Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, COP31 Müzakere Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen’ın video mesajı yayımlandı. Programa 100'ün üzerinde ülkeden temsilciler, BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, BM Kalkınma Programı (UNDP) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) gibi 15 BM kuruluşundan üst düzey temsilcilerin yanı sıra önceki dönem COP başkanlıklarının temsilcileri katıldı. Konuşmasının başında Ortadoğu’da yaşanan gerginlikler, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji krizi ve devam eden Ukrayna-Rusya çatışmasına dikkat çeken Bakan Kurum, küresel çapta etkisi süren kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının arttığını belirtti. Kurum, iklim krizinin olumsuz etkilerinin siyasi, ekonomik, kültürel bir dönüşümü tetiklediğini ifade etti. Bakan Kurum, Türkiye'nin bu zorlu tabloya karşı barış ve huzuru hakim kılmak için son derece yapıcı bir diplomasi ve çözüm odaklı bir duruş sergilediğini vurguladı. İnsanlığın sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmasının tek yolunun, tüm ülkelerin eşit haklara sahip olduğu bir dünya düzeni olduğunu söyledi. Bakan Kurum, iklim krizinin sadece çevresel bir mesele olmadığının altını çizerek, insanlığın geleceği için de önemli bir başlık olduğunu vurguladı. Kuraklığın küresel maliyetinin yıllık 300 milyar doların üzerinde olduğunu belirten Bakan Kurum, dünya nüfusunun yarısının yılın en az 1 ayında su kıtlığı yaşadığını aktardı. Kurum, 2035 yılına kadar elektrik ihtiyacının yüzde 40 ile 50 arasında artmasının beklendiğini de sözlerine ekledi. Bakan Kurum, ayrıca küresel iklim finansmanı ihtiyacının yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, bugünkü finansmanın ise yalnızca 1,9 trilyon dolar düzeyine ulaşabildiğini ifade etti. İklim krizinin etkilerinin geri döndürülemez şekilde derinleşmeden harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 vizyonunu anlattı. Kurum, COP31’i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmediklerini, onu küresel bir dönüm noktası olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bakan Kurum, "Eğri oturup doğru konuşalım. Artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor, 'Daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin.' Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız" dedi. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmek ve gelişmiş-gelişmekte olan ülkeler arasında samimi iş birliğini güçlendirmek gerektiğini belirtti. COP31 Başkanlığı olarak somut adımlar için çalışacaklarını ifade eden Kurum, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları COP31’in tam kalbine koyacaklarını açıkladı. "Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik olmaz" şeklinde konuştu. COP31 gündeminin atılacak somut ve ölçülebilir adımlar olacağını ifade eden Bakan Kurum bu başlıkları sıraladı. Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacaklarını ve döngüsel ekonomiyi güçlendireceklerini söyledi. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlayıp bugün küresel bir çevre seferberliğine dönüşen Sıfır Atık Hareketi’ni ve kazanımlarını tüm dünyayla paylaşacaklarını belirtti. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacaklarını vurguladı. Sanayi sektörünü Net Sıfır Hedefleriyle uyumlu hale getireceklerini, su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceklerini ifade etti. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacaklarını, gençleri iklim kriziyle mücadelenin tam merkezine koyacaklarını sözlerine ekledi. Bakan Kurum, "Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir. COP31 Başkanlığı, bu güveni inşa etmeye kararlıdır" dedi ve Türkiye'nin bu süreci sonuç üreten bir zemine taşımakta kararlı olduğunu belirtti. Konuşmasında deprem bölgesine ayrı bir parantez açan Bakan Kurum, aynı kararlılıkla iklime dirençli şehirler kurmaya devam edeceklerinin altını çizdi. Türkiye'de 2023 yılında Asrın Felaketi dediğimiz büyük bir deprem yaşandığını hatırlattı. Depremden hemen sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2 yılda dünyaya örnek olacak iklim dirençli 11 şehri ayağa kaldırdıklarını ve 2 yılda 500 bin konutu depremzede vatandaşlara teslim ettiklerini anlattı. "İşte bu bakışla iklim dirençli şehirlerimizi yaygınlaştıracağız" ifadelerini kullandı. COP30’dan COP31’e uzanan süreçte atılan önemli adımlar üzerinde çalışmaya devam ettiklerini belirten Bakan Kurum, "Brezilya ve Azerbaycan Başkanlıklarıyla ve Avustralyalı dostlarımızla eşgüdüm içindeyiz" dedi. Türkiye ve Avustralya iş birliği modelinin, güçlü sonuçlar elde etme vizyonu üzerine kurulduğunu söyledi. İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile COP31 müzakereler başkanlığı sürecini yürüteceklerini ve bu modelin iklim diplomasisi için yeni bir dönemi başlatan, özgün bir iş birliği yapısı olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, Türkiye’nin Antalya’daki COP31 hazırlıklarına ilişkin de bilgiler paylaştı. Şu anda liderler seviyesinde konuyu ele alan Antalya Deklarasyonu’nun hazırlığı içerisinde olduklarını bildirdi. Bu noktada, ülkelerin görüşlerini de alarak COP31’de nihai hale getirmek istediklerini belirtti. 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak liderler zirvesiyle COP31’i geleceğe taşıma konusunda yüksek bir irade gösterdiklerini ifade etti. Eylem gündemini de görüşlere açtıklarını ve nisan ortasında görüşleri aldıktan sonra mayıs ayında bu çalışmayı da tamamlayacaklarını aktardı. Haziranda bir etkinlik düzenleyerek, eylem gündemini operasyonel hale getireceklerini söyledi. "Dünya turizminin gözdelerinden güzel şehrimiz Antalya, on binlerce iklim gönüllüsünü misafir etmeye hazırdır" şeklinde konuştu. Bakan Kurum, konuşmasının sonunda iklim kriziyle mücadele kapsamında dünyaya iş birliği çağrısında bulundu. "Tüm insanlık olarak, doğuştan gelen fıtratımıza, bizi biz yapan özümüze geri dönmeliyiz" dedi. Bir insanlık sorunu haline gelen iklim krizine karşı niyetleri, yürekleri ve elleri birleştirmek gerektiğini vurguladı. "Şunu tek bir an bile unutmayalım ki bir tercih yapacağız. Ya doğayı korunacak bir emanet bilen özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile beraber biz de yok olacağız" ifadelerini kullandı. COP31 Başkanlığı olarak tercihlerini yaptıklarını belirten Kurum, "Sizin de desteğinizle, tüm insanlık için, dünyanın tüm çocukları için harekete geçiyoruz" dedi. COP31’deki güçlü liderlikleriyle; küresel iklim diplomasisinde yeniden güveni, iş birliğini, kardeşliği ve aksiyonu hakim kılacaklarını söyledi. Toplantıda konuşan BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, Türkiye’nin COP31 Başkanlık sürecinden övgüyle bahsetti. "Türkiye çok muazzam bir liderlik sergiliyor. Küresel iklim krizine gösterdikleri liderlik inanılmaz" dedi. Avustralya ile iş birlikleri ve uyumlarının takdire şayan olduğunu, geçmiş dönemlerle bir arada çalıştıklarını ifade etti. Brezilya ve Fransa başta olmak üzere programda söz alan ülke temsilcileri Türkiye’ye desteklerini iletti ve takvime uygun ilerleyen süreç için teşekkürlerini sundu. Sizce iklim kriziyle mücadelede en acil ve öncelikli adım ne olmalı? |
|