Kornelius, "NATO, bir savunma ittifakıdır" diyerek ittifakın doğasını hatırlattı. Ayrıca, Alman hükümetinin de ittifakın yetki alanını ve söz konusu savaşa katılım konusundaki kendi pozisyonunu net bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Alman Sözcü, savaş operasyonlarının genişletilmesinin Orta Doğu ile Körfez bölgesindeki diğer ortaklar için büyük riskler doğuracağı uyarısında bulundu. Bu açıklama, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmasına yönelik endişeleri yansıttı. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve İran'a yönelik saldırılar bağlamında uluslararası bir askeri operasyona katılmayacağını bir kez daha teyit etti. Wadephul, ARD televizyonunun "Bericht aus Berlin" programında bu mesajı iletti. Wadephul, Almanya'nın söz konusu çatışmanın aktif bir parçası olmayacağını kesin bir dille vurgulayarak, "Yakında bu çatışmanın aktif bir parçası olacak mıyız? Hayır" şeklinde konuştu. Alman hükümetinin bu konudaki tutumunun net olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı, bu yaklaşımın Başbakan Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius tarafından da açık şekilde dile getirildiğine işaret etti. Wadephul, olası bir diplomatik müzakere sürecine dahil olmayı arzuladıklarını da sözlerine ekledi. Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliğin kalıcı biçimde sağlanmasının ancak diplomatik bir çözümle ve İran ile yapılacak görüşmelerle mümkün olabileceğini aktaran Wadephul, askeri seçeneklere vurgu yapmadı. Wadephul, Avrupa Birliği'nin (AB) Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla başlattığı Aspides askeri misyonunun beklenen etkiyi göstermediğini kaydetti. Bu misyonun Hürmüz Boğazı'na genişletilmesinin daha fazla güvenlik sağlayıp sağlamayacağı konusunda şüphelerini dile getirdi. Avrupa için çok önemli olan ticari taşımacılığın büyük bir kısmının Kızıldeniz'den geçmesi gerekirken, Aspides misyonunun etkisizliği nedeniyle bunun mümkün olamadığını vurgulayan Wadephul, mevcut durumu eleştirdi. Almanya Dışişleri Bakanı, İran’ın tehditlerine asla boyun eğmeyeceklerinin altını çizdi. Wadephul, "Bu rejim, hem iç hem de dış politikada adaletsizdir" ifadesini kullanarak sert bir dil benimsedi. Wadephul, İran rejiminin sadece İsrail Devleti’nin varlığını ve güvenliğini tehlikeye atmakla kalmadığını, aynı zamanda tüm bölgedeki terör gruplarını desteklediğini iddia etti. İran'ın Irak, Lübnan ve Yemen'de Hizbullah, Hamas ve Husileri desteklediğine dikkati çekti. "Dolayısıyla, bu tür bir haksız rejim, uluslararası hukuk ilkelerine pek başvuramaz ve bize herhangi bir şekilde tavsiye veya uyarıda bulunma yetkisi de yoktur" diyen Wadephul, İran yönetimine yönelik ağır suçlamalarda bulundu. Johann Wadephul, bir soru üzerine petrol fiyatlarının ancak bölgedeki çatışmanın çözülmesi halinde yeniden normale döneceğini sözlerine ekledi. Bu açıklama, ekonomik istikrarın bölgesel barışa bağlı olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Sizce Almanya'nın çatışmaya doğrudan askeri müdahaleden kaçınarak diplomasiye odaklanan tutumu doğru bir strateji mi? |
|