| Söz konusu iddiaların, gerçeklerle örtüşmeyen ve bölgesel istikrara zarar vermeyi amaçlayan söylemler olduğu kaydedildi. Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin asırlara sari devlet geleneği ve vizyonu gereği her zaman öncü bir rol üstlendiği belirtildi. Bu rolün, bölgede ve tüm coğrafyalarda kanın durması, sivillerin korunması ve kalıcı barışın tesisi için olduğu ifade edildi. Türkiye'nin bölgesel krizlerin ve anlaşmazlıkların çözümünde her zaman uluslararası hukuku ve diplomasi kanallarını öncelediği vurgulandı. Ülkenin, gerilimi tırmandıran değil, düşüren bir tutum sergilediğinin altı çizildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin bölge halklarının huzur, güven ve refahını öncelediği aktarıldı. Açıklamada, Türkiye'nin mücadelesini ve insani duruşunu çarpıtarak sunmaya çalışan manipülatif içeriklere itibar edilmemesi gerektiği uyarısı yapıldı. Ülkenin, dün olduğu gibi bugün de bölgesinde adaletin, barışın ve sağduyunun sesi olmaya devam edeceği mesajı verildi. DMM, bu açıklamayla, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen ve Türkiye'nin İsrail'e yönelik işgal tehdidinde bulunduğunu iddia eden ifadelerin gerçeği yansıtmadığını bir kez daha teyit etmiş oldu. Sizce uluslararası ilişkilerde bu tür asılsız iddiaların yayılmasını engellemek için neler yapılabilir? |
|