Bakan Fidan, "Maalesef bu savaş, bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmekte" dedi. Savaşın hem bölgeye hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olduğunu vurguladı. ABD ve İsrail'in uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaşın, giderek yayılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin birinci önceliğinin savaşın çıkmaması olduğunu belirten Fidan, ikinci önceliğin savaşın yayılmasını önlemek, üçüncü önceliğin ise Türkiye'yi bu savaşın dışında tutmak olduğunu açıkladı. Savaş çıkar çıkmaz bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, "Bu savaş öyle ya da böyle bir noktada biter. Bizim bütün çabamız bunu önlemeye yönelik" dedi. Müzakerelerde bir aşamaya gelindiğini, en azından Pakistan üzerinden bir mesaj aktarımı olduğunu belirtti. Bugün hem İranlılarla hem de diğer tarafla bir görüşme yaptıklarını ekledi.
Şu anki müzakere pozisyonlarının savaş öncesindeki müzakere pozisyonundan farklı olduğunu kaydetti. İran ve ABD'nin beklentilerinin daha farklı olduğunu, bu durumun arabulucuların işini zorlaştırdığını ifade etti. Müzakerelerde bir açılış pozisyonu olduğunu, bu pozisyonların çok ciddiye alınmaması gerektiğini ancak bir niyet varsa illa ki bir noktada buluşulacağını söyledi.
İran'ın haklı olarak ABD'ye karşı bir güven kaybı içinde olduğunu vurguladı. İki defa müzakere sürecinde savaş durumu yaşandığını hatırlattı. Hem Cumhurbaşkanı'nın hem de kendilerinin taraflarla yoğun temas içinde olduğunu, bunun bir noktaya gelmesi için canla başla çalıştıklarını belirtti.
Pakistan ve Mısır'ın da önemli rol oynadığını dile getirdi. Güzel olan şeyin, Gazze savaşında olduğu gibi tüm dünyanın beklentisinin bu haksız savaşın bir an önce durması olduğunu söyledi. Bunun bir pratiğe dönüşmesi gerektiğinin altını çizdi.
Bakan Fidan, bölgenin İsrail'in adım adım senaryosunu yazdığı oyunun içine çekilmekte olduğunu iddia etti. Geldikleri noktada, İran'a savaş açılırken bölgedeki Müslümanların bir araya gelmesini çok zor hale getirecek fitne tohumlarının atıldığını gördüklerini ifade etti.
Türkiye olarak bu fitne tohumlarının atılmasını önlemeye çalıştıklarını söyledi. Körfez'de 6-7 ülkeye 8 bin civarında SİHA ve füzeli saldırı gerçekleştiğini belirtti. Bunun tam İsrail'in istediği bir senaryo, yani bölgedeki Müslüman ülkelerin kavgaya girmesi olduğunu öne sürdü.
"Biz bu oyunu bozmaya çalıştığımız için İsrail'in hedefi oluyoruz" dedi. Riyad'daki toplantının kendilerine yapılan saldırıyla alakalı olduğunu açıkladı. Kendilerine yapılan bu saldırının bir boşluk içinde olmadığını, bunun ABD ve İsrail'in saldırılarının bir yansıması olarak görülmesi gerektiğini belirttiklerini söyledi.
Riyad'dayken de füzeler atıldığını ve halkın nasıl paniklediğini gördüklerini anlattı. Bunun sürekli olduğunu, bir ülkenin üzerine düştüğünü görünce durumun başka olduğunu ifade etti. Onlara sağduyulu olma çağrısında bulunduklarını ekledi.
Daha sonra Katar'a gittiklerini ve orada da basın toplantısı sırasında sirenlerin çaldığını aktardı. Ardından BAE'ye giderek Cumhurbaşkanı'nın mesajlarını ilettiklerini belirtti. Şartların giderek karmaşık hale geldiğini, öncelik sırasını gördüklerini söyledi. Umarım bölgesel yayılmayı burada görmeyiz" diye konuştu.
Barışın gelmesi konusunda her tarafın niyetini okuyabildiklerini, İsrail hariç olduğunu ifade etti. ABD'nin seçime gideceğini ve büyük bir tepki altında olduğunu, barış arayışlarının bir noktada devam ettiğini kaydetti.
"Bizim getirdiğimiz teklif hayata geçseydi, netice alınabilir diye düşünüyordum" dedi. 20 yıla yakın İran konuları hakkında çalıştığını, Amerikalıların da mevcut durumdaki tavırlarını bildiğini söyledi. Bize düşenin sadece dost olarak en iyi yolu göstermek olduğunu belirtti.
İlk başta hep "harekete nasıl geçirebiliriz" diye düşündüklerini anlattı. Bir niyet beyanı olsun, uluslararası kamuoyunda çok ciddi beklenti var ama bunun pratiğe dökülmesi gerektiğini, biz de buna uğraştıklarını ifade etti.
Avrupa'daki bütün meslektaşlarının aradığını, iki hususu sorduklarını söyledi: "Ne oluyor? Türkiye durumu nasıl görüyor?"
