Arkadaşlar, bu konu üzerine saatlerce küfredebilirim. Gerçekten akıl alır gibi değil! Bir takım düşünün, Ziyech, Tete, Zaha gibi dünya çapında hücum silahlarına sahip. Peki biz bu adamlardan ne istiyoruz? Defansif sorumluluk, geri takip, kanat bek gibi çalışmak! Bu neyin kafası ya? Bu, lüks bir spor arabayı tarlada sürmek gibi bir şey. Yaratıcılığı ve risk alma cesaretini körelten, takımı sıradanlaştıran bir vizyonsuzluk.
Kanatlarımız Neden Alındı?
Ziyech alındığında herkes çıldırdı. Neden? Çünkü olağanüstü pasları, ölümcül orta ve şutları için. Tete, driplingi, hızı ve dar alandaki çabukluğu için. Zaha ise tam bir fırtına, tek başına defansı dağıtabilen bir isim. Mesele şu: Biz bu adamları, bu özelliklerini sergilesinler diye aldık. Ama sahada onlardan beklenen ilk şey, top kaybı yapmamak ve rakip beklerin önünü kesmek oluyor. Bu nasıl bir israftır?
Taktiksel Çıkmaz ve Enerji İsrafı
Bu oyuncular, her top çalındığında 70 metreyi geri koşmak zorunda kalıyor. 90. dakikada, artık o yaratıcılık, o patlama gücü kalmıyor. Enerjileri, defansif görevlere harcanıyor. Sonra da "Ziyech oyunu kopardı", "Zaha etkisiz" diye eleştiriyoruz. Adamın gücü kalmadı ki! Mertens zamanında da aynı şeyi yaşadık. Forvet arkası oyuncuyu, kanat bek gibi çalıştırdık.
Rakip Analizi ve Fark
Avrupa'da bu seviyedeki takımlara bakın. Manchester City'de Foden veya Grealish sürekli kendi yarı sahasında mı bekliyor? Hayır! Onların arkasını, defansif anlayışı güçlü orta sahalar ve bekler kapatıyor ki, yıldızlar yaratıcılıklarını konuştursun. Bizde ise tam tersi bir mantık var. Kanat oyuncumuz, hem hücum hem defans yapmak zorunda. Bu iş böyle yürümez!
Çözüm Ne Olmalı?
Çözüm basit aslında. Ya bu oyuncuların önündeki defansif yükü hafifletecek bir orta saha düzeni (çift numara 6 gibi) kurulacak, ya da bu tip oyuncuları almayacaksın. Sistemi, elindeki en değerli silahlara göre kurmak zorundasın. Yoksa elinde pahalı, mutsuz, etkisiz oyuncular kalır. Takım da bir türlü akıcı, ezici bir hücum futbolu oynayamaz.
Sonuç olarak, bu bir taktik intihardır. Hücumdaki tüm sivrilikleri, yaratıcılığı ve beklenmedik hamleleri törpüleyen, takımı öngörülebilir ve sıradan bir hale getiren bir yaklaşım. Bu kadar yıldızı bir araya getirip, onlardan bek gibi oynamalarını istemek, akla ve mantığa savaş açmaktır.
Siz ne düşünüyorsunuz? Ben mi abartıyorum, yoksa gerçekten hücum potansiyelimizi kendi elimizle mi boğuyoruz? Tartışalım!
Ziyech alındığında herkes çıldırdı. Neden? Çünkü olağanüstü pasları, ölümcül orta ve şutları için. Tete, driplingi, hızı ve dar alandaki çabukluğu için. Zaha ise tam bir fırtına, tek başına defansı dağıtabilen bir isim. Mesele şu: Biz bu adamları, bu özelliklerini sergilesinler diye aldık. Ama sahada onlardan beklenen ilk şey, top kaybı yapmamak ve rakip beklerin önünü kesmek oluyor. Bu nasıl bir israftır?
Bu oyuncular, her top çalındığında 70 metreyi geri koşmak zorunda kalıyor. 90. dakikada, artık o yaratıcılık, o patlama gücü kalmıyor. Enerjileri, defansif görevlere harcanıyor. Sonra da "Ziyech oyunu kopardı", "Zaha etkisiz" diye eleştiriyoruz. Adamın gücü kalmadı ki! Mertens zamanında da aynı şeyi yaşadık. Forvet arkası oyuncuyu, kanat bek gibi çalıştırdık.
Avrupa'da bu seviyedeki takımlara bakın. Manchester City'de Foden veya Grealish sürekli kendi yarı sahasında mı bekliyor? Hayır! Onların arkasını, defansif anlayışı güçlü orta sahalar ve bekler kapatıyor ki, yıldızlar yaratıcılıklarını konuştursun. Bizde ise tam tersi bir mantık var. Kanat oyuncumuz, hem hücum hem defans yapmak zorunda. Bu iş böyle yürümez!
Çözüm basit aslında. Ya bu oyuncuların önündeki defansif yükü hafifletecek bir orta saha düzeni (çift numara 6 gibi) kurulacak, ya da bu tip oyuncuları almayacaksın. Sistemi, elindeki en değerli silahlara göre kurmak zorundasın. Yoksa elinde pahalı, mutsuz, etkisiz oyuncular kalır. Takım da bir türlü akıcı, ezici bir hücum futbolu oynayamaz.
Sonuç olarak, bu bir taktik intihardır. Hücumdaki tüm sivrilikleri, yaratıcılığı ve beklenmedik hamleleri törpüleyen, takımı öngörülebilir ve sıradan bir hale getiren bir yaklaşım. Bu kadar yıldızı bir araya getirip, onlardan bek gibi oynamalarını istemek, akla ve mantığa savaş açmaktır.
Siz ne düşünüyorsunuz? Ben mi abartıyorum, yoksa gerçekten hücum potansiyelimizi kendi elimizle mi boğuyoruz? Tartışalım!