Macron, Fransa’nın önceliğinin çatışmaya dahil olmak değil, bölgedeki vatandaşlarını ve müttefiklerini savunmak olduğunu vurguladı. Açıklamasında, ABD ve İsrail’in bölgede yürüttüğü askeri operasyonlar ile İran’ın misillemelerini yakından takip ettiklerini belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesinin pozisyonunu net bir dille ortaya koydu: "Fransa bu savaşı seçmedi, katılmıyoruz. Vatandaşlarımızı ve müttefiklerimizi korumak için tamamen savunma pozisyonundayız." Macron, mevcut bağlamda Hürmüz Boğazı’nın açılması veya "özgürleştirilmesi" operasyonlarına kesinlikle katılmayacaklarını da sözlerine ekledi. Macron, Avrupa Birliği kapsamında yürütülen Aspides misyonuna bağlı olduklarını ifade etti. Ancak, bu misyonun kapsamının genişletilmesine karşı olduklarını da vurguladı. Seyrüsefer güvenliğinin ancak bölgede sükunet sağlandığında "refakat" yoluyla yapılabileceğini belirtti. Ayrıca, Lübnan’ın toprak bütünlüğüne dikkat çeken Macron, çatışmanın coğrafi olarak yayılmasını önlemeyi hedeflediklerini kaydetti. Bu ifade, Fransa'nın bölgesel istikrar konusundaki endişelerini yansıtıyor. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce yaptığı bir açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün yüzde 90'ını Çin, Fransa ve Japonya gibi ülkelerin kullandığını iddia etmişti. Trump, müttefiklerine "Gemi gönderin, burası başsız bir ülkenin (İran) tehdidine maruz kalmasın" çağrısında bulunmuştu. Macron’un bu net ve sert çıkışı, Trump’ın müttefiklerini kendi savaş stratejisine eklemleme çabasının Avrupa kanadında bir kez daha duvara çarptığını gösterdi. Fransa, bölgesel bir çatışmaya doğrudan askeri müdahil olma çağrılarına mesafeli duruşunu koruyor. Sizce Fransa'nın bu tutumu, Orta Doğu'daki gerilimin yönetiminde etkili bir strateji mi? |
|