Anket sonuçları, İsrail’e yönelik bakış açısının parti aidiyetlerine göre radikal bir şekilde farklılaştığını gösteriyor. Demokrat seçmenler arasında İsrail’e yönelik olumsuz algı yüzde 80 seviyesine ulaşarak rekor kırdı. Bu oranın 2022’de yüzde 53 olduğu düşünüldüğünde, Amerikan siyasetindeki geleneksel dış politika konsensüsünün sarsıldığına işaret ediliyor. Cumhuriyetçi cephede ise olumlu görüşler genel toplamda ağırlığını koruyor. Ancak parti içindeki 50 yaş altı seçmen grubunda olumsuz bakış açısının yüzde 57’ye yükselmesi dikkat çekiyor. Bu veri, sağ seçmen tabanında da genç kuşaklarla birlikte bir değişim rüzgarının estiğini kanıtlıyor. Araştırmanın bir diğer stratejik verisi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kişisel imajına yönelik oldu. Katılımcıların yüzde 59’u, Netanyahu’nun dünya meselelerinde doğru kararlar alacağına dair "az güven" duyduğunu veya "hiç güvenmediğini" beyan etti. Demokratlar arasında bu güvensizlik oranı yüzde 76 gibi kritik bir seviyeye ulaştı. Cumhuriyetçi seçmenlerin de neredeyse yarısının Netanyahu’ya mesafeli durduğu kaydedildi. Genç Cumhuriyetçilerin Netanyahu’ya olan desteğinin yaşlı kuşağa oranla çok daha düşük seyretmesi, İsrail yönetimi için Washington hattındaki en büyük yapısal risklerden biri olarak değerlendiriliyor. Analizler, 50 yaş altı yetişkinlerin hem İsrail devletini hem de mevcut hükümetini olumsuz değerlendirme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Demokrat partili gençlerin "çok olumsuz" kategorisindeki yoğunluğu, ABD’nin gelecekteki İsrail politikasını şekillendirecek seçmen profilinin mevcut statükodan koptuğunu gösteriyor. Yıllardır süregelen diplomatik ve medya desteğine rağmen İsrail’in Amerikan kamuoyundaki imajının 2022’den bu yana istikrarlı bir gerileme içinde olması dikkat çekici. Bu durum, iki ülke arasındaki "özel ilişki"nin sosyolojik tabanındaki sarsıntının boyutlarını gözler önüne seriyor. Sizce ABD'deki bu kamuoyu değişimi, iki ülke arasındaki diplomatik ve stratejik ilişkileri uzun vadede nasıl etkileyebilir? |
|