| Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda milletvekillerine ve kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Bölgedeki savaş ortamına dikkat çeken Erdoğan, önceliklerinin Türkiye'nin bu dönemi kazasız atlatması olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Savaş, tehdit düzeyini artırarak devam ediyor. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız" ifadelerini kullandı. Konuşmasında, 2026 Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan milli takımı tebrik ederek başladı. Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yıl sonra bu büyük sahnede görecek olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Takımın Avustralya, Paraguay ve Amerika maçlarında başarılar diledi. Ayrıca, milletinin ve gönül coğrafyasındaki tüm kardeşlerin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik etti. Bölgede barış ve huzur içinde geçirilecek bayramlara kavuşma temennisinde bulundu. Parti teşkilatının Ramazan faaliyetlerini öven Erdoğan, yakalanan ivmenin artarak devam edeceğini belirtti. 23 yıldır olduğu gibi kırmadan dökmeden, gönülleri kazanarak yol alacaklarını ifade etti. 86 milyonun tamamını kardeş bileceklerini ve kardeşlik hukukunu koruyacaklarını söyledi. Nevruz Bayramı'nı da tebrik eden Cumhurbaşkanı, bayramın provokasyonlara rağmen sükunet içinde geçmesinden memnuniyet duyduğunu aktardı. Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak üsluplarına çok özen gösterdiklerini vurguladı. Bölgedeki sancılı atmosferde sağduyuyu ve serinkanlılığı elden bırakmadıklarını kaydetti. Ana muhalefetin Ramazan boyunca sürdürdüğü saldırgan söylemler karşısında itidalli kaldıklarını belirtti. Etrafları ateş çemberiyken, konsantrasyonlarını bozacak tartışmalardan uzak durduklarını ifade etti. "Biz 23 yıldır laf değil, iş peşindeyiz" diyen Erdoğan, Türkiye'yi küresel bir oyuncu yapma mücadelesi verdiklerini söyledi. Coğrafyadaki gözyaşlarını silmek ve mazlumlara el uzatmak derdinde olduklarını dile getirdi. Erdoğan, dün başlayan 5G teknolojisine de değinerek, bunun ülkenin rekabet gücünü artıracağını söyledi. 4.5G'den 10 kat hızlı olan bu teknolojiyi 2 yıl içinde tüm vatandaşlara ulaştıracaklarını açıkladı. AK Parti olarak büyük sorumlulukları olduğunu, ülkeyi bölgedeki yangından koruma vazifeleri bulunduğunu tekrarladı. Muhalefetin son günlerdeki çirkin üslubunun bu değerlendirmeyi hatırlatmayı gerekli kıldığını belirtti. Türk milletinin irfan sahibi olduğunu ve kimsenin onu kandıramayacağını söyledi. Milletin, AK Parti ile CHP arasındaki seviye farkını net gördüğünü iddia etti. Ana muhalefetin saldırgan söylemlerinin vatandaş tarafından takip edildiğini ve hak ettiği notu aldığını ifade etti. Kendilerine yönelik hakaretlerin sadece muhalefeti küçük düşüreceğini savundu. Öfke ve nefret dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacaklarını, ancak gerektiğinde haddini bildirmenin de önemli olduğunu vurguladı. Hiç kimsenin Cumhurbaşkanı'na ve iktidar partisine seviyesizce dil uzatma hakkı olmadığını söyledi. Erdoğan, CHP'yi darbecilikle suçlayarak, "Bu ülkede darbeciliğin kitabını CHP yazmıştır" dedi. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde CHP'nin rolü olduğunu iddia etti. 15 Temmuz darbe girişimine de değinerek, CHP'nin darbecilere çanak tuttuğunu öne sürdü. Darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP'nin yazdığını iddia etti. Davutpaşa Kışlası'nda yaşandığını iddia ettiği bir anekdotu paylaşarak, CHP milletvekillerinin darbeye zemin hazırlamak için gençleri çatıştırdığını öne sürdü. CHP zihniyetinin gençleri sarf malzemesi olarak gördüğünü savundu. Karşılarında kalibrelerine uygun bir siyasi rakip olmadığını iddia eden Erdoğan, ana muhalefet liderini ağzı bozuk bir karakter olarak nitelendirdi. CHP'li vatandaşların da bu söylemlerden rahatsız olduğunu belirtti. Belediye kaynaklarına yönelik suçlamalarda bulunarak, kimsenin milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı olmadığını söyledi. Adil ve tarafsız bir yargılama ile suçluların hesap vereceğini ifade etti. Bölgede 28 Şubat'ta başlayan savaşın tehdit düzeyini artırarak sürdüğünü tekrarladı. Hükümet olarak temkinli ve rasyonel bir zeminde süreci yönettiklerini vurguladı. İçişleri Bakanı'nın İslamabad'daki dörtlü toplantıya katıldığını, endişelerini ilettiklerini aktardı. Savunma Bakanı ve MİT Başkanı'nın da yoğun çaba içinde olduğunu belirtti. Türkiye'nin bölgede barış için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu söyledi. Diplomasi için iğne ucu kadar umut varsa değerlendireceklerini ifade etti. Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşunun insanlığın sesi olduğunu savundu. Savaşın uzaması ve bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskine dikkat çekti. Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusunun İsrail hükümeti olduğunu açıkça ifade etti. Yeni cepheler açılmasının İsrail'in stratejisine hizmet edeceğini söyledi. Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatmak için kan döküldüğünü iddia etti. İran'la savaşın küresel barışı sabote ettiğini, çıkış yolunun diplomasi olduğunu vurguladı. Aklıselimin egemen olması ve barış yolunun açılması temennisinde bulundu. Bu yolda gerekirse gövdesini de taşın altına koymaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Sizce bölgedeki çatışmaların sona ermesi için en etkili yol diplomasi midir? |
|