Sizce bölgede kalıcı barışı sağlamak için atılması gereken en acil adım nedir?
Türkiye'nin birinci önceliğinin savaşın çıkmaması olduğunu belirten Fidan, ikinci önceliğin savaşın yayılmasını önlemek, üçüncü önceliğin ise Türkiye'yi bu savaşın dışında tutmak olduğunu açıkladı. Savaş çıkar çıkmaz bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, "Bu savaş öyle ya da böyle bir noktada biter. Bizim bütün çabamız bunu önlemeye yönelik" dedi. Müzakerelerde bir aşamaya gelindiğini, en azından Pakistan üzerinden bir mesaj aktarımı olduğunu belirtti. Bugün hem İranlılarla hem de diğer tarafla bir görüşme yaptıklarını ekledi.
Şu anki müzakere pozisyonlarının savaş öncesindeki müzakere pozisyonundan farklı olduğunu kaydetti. İran ve ABD'nin beklentilerinin daha farklı olduğunu, bu durumun arabulucuların işini zorlaştırdığını ifade etti. Müzakerelerde bir açılış pozisyonu olduğunu, bu pozisyonların çok ciddiye alınmaması gerektiğini ancak bir niyet varsa illa ki bir noktada buluşulacağını söyledi.
İran'ın haklı olarak ABD'ye karşı bir güven kaybı içinde olduğunu vurguladı. İki defa müzakere sürecinde savaş durumu yaşandığını hatırlattı. Hem Cumhurbaşkanı'nın hem de kendilerinin taraflarla yoğun temas içinde olduğunu, bunun bir noktaya gelmesi için canla başla çalıştıklarını belirtti.
Pakistan ve Mısır'ın da önemli rol oynadığını dile getirdi. Güzel olan şeyin, Gazze savaşında olduğu gibi tüm dünyanın beklentisinin bu haksız savaşın bir an önce durması olduğunu söyledi. Bunun bir pratiğe dönüşmesi gerektiğinin altını çizdi.
Bakan Fidan, bölgenin İsrail'in adım adım senaryosunu yazdığı oyunun içine çekilmekte olduğunu iddia etti. Geldikleri noktada, İran'a savaş açılırken bölgedeki Müslümanların bir araya gelmesini çok zor hale getirecek fitne tohumlarının atıldığını gördüklerini ifade etti.
Türkiye olarak bu fitne tohumlarının atılmasını önlemeye çalıştıklarını söyledi. Körfez'de 6-7 ülkeye 8 bin civarında SİHA ve füzeli saldırı gerçekleştiğini belirtti. Bunun tam İsrail'in istediği bir senaryo, yani bölgedeki Müslüman ülkelerin kavgaya girmesi olduğunu öne sürdü.
"Biz bu oyunu bozmaya çalıştığımız için İsrail'in hedefi oluyoruz" dedi. Riyad'daki toplantının kendilerine yapılan saldırıyla alakalı olduğunu açıkladı. Kendilerine yapılan bu saldırının bir boşluk içinde olmadığını, bunun ABD ve İsrail'in saldırılarının bir yansıması olarak görülmesi gerektiğini belirttiklerini söyledi.
Riyad'dayken de füzeler atıldığını ve halkın nasıl paniklediğini gördüklerini anlattı. Bunun sürekli olduğunu, bir ülkenin üzerine düştüğünü görünce durumun başka olduğunu ifade etti. Onlara sağduyulu olma çağrısında bulunduklarını ekledi.
Daha sonra Katar'a gittiklerini ve orada da basın toplantısı sırasında sirenlerin çaldığını aktardı. Ardından BAE'ye giderek Cumhurbaşkanı'nın mesajlarını ilettiklerini belirtti. Şartların giderek karmaşık hale geldiğini, öncelik sırasını gördüklerini söyledi. Umarım bölgesel yayılmayı burada görmeyiz" diye konuştu.
Barışın gelmesi konusunda her tarafın niyetini okuyabildiklerini, İsrail hariç olduğunu ifade etti. ABD'nin seçime gideceğini ve büyük bir tepki altında olduğunu, barış arayışlarının bir noktada devam ettiğini kaydetti.
"Bizim getirdiğimiz teklif hayata geçseydi, netice alınabilir diye düşünüyordum" dedi. 20 yıla yakın İran konuları hakkında çalıştığını, Amerikalıların da mevcut durumdaki tavırlarını bildiğini söyledi. Bize düşenin sadece dost olarak en iyi yolu göstermek olduğunu belirtti.
İlk başta hep "harekete nasıl geçirebiliriz" diye düşündüklerini anlattı. Bir niyet beyanı olsun, uluslararası kamuoyunda çok ciddi beklenti var ama bunun pratiğe dökülmesi gerektiğini, biz de buna uğraştıklarını ifade etti.
Avrupa'daki bütün meslektaşlarının aradığını, iki hususu sorduklarını söyledi: "Ne oluyor? Türkiye durumu nasıl görüyor?"
Sizce bölgede kalıcı barışı sağlamak için atılması gereken en acil adım nedir?