyetini koruduğu vurgulandı. Çin’in 2030 yılına kadar yapay zeka alanında ABD’yi geride bırakma hedefi ise raporda en ciddi teknolojik tehdit olarak tanımlandı. Pekin’in siyasi ve askeri gücünü küresel nüfuzunu artırmak için kullandığı belirtilirken, Tayvan meselesinde Çin’in "zor kullanarak ele geçirme" kapasitesine sahip olduğu ancak barışçıl birleşme yollarını öncelikli gördüğü kaydedildi. Rusya ile ilgili değerlendirmelerde ise, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşta üstünlüğünü koruduğu ve müzakere sürecinde Kiev üzerinde başarılı bir "yıpratma savaşı" yürüttüğü ifade edildi. Rapor, Rusya’nın nükleer kapasitesi ve konvansiyonel gücüyle ABD çıkarlarını askeri araçlarla zorlama kapasitesini sürdürdüğünü belirtti. Olası bir krizin doğrudan nükleer çatışmaya evrilme riskinin ise Washington için en tehlikeli senaryo olduğunun altı çizildi. Sizce bu rapor, küresel güç dengelerinde yakın gelecekte nasıl bir değişimin habercisi olabilir? |
|