Haluk Görgün yaptığı konuşmada, üniversitelerin bilgi birikimi ile savunma sanayisinin yüksek teknoloji üretim kabiliyetini aynı hedefte buluşturduklarını ifade etti. Görgün, milli alt sistemlerin ve üniversite-sanayi iş birliği projelerinin, Türkiye'nin teknoloji yolculuğunda ulaştığı seviyeyi net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Mühendislerin emeği ve kurumlar arası güçlü eş güdümün, "Türkiye Yüzyılı"nın yüksek teknoloji vizyonuna önemli bir ivme kazandırdığını kaydeden Görgün, savunma sanayisini stratejik aklın, ileri mühendisliğin ve güçlü insan kaynağının buluştuğu seçkin bir alan olarak nitelendirdi. Görgün, "Bizler üniversite-sanayi birlikteliğini çok kıymetli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz." dedi. Bu modelin, akademik çalışmayı sahaya yaklaştırdığını, mühendislik kabiliyetini bilimsel üretimle beslediğini ve stratejik teknolojilerde ülkenin rekabet gücünü ileri taşıdığını belirtti. Savunma sanayisinin son yıllardaki yükselişine kattığı vizyon için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını sunan Görgün, bu liderliğin sektörün uluslararası rekabet kabiliyetine güçlü bir ufuk açtığını söyledi. Görgün ayrıca, üniversitelerle yapılan çalışmaların ASELSAN'ın teknolojik derinliğini artırdığına işaret etti. Bu güçlü üretim zincirinin bir sembolü olarak, ASELFLIR-500 sisteminin 150'nci sembolik teslimatını gerçekleştirdiklerini duyurdu. ASELFLIR-500'ün, yüksek teknoloji alt sistemleri ve ekosistemin ortak emeğiyle ortaya çıkan önemli bir başarı olduğunu belirten Görgün, bu teslimatın akademik bilginin sanayi gücüyle birleşmesini temsil ettiğini ifade etti. Haluk Görgün, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) himayesinde 2017 yılında kurulan ASELSAN Akademi hakkında da bilgi verdi. Akademinin ODTÜ, İTÜ, Gebze Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi iş birliğiyle faaliyet gösterdiğini aktardı. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ise mevcut akademi modelinin yanı sıra "ASELABS" laboratuvarlarını hayata geçirdiklerini açıkladı. Bu laboratuvarlara bugüne kadar 30 milyon dolar yatırım yapıldığını ve geleceğin oyun değiştirici teknolojileri üzerinde çalışılacağını bildirdi. Savunma sanayisinde seri üretim seferberliği dönemine girildiğini dile getiren Akyol, 2025 yılında 286 bin adet ürün teslim ettiklerini açıkladı. Üretim ve teslimat süreci devam eden ürün sayısının ise 400 binin üzerinde olduğunu, bunların 150'den fazlasının ÇELİKKUBBE bileşeni olduğunu kaydetti. Kapasite artırımı için, başta Oğulbey Tesisi olmak üzere, şirket genelinde 3 milyar doları aşan bir yatırım hamlesinin sürdüğünü söyleyen Akyol, ASELSAN'ın büyük bir ekosistemin merkezindeki motor gibi olduğunu vurguladı. Ahmet Akyol, şirketin ekonomik büyüklüğüne ilişkin önemli veriler paylaştı. ASELSAN'ın, Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir şirket olarak 37 milyar dolar piyasa değerine ulaştığını ve Borsa İstanbul'un açık ara en değerli şirketi konumunda olduğunu duyurdu. Akyol ayrıca, kilogram başına 2 bin 200 dolara yükselen ihracat değeri ve KOBİ'lere aktarılan yıllık 4 milyar dolarlık kaynakla ASELSAN'ın Türkiye için kilit bir aktör olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. Tören kapsamında akademisyenlere "Üniversite-Savunma Sanayii İş Birliği Ödülleri" takdim edildi ve ASELSAN Akademi Mezuniyet Töreni gerçekleştirildi. Bugüne kadar toplam 556 çalışanın mezun olduğu akademiden, bu yıl 95 ASELSAN personeli daha mezuniyet derecesi aldı. Program dahilinde toplam 1001 çalışan eğitimlerine devam ediyor. 2024-2025 akademik yılında mezun olan 4 öğrenciye, Tohum Proje Desteği kapsamında toplam 165 bin dolar destek sağlandı. Aynı dönemde mezunların tez çalışmalarından 27 makale ve 60 bildiri üretildi. Ayrıca, 3 farklı üniversitede kurulan 6 ASELABS laboratuvarının açılışı uzaktan bağlantıyla yapıldı. Türkiye'de ilk kez hayata geçirilen bu laboratuvarlar sayesinde, akademisyenler ile ASELSAN mühendisleri ortak projeler yürütebilecek. Bu kapsamda ODTÜ'de üç, İTÜ'de iki ve Hacettepe Üniversitesi'nde bir laboratuvar faaliyete geçirildi. Söz konusu laboratuvarlarda, yeni nesil teknolojiler geliştirecek lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri küresel düzeyde rekabet fırsatı bulacak. Sizce üniversite-sanayi iş birliğinin en önemli katkısı hangi alanda oluyor? |
|