Yaklaşık bir aydır devam eden süreçte, nakliyede yaşanan aksamalar ve arz endişelerinin artması, petrol, doğal gaz, alüminyum ve tarım ürünlerinden mısır ile pirinçte sert yükselişleri beraberinde getirdi. Öte yandan, doların güç kazanması, değerli metaller ve bakır başta olmak üzere diğer baz metaller üzerinde sert satış baskısı oluşturdu. Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, maliyet kaynaklı enflasyonist baskıların güçlenebileceği kaygısını doğurdu. Bu durum, merkez bankalarının para politikalarında daha temkinli adımlar atabileceği beklentilerini öne çıkardı. Tedarikçilerin hasar görmüş tesisler, aksayan lojistik ve artan nakliye riskleriyle mücadele etmesi nedeniyle, dünya genelindeki tüketici ve işletmelerin aylarca daha yüksek yakıt fiyatlarıyla karşı karşıya kalabileceği riski belirginleşiyor. Bu gelişmelerle birlikte, Brent petrolün varil fiyatı, 27 Şubat'tan bu yana yüzde 31,4 artışla 94,3 dolar seviyelerine çıktı. Brent petrol, bu dönemde 119 dolar seviyesini görerek, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sürdüğü Haziran 2022'den bu yana en yüksek seviyeyi kaydetti. Hollanda merkezli TTF'de işlem gören doğal gaz kontratları yüzde 69 arttı. Orta Doğu'da tırmanan gerilim, küresel gaz piyasasını sarstı. Katar'ın üretimi durdurması, dünya LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sini raftan indirmişti. 27 Şubat'tan bu yana Chicago Ticaret Borsası'nda mısırın kile başına fiyatı yüzde 2,3, pirincin kile başına fiyatı ise yüzde 2,5 arttı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, biyoyakıt talebini artırdı ve biyoyakıt hammaddesi olan mısırın fiyatlarına yukarı yönlü baskı yaptı. Buğdayın kile başına fiyatı, 6,41 dolar ile Şubat 2025'ten bu yana en yüksek seviyeyi görmesine rağmen, bu seviyeden gelen satışlarla 27 Şubat'a göre yüzde 1,7 azalış kaydetti. Soya fasulyesinin kile başına fiyatı ise 12,3875 dolar ile Mayıs 2024'ten bu yana en yüksek seviyeyi görmesine karşın yüzde 1,5 geriledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran saldırılarını erteleme kararı, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki buğday kıtlığı endişelerini hafifletti. Bölgedeki gelişmelere ilişkin her türlü haber akışı, varlık fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. Trump'ın, bölgede bir anlaşma zemini üzerinde çalışıldığına ve İran ile müzakerelerin sürdüğüne dair açıklamaları, gerilimlerin yakın zamanda sona erebileceğine dair umutları artırdı. Bu durum, özellikle buğday ve soya fasulyesi fiyatlarındaki sert yükselişleri tersine çevirdi. ABD'de faaliyet gösteren Intercontinental Exchange (ICE) emtia borsasında, kahve fiyatları yüzde 13,7, şeker fiyatları yüzde 14,5, pamuk fiyatları ise yüzde 3,8 arttı. Kahve ve şeker fiyatlarındaki artışta, Brezilya'daki mevsimsel etkilerden kaynaklanan üretim endişeleri etkili oldu. 27 Şubat'tan bu yana ons bazında altın fiyatları yüzde 13,3, gümüş fiyatları yüzde 21,8, platin fiyatları yüzde 16,5, paladyum fiyatları ise yüzde 18 azaldı. Altının onsu 4 bin 99,5 dolar ile kasım 2025'ten bu yana en düşük seviyeyi gördü. Gümüşün onsu 61 dolar ile aralık 2025'ten bu yana, platinin onsu 1.738,6 dolar ile Aralık 2025'ten bu yana, paladyumun onsu ise 1.329,8 dolar ile Ekim 2025'ten bu yana en düşük seviyelere geriledi. Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıyı artıracağı endişesiyle tahvil faizlerinde görülen artış, ABD Merkez Bankası (Fed)'in bu yıl faiz indirimi yapmayacağı beklentileri ve güvenli liman olarak dolara talebin artması, altın ve gümüş başta olmak üzere değerli metallerde sert düşüşlere neden oldu. Avrupa'daki bazı merkez bankalarının, savunma harcamalarını finanse etmek amacıyla altın sattığına dair haber akışı da altın fiyatlarındaki gerilemede bir diğer faktör olarak öne çıktı. Tezgah üstü piyasada, bakır fiyatları yüzde 8,4, kurşun fiyatları yüzde 3,4, nikel fiyatları yüzde 4,4, çinko fiyatları yüzde 8,6 düşerken, alüminyum fiyatları yüzde 4,2 yükseliş kaydetti. Enerji fiyatlarındaki sıçramanın doları güçlendirmesi bakır fiyatlarını baskılarken, jeopolitik riskler nedeniyle küresel ekonomik aktivitenin zarar göreceği öngörüleri de bakır talebinin azalmasına yol açtı. Orta Doğu'daki gerilim, alüminyum arzını da tehlikeye atıyor. Katar ve Bahreyn'deki alüminyum üreticileri üretimi durdurdu. Bölgenin küresel alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 9'unu karşılaması nedeniyle, bu yıl küresel alüminyum açığının artacağı tahmin ediliyor. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Rahmi İncekara, bu süreçte İran'ın kendi petrol sevkiyatını sürdürdüğünü belirterek, ülkenin petrol ticaretinin mart ayının ortası itibarıyla savaş öncesine kıyasla sınırlı bir düşüş yaşadığını kaydetti. İncekara, bölgedeki diğer ihracatçıların sevkiyatlarının ise yüzde 95'ten fazla azaldığını aktardı. Suudi Arabistan'ın, alternatif olarak boru hattına yöneldiğini ve petrolü, Kızıldeniz'deki Yenbu limanı'na uzanan hat üzerinden yönlendirmeye başladığını söyledi. İncekara, bu boru hattının günlük kapasitesinin 7 milyon varil olsa da bahsedilen limanın yaklaşık 5 milyon varil işleyebildiği bilgisini verdi. Birleşik Arap Emirlikleri'nin de kısmen alternatif güzergah kullanabildiğini dile getirdi. İncekara, "ABD, Avrupa ve Asya'dan destek arasa da bu kıtadaki ülkeler temkinli yaklaşmaktadır. Ateşkes olmadan yapılacak operasyonların 'riskli' olduğu değerlendirmesi öne çıkmakta. Ayrıca güvenli geçiş koridoru sağlansa bile biriken gemi trafiğinin temizlenmesi haftalar sürebilecek" ifadelerini kullandı. Enerji altyapısına verilen hasar nedeniyle ihracatın toparlanmasının daha uzun zaman alabileceğini belirten İncekara, "Küresel petrol arzı, savaş nedeniyle her gün 11 milyon varil petrol kaybetmekte. Dolayısıyla hiçbir ülke bu krizin etkilerinden muaf olmayacaktır" dedi. İncekara, küresel enerji piyasalarının, Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle sert dalgalanmalar yaşadığının altını çizdi. 23 Mart'ta, Donald Trump'ın İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırıyı 5 gün ertelemesiyle Brent petrolün varil fiyatının 119 dolardan 96 dolar civarına düştüğünü anımsattı. Ancak bölgede karşılıklı saldırıların sürmesinin risk algısını yeniden yükselttiğine dikkati çekti. Karşılıklı restleşmelerin anlaşma umutlarını törpülemesiyle, petrol fiyatlarının savaşın başlamasından bu yana yüzde 50 yükseldiğini vurguladı. İncekara, Goldman Sachs'in yaşanan savaş ekseninde küresel risklerin artması nedeniyle petrol tahminini yukarı yönlü revize ettiğini hatırlattı. Yapılan analizlere göre, petrol sevkiyatlarının 6 hafta boyunca normal seviyenin yüzde 5'ine kadar gerilemesi, ardından bir ay sürecek kademeli bir toparlanma yaşanması beklendiğini belirtti. Bu senaryoda, Orta Doğu kaynaklı arz kaybının günlük 17 milyon varile ulaşabileceği ve toplam kaybın 800 milyon varili aşabileceğinin hesaplandığını kaydetti. Uluslararası kuruluşların, petrol sevkiyatlarında yaşanabilecek 6 aylık bir aksaklıkta fiyatların varil başına 200 dolara yaklaşabileceği yönünde çalışmaları olduğunu aktardı. Sizce petrol fiyatlarındaki bu oynaklık, küresel ekonomiyi resesyona sürükler mi? |
|