Yapılan incelemelerde, dijital kayıt cihazının verilerinin, kuyruk konisinin uçağın gövdesinden kopması ile sonlandığı belirtildi. Kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ek verilerin mevcut olmadığı ifade edildi. Uçağın düşmesine ilişkin muhtemel sebep olarak ise oldukça çarpıcı bir detay öne çıkarıldı.
Açıklamada, uçağın suya iniş durumunda otomatik olarak şişen can salının, karbondioksit tüpünün çarpması sonucu gövdeye hasar vermiş olabileceği üzerinde duruldu. Bu durumun, kanat üzerindeki can salının yuvasından çıkmasına yol açtığı vurgulandı.
Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından yürütülen incelemeler neticesinde, uçak enkazında ne içeriden ne de dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanmadığı bildirildi. Motor ve pervane sistemlerine dair teknik incelemede ise kaza anına kadar tüm sistemlerin sorunsuz çalıştığı kaydedildi.
Devam eden yapısal ve metalurjik incelemelere göre, uçaktaki kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı tespit edildi. Ancak yapılan çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği belirlendi. Bakanlık, uçağın azot tüplerinin düşüşe neden olduğu iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
MSB açıklamasında, resmi açıklamaların dışındaki provokatif söylemlere itibar edilmemesi gerektiğinin altı çizildi. Tüm incelemeler tamamlandıktan sonra hazırlanacak olan nihai raporun kamuoyu ile paylaşılacağı bilgisi verildi.
Sizce havacılık kazalarında nihai raporların açıklanma süreci yeterince şeffaf mı?