Arkadaşlar, durum artık çıldırtıcı bir boyuta ulaştı. Ben, siz, hepimiz bu sporu tribünlerde yaşamak için buradayız. O kokuyu, o sesi, o heyecanı ciğerlerimize çekmek için. Ama şu an durum o ki, stadın kapısından içeri girmek için neredeyse bir böbreğimizi satmamız gerekiyor. Bu neyin kafası ya?
Bilet Fiyatları Uçtu, Taraftar Yerde
Geçen hafta derbi maçına bilet bakmaya çalıştım. Gözlerime inanamadım. Normal bir kategorideki bilet, ortalama bir insanın neredeyse yarım maaşına denk geliyor. Ailecek gitmek mi? Onu geçtim, tek başına gitmek bile lüks oldu. Süper Lig, Premier League fark etmiyor. Her yerde aynı vahşet. Kulüpler, yayıncılar, organizatörler... Hepsi taraftarı bir nakit inek olarak görüyor. Bu fiyatlar, sadece "elit" denen bir kesimin stadı doldurabileceği anlamına geliyor. Tribünlerin ruhu, emekçiyle, öğrenciyle, ailesiyle gelen babayla olur. Onlar olmadan bu işin anlamı kalmaz.
Tribünler Kimin İçin?
Sporun kalbi tribündedir. O atmosferi yaratan, 90 dakika boyunca ter döken, sevinci ve hüznü en saf haliyle yaşayan bizleriz. Ama şimdi bakıyorsun, tribünler giderek soğuyor. Çünkü orada artık işini gücünü bırakıp gelen değil, "sosyete" için instagram hikayesi çekecek insanlar oturuyor. Ses yok, heyecan yok, sadece pahalı bir etkinlik izleyen insanlar var. Bu, kulüplerin en büyük hatası. Taraftarından kopan takım, ruhunu kaybeder. Bunu anlamayan yöneticiler, bu işin ticaretini de sporu da bitiriyor.
Çözüm Ne? İsyan Zamanı!
Kabul edelim, bu gidişat böyle olmamalı. Kulüpler daha akıllı olmak zorunda. Dinamik fiyatlandırma, erken alım indirimleri, gençlere/öğrencilere özel kota, aile paketleri... Yapılacak o kadar çok şey var ki! Amaç sadece maksimum kar değil, stadı taraftarla doldurmak olmalı. Bizler de sesimizi çıkarmalıyız. Sosyal medyada, kulüp derneklerinde, her yerde bu fiyat politikalarını protesto etmeliyiz. "Bilet pahalı" diye söylenip kenarda durmak yerine, organize bir şekilde tepkimizi göstermeliyiz.
Sonuç olarak, bu sporun temeli taraftardır. Bizi tribünlerden uzaklaştıran her politika, bu spora vurulmuş en büyük darbedir. Futbol, basketbol ne izliyorsanız izleyin, durum aynı. Biz olmazsak, bu işin bir anlamı kalır mı? Ekrandan izlemek güzel de, tribündeki o duygunun yerini hiçbir şey tutmaz.
Haksız mıyım? Siz ne diyorsunuz bu rezalete? Siz de fiyatlardan dertli misiniz, yoksa "ne yapalım, piyasa koşulları" mı diyorsunuz? Açın konuşalım!
Geçen hafta derbi maçına bilet bakmaya çalıştım. Gözlerime inanamadım. Normal bir kategorideki bilet, ortalama bir insanın neredeyse yarım maaşına denk geliyor. Ailecek gitmek mi? Onu geçtim, tek başına gitmek bile lüks oldu. Süper Lig, Premier League fark etmiyor. Her yerde aynı vahşet. Kulüpler, yayıncılar, organizatörler... Hepsi taraftarı bir nakit inek olarak görüyor. Bu fiyatlar, sadece "elit" denen bir kesimin stadı doldurabileceği anlamına geliyor. Tribünlerin ruhu, emekçiyle, öğrenciyle, ailesiyle gelen babayla olur. Onlar olmadan bu işin anlamı kalmaz.
Sporun kalbi tribündedir. O atmosferi yaratan, 90 dakika boyunca ter döken, sevinci ve hüznü en saf haliyle yaşayan bizleriz. Ama şimdi bakıyorsun, tribünler giderek soğuyor. Çünkü orada artık işini gücünü bırakıp gelen değil, "sosyete" için instagram hikayesi çekecek insanlar oturuyor. Ses yok, heyecan yok, sadece pahalı bir etkinlik izleyen insanlar var. Bu, kulüplerin en büyük hatası. Taraftarından kopan takım, ruhunu kaybeder. Bunu anlamayan yöneticiler, bu işin ticaretini de sporu da bitiriyor.
Kabul edelim, bu gidişat böyle olmamalı. Kulüpler daha akıllı olmak zorunda. Dinamik fiyatlandırma, erken alım indirimleri, gençlere/öğrencilere özel kota, aile paketleri... Yapılacak o kadar çok şey var ki! Amaç sadece maksimum kar değil, stadı taraftarla doldurmak olmalı. Bizler de sesimizi çıkarmalıyız. Sosyal medyada, kulüp derneklerinde, her yerde bu fiyat politikalarını protesto etmeliyiz. "Bilet pahalı" diye söylenip kenarda durmak yerine, organize bir şekilde tepkimizi göstermeliyiz.
Sonuç olarak, bu sporun temeli taraftardır. Bizi tribünlerden uzaklaştıran her politika, bu spora vurulmuş en büyük darbedir. Futbol, basketbol ne izliyorsanız izleyin, durum aynı. Biz olmazsak, bu işin bir anlamı kalır mı? Ekrandan izlemek güzel de, tribündeki o duygunun yerini hiçbir şey tutmaz.
Haksız mıyım? Siz ne diyorsunuz bu rezalete? Siz de fiyatlardan dertli misiniz, yoksa "ne yapalım, piyasa koşulları" mı diyorsunuz? Açın konuşalım!