Piyasalardaki fiyatlamalara bakıldığında, Fed’in yıl boyunca politika faizini sabit tutma ihtimalinin hâlâ yüksek olduğu görülüyor. Bazı Fed yetkilileri zaman zaman daha güvercin açıklamalarda bulunsa da, faiz indirimi beklentileri büyük ölçüde fiyatlamalardan çıkmış durumda.
Öte yandan Fed, 2025 yılına ilişkin denetlenmiş mali tablolarını da kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre kurum, yıl boyunca 18,7 milyar dolarlık faaliyet zararı kaydetti. Böylece Fed’in son üç yılda biriken toplam zararı 210 milyar doları aşmış oldu.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Develi, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Develi, eski Başkan Donald Trump'ın faizin bir an önce düşürülmesini istediğini ve bu nedenle Başkan Jerome Powell'la defalarca karşı karşıya geldiğini belirtti.
Develi'ye göre, mevcut durumda bırakın Powell’ı, Trump’ın getirmeyi planladığı Kevin Warsh gibi bir isim bile görevin başında olsa Fed’in faiz düşürmesine imkân yok. Hatta faiz artırma ihtimalinin bile gündeme gelebileceği konuşuluyor.
Kasım ayında ABD’de ara seçimler yapılacak ve tarifelerin yarattığı belirsizlikler sürüyor. Öte yandan Trump, mevcut Fed Başkanı’nın süresi bitmeden yeni bir başkanı atayamayacağı için hukuki engellerle karşı karşıya.
ABD iç politikasında ciddi bir türbülans yaşanıyor ve Trump’ın “faizi indirememek” konusundaki korkusu, onu sürekli açıklama yapmaya itiyor. Çünkü enflasyonun yükselmesi, Fed’in faiz indirim sürecini tamamen sonlandırması Trump’ın hiç istemeyeceği bir tablo.
Aynı durum Avrupa Merkez Bankaları için de geçerli. Enflasyon tahminleri yeniden yukarı yönlü. Örneğin Goldman Sachs, tahminini %2’den %3’e çıkardı; hatta 2026 için bile enflasyon beklentisini %3’e yükseltti.
Bu da yüksek faizin uzun süre devam edeceği anlamına geliyor. Hem ABD’de hem Avrupa’da merkez bankaları ciddi baskı altında. Türkiye de küresel ekonominin bir parçası olduğu için yaşanan her gelişme doğrudan etkiliyor.
Enerjiye bağımlılık, gıda fiyatlarındaki artışlar, lojistik maliyetlerin yükselmesi, küresel gıda tedarikinin zorlaşması hepsi küresel enflasyonu daha da artırıyor. Bu nedenle ekonomik güvenlik kavramını daha fazla düşünmek gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın güçlü rezervlere sahip olması, şu anda Türkiye açısından önemli bir koruma sağlıyor. Ancak savaşın uzaması, enflasyon riskinin artması, faiz indirim döneminin sona ermesi hem fiyat artışlarını tetikleyecek hem de küresel ekonomik aktivitede bir yavaşlama yaratacak.
Şu anki tablo kolay değil; normal bir süreçten geçilmiyor. Küresel baskıların arttığı, ekonomilerin kırılganlaştığı bir dönem yaşanıyor.
Sizce küresel merkez bankalarının faiz artırımına gitmesi, dünya ekonomisini bir resesyona sürükler mi?