Çeteye yönelik operasyonu yapan ve tutuksuz yargılanan müşteki-sanık polislerden eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in de aralarında bulunduğu 4 polis duruşmaya fiziken katılırken, müşteki-sanık 2 polis ise SEGBİS üzerinden bağlandı. Sanık polisler, tutuklu sanıkların hemen arkasındaki, tutuksuz sanıklar için ayrılan bölümde yer aldı.
Duruşmanın başında söz alan sanık avukatlarının, birleşen dosyaların ayrılması yönündeki talebi mahkeme tarafından reddedildi. Sanık Kaplan’ın avukatları, dosyaların birleşmesine rağmen “polislerin yargılandığı” dosya ile “buluntu telefona ilişkin dosyayı” inceleme imkânları bulunmadığını öne sürerek duruşmanın ertelenmesini talep etti. Ancak mahkeme bu talebi de kabul etmedi.
Kaplan, tutuksuz sanıklar için ayrılan bölümde oturan polisleri işaret ederek, “Operasyonu düzenleyen polisler de burada. Bunlar FETÖ’den yargılanıyor” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine müşteki-sanık polisler, Kaplan’a “Düzgün konuş” diye karşılık verdi.
Kaplan ise “FETÖ’cü değil misiniz lan, FETÖ’den yargılanmıyor musunuz?” diye bağırdı. Müşteki-sanık polislerden Şevket Demircan da, “Asıl sizin örgütünüz FETÖ’cü, gördük yazışmalarda Cevheri Güven’e nasıl bilgi sızdırmışsınız” şeklinde konuştu.
Müşteki-sanık Murat Çelik ise “Biz FETÖ’den yargılanmıyoruz. Ben FETÖ’nün bir numaralı düşmanıyım” dedi. Tartışmaya, salonun izleyici kısmında bulunan bazı kişiler de katılarak polislere tepki gösterdi.
Mahkeme başkanı, bu gelişmeler üzerine sanık Kaplan ve bazı izleyicilerin duruşma salonundan çıkarılması talimatını verdi. Avukatlarının, Kaplan’ın salona tekrar alınması talebi üzerine mahkeme başkanı, “Son defa bir şans tanıyacağım. Kimse birbirine sataşmayacak. Tekrar yaşanırsa salondan çıkartırım” uyarısında bulundu.
Duruşma salonuna alınan Kaplan tekrar söz talebinde bulundu ancak mahkeme sanığa söz vermedi. Öte yandan, dosyadaki müşteki-sanık sıfatıyla hazır bulunan polislerin, FETÖ firarisi Cevheri Güven’e bilgi sızdırdıkları iddiasıyla Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları dava da aynı duruşmada ele alındı.
Tutuklu sanık Serkan Dinçer ile avukatları hazır bulundu. Sanık Dinçer, Bora Kaplan’la bir ilişkisinin olmadığının bilirkişi raporlarıyla anlaşıldığını savundu. Mahkeme, Dinçer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Mahkeme başkanı daha sonra, dosyanın hem gizli tanığı hem de sanığı olan Serdar Sertçelik’e söz verdi. Sertçelik uzun savunmasında, sanık polislerin baskı, tehdit ve zorla kendisini gizli tanık yaptıklarını ileri sürdü.
“Bu dosyanın M7 kod adlı gizli tanığı benim, aynı zamanda sanığı da benim. Hem gizli tanık hem sanık yapıldım. Gözleri kararmış şekilde gizli tanık olmaya zorluyorlardı. Baskı ve tehditlere dayanamayarak, iradem dışında gizli tanık olmayı kabul ettim. Yaş pasta getirdiler, kutlama yaptılar, çay verdiler” iddialarında bulundu.
Sertçelik, savunmasında soruşturmayı yapan polislerin bazı siyasilerin isimlerini ifadelerinde geçirtmek istediği yönündeki, daha önce kamuoyuna yansıyan iddialarını da tekrarlayarak, “Yaptığım paylaşımlardan sonra devletimiz sesimizi duydu, kendilerine operasyon yapıldı” dedi.
Savunması devam ederken, mahkeme başkanı “Daha ne kadar kaldı Serdar” diye sordu. Sertçelik “Çok var” deyince, mahkeme başkanı “Toparla artık” yanıtını verdi. Sertçelik’in “Ben, üç yıl burada konuşmayı bekledim efendim, bırakın da konuşayım” demesi üzerine ise Mahkeme başkanı, “Daha erken gelseydin Serdar” ifadelerini kullandı.
Sizce bu karmaşık davada adil bir yargılama süreci sağlanabiliyor mu?