| Panele; Cumhurbaşkanı Güvenlik ve Dış Politika Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan, Malezya Kriz Yönetim Merkezi Kurucusu Nordin Abdullah ve Center for International Policy Üst Yöneticisi Dr. Nancy Okail konuşmacı olarak katıldı. Malezya Kriz Yönetim Merkezi Kurucusu Nordin Abdullah, paneldeki konuşmasında, geleneksel hikaye anlatıcılığındaki "çatışma ve çözüm" dengesinin günümüz küresel krizlerinde bozulduğunu ifade etti. Abdullah, "İran krizi gibi örneklerde gördüğümüz şey, çatışmanın var olduğu ama garanti edilmiş bir çözümün olmadığıdır. Çözümün ne zaman geleceğini bilmiyoruz." dedi. Abdullah, İsrail/ABD-İran gerilimi üzerinden stratejik iletişim taktiklerini örneklendirdi. İran'ın enerji tedarik zincirini hedef almada önemli adımlar attığını, ancak asıl manevranın Amerikan medyasını, kendi ülkelerine saldırı düzenleyen Amerikan siyasetçilerine karşı kullanmak olduğunu ileri sürdü. Modern bilgi savaşlarında aktör yapısının değiştiğine işaret eden Abdullah, "Bu oyunun ana oyuncuları artık sadece hükümetler değil. Sürecin büyük oranda özel sektör odaklı olduğunu anlamalıyız. Dünyanın en büyük organizasyonlarından, Ukrayna'da bir evde dizüstü bilgisayarıyla çalışan üç kişiye kadar uzanan muazzam bir yetenek yelpazesiyle karşı karşıyayız." şeklinde konuştu. Nordin Abdullah, stratejik iletişimin tedarik zincirlerine yönelik saldırılarda kilit rol oynadığını vurguladı. "Gayri demokratik yapılar ve devlet dışı aktörler, belirli tedarik zincirlerine saldırmak için STK'leri ve iletişim araçlarını birer silah gibi kullanıyor. Artık sadece fiziksel saldırılara değil, zihinlerdeki bu altıncı boyut saldırılarına karşı da hazırlıklı olmalıyız." ifadelerini kullandı. Center for International Policy Üst Yöneticisi Dr. Nancy Okail ise dünyanın farklı bölgelerindeki krizlere verilen tepkilerdeki adaletsizliğe dikkat çekti. İran'daki protestoları hayranlıkla izleyen dünyanın, aynı İran'da ABD ve İsrail saldırılarında tek bir saldırıda 168 çocuğun öldürülmesine sessiz kaldığını söyledi. Okail, askeri çözümlerin dünyayı daha güvenli hale getirmediğini belirterek, "2024 verilerine göre dünyada askeri harcamalara 2,7 trilyon dolar harcandı. Peki bu bizi daha güvenli kıldı mı? Şu an dünyada 36 ülkeyi kapsayan 61 aktif çatışma var." dedi. Stratejik iletişimin küresel güvenliğe hizmet etmek istiyorsa önce dürüstlük, güvenilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerine dayanması gerektiğini savunan Okail, liderlerin oluşturduğu anlatıların hayat pahalılığı ve sivil ölümleri karşısında etkisini yitirdiğini savundu. "Kovid-19 dönemindeki gibi ülkeler rakamları değiştirmeye çalışsa da insanlar gerçeği kendi hayatlarında yaşayarak görüyorlar." diyen Okail, gerçeklikle karşılaşan her anlatının bir sınıra tosladığını ifade etti. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan da konuşmasında, insanlığın yüzyıllardır biriktirdiği değerlerin büyük bir sınavdan geçtiğini vurguladı. "Gazze, Ukrayna ve İran-İsrail-ABD savaşına baktığımızda demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi pozitif değerlerin anlamsızlaştığı bir döneme tanıklık ediyoruz." dedi. Babacan, bölge ülkelerinin ve Türkiye'nin geçmişteki iletişim yaklaşımını eleştirerek, artık kendi hikayelerini anlatma vaktinin geldiğini söyledi. "Kendi kavram setimizi oluşturma çabamız, sadece ulusal sınırlarımızla değil, gönül coğrafyamızın tamamına karşı olan sorumluluğumuzdur." ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Babacan, dijitalleşmenin toplum tarifini de değiştirdiğini belirterek, "Yapay zeka, genetik ve robotik teknolojilerle birlikte insanlığın evrendeki konumu gibi makro varoluşsal sorular orta yerde duruyor." değerlendirmesinde bulundu. Stratejik iletişimin geleceğini şekillendiren bu tespitler, küresel belirsizlikler karşısında yeni yaklaşımların gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Sizce, küresel krizler karşısında etkili bir stratejik iletişim için en öncelikli ilke ne olmalıdır? |
|