İkinci alarm ise iki gün sonra geldi. Bu kez ekipler, beton duvarda açılmış büyük bir delik ve tamamen boşaltılmış kasalarla karşılaştı. Soyguncuların hedefi, Sparkasse bankasının Gelsenkirchen-Buer şubesindeki kiralık kasa bölümüydü.
Yapılan ilk incelemelerde 3 binden fazla kasanın açıldığı ortaya çıktı. Kasa odasında evraklar, mücevher kutuları ve kişisel eşyalar dağılmış halde bulunurken, soyguncuların yalnızca nakit para ve altın gibi izlenmesi zor varlıkları aldığı anlaşıldı.
Polise göre çete, bankaya sıradan bir giriş yapmadı. Binanın arka kısmındaki otopark bağlantısını kullanarak bodrum katına ulaştıkları ve güvenlik sensörlerini devre dışı bıraktıkları değerlendiriliyor. Hareket sensörlerinin bantla kapatılması ve doğru noktadan betonun delinmesi, içeriden bilgi alınmış olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Soygunun zamanlaması da dikkat çekiciydi. Noel tatili nedeniyle şehirde hayatın yavaşladığı bir dönemde gerçekleştirilen operasyon, dikkat çekmeden ilerledi. Görgü tanıkları, gece saatlerinde büyük çantalar taşıyan kişiler gördüklerini belirtti.
Olayda kullanılan araçların çalıntı plakalı olduğu tespit edildi. Çetenin, çaldıkları serveti parça parça taşıdığı düşünülüyor. Soygunun ardından en çarpıcı detay ise mağdurların profili oldu.
Kasaların sahipleri büyük yatırımcılar değil; esnaf, emekliler ve yıllarca birikim yapan sıradan vatandaşlardı. Kasalarda sadece para ve altın değil; aile yadigârları, hatıralar ve nesilden nesile aktarılan değerli eşyalar da bulunuyordu.
Bu nedenle olay, maddi kaybın ötesinde duygusal bir yıkım olarak değerlendiriliyor. Her bir kasa için bankanın sağladığı sigorta limitinin yaklaşık 10 bin euro olması, mağdurlar arasında büyük tepki yarattı.
Banka yönetimi güvenlik sistemlerinin güncel olduğunu savunsa da uzmanlar, titreşim ve hareket algılama sistemlerinin yetersiz olabileceğini öne sürüyor. Soygunun ardından başlatılan ve “Matkap” kod adı verilen soruşturmada yüzlerce polis görev aldı.
Kasa odasında bulunan on binlerce eşya tek tek incelenirken, DNA ve parmak izi gibi deliller üzerinden şüphelilere ulaşılmaya çalışılıyor. Şu ana kadar resmi bir gözaltı açıklanmazken, yetkililer çetenin eninde sonunda yakalanacağını düşünüyor.
Bu olay, yalnızca bir banka soygunu değil; aynı zamanda finansal güvenlik sistemlerine yönelik ciddi bir sorgulamayı da beraberinde getirdi. Bugün geriye kalan ise boş kasalar ve büyük bir güven kaybı oldu.
Sizce bu kadar planlı ve büyük çaplı bir soygun önlenebilir miydi?