| Erdoğan, "28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini" vurguladı. Soykırım şebekesinin dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyayı büyük bir felakete sürüklediğini belirten Cumhurbaşkanı, bölgenin son asrın en sancılı günlerini yaşadığını kaydetti. "Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır" diyen Erdoğan, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenlerin kardeşleri olduğunu ifade etti. Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşları ile Beyrut ve Riyad'dakiler arasında bir fark olmadığını, katliam şebekesinin gözünde isimlerin fark etmediğini söyledi. Cumhurbaşkanı, füzeler ve drone'lar tarafından tahrip edilen alt yapı tesislerinin de kardeşlerin kaynakları olduğunu sordu. Saldırganların nazarında Şii ya da Sünni, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmanın bir farkı olmadığını vurguladı ve "Biz ne kardeşlerimiz arasında ayrım yaparız ne de onların acısına seyirci kalırız" dedi. Savaşın ağır faturasının bedelini önce Müslümanların, sonra tüm insanlığın ödediğini belirten Erdoğan, Netanyahu hükümetinin sadece İran'ı hedef almadığını söyledi. Lübnan'ın işgal planlarının adım adım hayata geçirildiğini, 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlının hayatını kaybettiğini ve 1 milyon 165 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Erdoğan, İsrail'in Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden eylemlerine devam ettiğini de sözlerine ekledi. Siyonist katliam şebekesinin ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tuttuğunu ve bunun küstah bir saldırı olduğunu ifade etti. Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı kılınamadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet hakkı asla engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. İslam dünyasının bu devlet terörüne en büyük tepkiyi vermesinin asli vazife olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu noktada üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini ve Kudüs'e sahip çıkmaya inşallah devam edeceklerini söyledi. Devlet olarak etraflarını saran savaş çığırtkanlıklarına asla teslim olmayacaklarını ve soğukkanlılıklarını kaybetmeyeceklerini vurguladı. Barışçıl dış politikalarından geri adım atmayacaklarını ifade eden Erdoğan, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket ettiklerini kaydetti. Ana muhalefet partisi genel başkanı dışında aziz milletin ve bölgedeki tüm kardeşlerin Türkiye'nin neyin mücadelesini verdiğinin farkında olduğunu söyledi. Son olarak, "Türkiye, doğru yoldadır" diyen Cumhurbaşkanı, "Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz" ifadelerini kullanarak konuşmasını sonlandırdı. Sizce bölgedeki bu gerilim ortamında kalıcı barışın tesisi için en acil adımlar neler olmalı? |
|