Gazeteci Zeki Gümüş, ABD’nin BM’den ayrılmasının hem tarihsel hem de siyasi açıdan sıra dışı bir adım olacağını vurguladı. Gümüş, “Amerika, eğer Birleşmiş Milletler'den ayrılırsa tabii oy hakkından ya da birçok hakkından feragat etmiş olacak” dedi.
Gümüş, tarihte benzer bir durumun sadece Endonezya tarafından yaşandığını hatırlattı. Endonezya’nın, Malezya’nın BM’ye girmesine tepki göstererek ayrıldığını, ancak bu sürecin çok kısa sürdüğünü ve daha sonra geri dönüldüğünü ifade etti.
ABD iç siyasetine de değinen Gümüş, Donald Trump’ın öngörülemez tutumuna dikkat çekerek radikal bir karar alabileceğini, ancak bunun ABD için büyük bir kayıp olacağını söyledi. ABD’nin Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve BM merkezinin ev sahibi olması gibi ayrıcalıklarına vurgu yaptı.
İspanya’dan geldiği öne sürülen, “ABD’nin kendisiyle ilgili kararlara katılmaması” önerisini ise Gümüş mantıklı buldu. Gümüş, “Çünkü kendinle ilgili bir karara kendin etki etmemen lazım” şeklinde konuştu.
BM Güvenlik Konseyi yapısını eleştiren Gümüş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sözünü hatırlatarak mevcut yapının adil olmadığını savundu. Beş daimi üyenin kararları engellemesinin birçok sorunu çözümsüz bıraktığını öne sürdü.
Özellikle Gazze olaylarında ABD’nin olumsuz oy kullanmasının, oradaki durumun devam etmesine yol açtığını iddia etti. Ayrıca, dünya nüfusunun %25’ini oluşturan Müslümanların, veto yetkisine sahip beş ülke arasında temsil edilmediğine dikkat çekerek sistemin değişmesi gerektiğini söyledi.
Dr. Murat Genç ise daha realist bir bakış açısı sundu. Genç, ABD’nin neden kendi kurduğu ve uzun yıllardır faydalandığı bir sistemden çekilsin ki sorusunu sorarak, bunun rasyonel olmadığını savundu.
Genç, BM’deki iki temel yapıyı anlattı: Her üyenin bir oya sahip olduğu Genel Kurul ve beş daimi üyenin veto hakkı bulunduğu Güvenlik Konseyi. ABD’nin, hoşlanmayacağı kararları engelleyebildiği bu sistemi terk etmesinin neredeyse imkansız olduğunu ifade etti.
İspanya’nın önerisine hukuki açıdan yaklaşan Genç, BM Şartı’nın 27. maddesinin 3. fıkrasına atıfta bulundu. Maddenin, “Uyuşmazlığın tarafı olan ülkeler oy kullanmaktan kaçınmalı” dediğini, ancak “kullanamaz” demediğini belirtti.
Pratikte bu kuralın işlemediğini, Rusya-Ukrayna savaşı örneğinde olduğu gibi, taraf olan ülkelerin oy kullanmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.
Sizce, mevcut BM Güvenlik Konseyi yapısı ve veto yetkisi, küresel adalet ve barış için reforme edilmeli mi?