Konuya ilişkin yapılan bilimsel çalışmalar da bu açıklamayı destekler nitelikte sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmalar, demans riskinin sadece bilişsel gerilemelerle değil, davranışsal değişikliklerle de kendini gösterebileceğine işaret ediyor.
Özellikle 40’lı ya da 50'li yaşlarda özgüven düşüşü yaşayan kişilerde, ilerleyen dönemlerde demans riskinin belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor. Bu yaş grubunda ortaya çıkan özgüven kaybı, önemli bir erken uyarı sinyali olarak değerlendiriliyor.
Kişinin zamanla daha içe kapanık bir hale gelmesi ve çevresine karşı daha mesafeli davranmaya başlaması da risk faktörünü artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Sosyal çekilme, demansın öncü belirtileri arasında yer alıyor.
Kronik stres, sürekli huzursuzluk hali ve gergin hissetme de uzmanlar tarafından dikkat edilmesi gereken önemli göstergelerden biri olarak vurgulanıyor. Bu duygusal belirtiler, hafife alınmaması gereken işaretler arasında bulunuyor.
University of Oslo'dan uzman Geir Selbaek, uzun süreli stresin vücutta iltihaplanmayı artırarak beyin sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceğini açıklıyor. Bu süreç, nörolojik hasara ve demans riskinin yükselmesine zemin hazırlayabiliyor.
Sizce kişilikteki bu erken değişimler, demans konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak için yeterince konuşuluyor mu?