| Toplantıda, Türkiye'nin değişen güvenlik mimarisi ve dijitalleşmeyle ortaya çıkan yeni suç tiplerine karşı geliştirilen stratejiler öne çıktı. Bakan Çiftçi, kamu düzenini ve istikrarı sağlama hedeflerini anlatarak, milletin huzuruna kasteden her türlü suçla kararlı bir şekilde mücadele edeceklerini vurguladı. Suçun kaynağını kurutacak kalıcı bir sistem kurmanın olmazsa olmaz olduğunu belirten Çiftçi, Türkiye'nin yeni güvenlik mimarisinin güçlü devlet, toplum, teknoloji ve toplum iş birliği üzerine inşa edileceğini ifade etti. Amacın, vatandaşların her yerde kendini güvende hissettiği bir sistemi kalıcı hale getirmek olduğunu söyledi. Gelişen teknolojiyle şekil değiştiren suç türlerine ve dijital dolandırıcılığa işaret eden Çiftçi, suç şebekelerine karşı onların yöntemlerinden daha ileri teknikler kullandıklarını açıkladı. Çevrim içi dolandırıcılık, sanal bahis ve veri hırsızlığının güvenlik gündemlerinin önemli başlıkları haline geldiğini kaydetti. İçişleri Bakanlığı olarak yeni suç tiplerine yönelik mücadeleyi çeşitlendirdiklerini belirten Bakan, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesindeki siber suç birimlerinin kapasitesini artırmaya gayret ettiklerini dile getirdi. Yapay zeka destekli analiz sistemleri ve uluslararası işbirlikleriyle dijital suç ağlarına hızlı müdahale edebilen bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını aktardı. Her yıl binlerce şüphelinin yakalanarak adli makamlara teslim edildiğini belirten Çiftçi, vatandaşların da dijital güvenlik konusunda bilinçli olması gerektiğinin altını çizdi. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili proaktif ve bütüncül bir sistem yürüttüklerini ifade etti. Bu sorunun çözümünde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı eş güdümünde projelere ağırlık verdiklerini bildiren Bakan, konunun sadece bir asayiş meselesi olmadığını, tüm toplumun görevi olduğunu vurguladı. Her çocuğun doğru destekle topluma kazandırılabileceğine inandıklarını söyledi. Güvenlik güçlerinin risk analizleri ve teknolojik altyapı destekli çalışmalarına değinen Çiftçi, müdahale stratejisinin olay öncesini de kapsayacak şekilde genişletildiğini belirtti. Bu yaklaşımın önleyici, proaktif ve bütüncül bir güvenlik sistemini kapsadığını ifade etti. Emniyet ve jandarmanın, teknolojik altyapı ve veri temelli sistemler sayesinde çocukların maruz kalabileceği tehlikeleri önceden tespit edebildiğini anlatan Bakan, müdahalelerin artık sadece olay sonrasında değil, önleyici tedbirlerle de gerçekleştiğini kaydetti. Okullarda ve diğer alanlarda sadece güvenlik tedbirleri almanın sorunu kökten çözmeyeceğini belirten Çiftçi, tamamlayıcı sosyal adımların devreye alındığını açıkladı. İlgili bakanlıklarla ortak projeler yürütülerek çocukların eğitimden kopmasının önlenmesi ve sosyal faaliyetlerle topluma kazandırılmasının hedeflendiğini söyledi. Bakan Çiftçi'nin gündemindeki bir diğer konu ise İran-İsrail-ABD arasında tırmanan bölgesel gerilimin ardından ortaya atılan göç iddiaları oldu. Sınır hattında alınan önlemlerin aralıksız sürdüğünü belirten Çiftçi, bölgedeki valilerle sürekli irtibat halinde olduklarını dile getirdi. Savaşın başladığı tarihten bu yana sınır kapılarını yakından takip ettiklerini ve video konferans sistemleri üzerinden düzenli toplantılar yaptıklarını aktardı. Giriş çıkışları da yakından gözlemlediklerini ifade etti. İran'ın kendi vatandaşlarına ve üçüncü ülke uyruklulara sınır geçişlerini sınırlandırdığını belirten Bakan Çiftçi, Türk vatandaşlarının geçişlerinde ise herhangi bir kısıtlama olmadığını vurguladı. Sınır hattında artan bir göç baskısı veya hareketlilik olmadığını söyledi. İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi, AFAD ve Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda bölgeyi anlık olarak takip ettiklerini ve gerekli tüm tedbirleri aldıklarını kaydetti. Şu an için herhangi bir sıkıntı bulunmadığını ifade etti. Kolluk kuvvetlerinin çalışma koşullarına yönelik bir soruyu da yanıtlayan Çiftçi, konuyu bir bakan ve aynı zamanda bir polis babası olarak değerlendirdiğini söyledi. Güvenlik güçlerinin fedakarlıklarını yakından bildiğini ve çalışma şartlarını iyileştirmek için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini belirtti. Polisin çalışma şartlarını iyileştirmeye yönelik atılacak adımların başında yasal düzenlemelerin geldiğini işaret eden Bakan Çiftçi, 1937 yılında yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun artık günümüz ihtiyaçlarını karşılamadığını açıkladı. Emniyet Teşkilatı'nın neredeyse 350 bin kişilik bir kadroya ulaştığını hatırlatan Çiftçi, mevcut kanunun teşkilata dar geldiğini ve yeniden güncellenmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi. Bu konuda geçmiş dönemde başlayan hazırlık çalışmasını arkadaşlarıyla beraber devam ettirmeyi planladıklarını ifade etti. Sizce güvenlikte öncelikli yatırım alanı dijital suçlarla mücadele mi yoksa geleneksel asayiş hizmetlerinin güçlendirilmesi mi olmalı? |
|