Pezeşkiyan, İran'a karşı düzenlenen saldırılarda bazı Müslüman ülkelerin topraklarının kullanılmasından büyük üzüntü duyduklarını ifade etti. İran'ın bölgedeki ABD üsleri ve hedeflerine yönelik eylemlerinin ise meşru müdafaa kapsamında olduğunu vurguladı.
İran Cumhurbaşkanı, tüm Müslüman ülkeleri kardeşleri olarak gördüklerini dile getirdi. Ayrıca, Pakistan'ın ABD-İsrail'in başlattığı savaşın durdurulması için gösterdiği arabuluculuk çabaları için teşekkürlerini iletti.
Bununla birlikte Pezeşkiyan, ABD'ye duydukları derin güvensizliği de Pakistan Başbakanı'na aktardı. İran'ın, nükleer müzakereler sırasında diyalog ve diplomasi ortamında iki kez askeri saldırıya uğradığını hatırlattı.
Şu anda ise Amerikalı yetkililerin ekonomik ve enerji altyapısına saldırmayacaklarına dair iddialarına rağmen, bu merkezlerin hedef alındığını gözlemlediklerini söyledi. Pezeşkiyan, bu çelişkili söylem ve davranışın, İran'ın saldırgan Amerika'ya olan güvensizliğini daha da artırdığını kaydetti.
Pakistan Başbakanı Şerif ise İran'a yönelik askeri saldırıları ve özellikle ekonomik altyapı hedefli saldırıları şiddetle kınadıklarını vurguladı. Pakistan hükümeti ve halkının İran ile tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Şerif, İran ile ABD arasında Washington yönetiminin tutumlarından kaynaklanan tam bir güvensizlik ortamının varlığını kabul ettiklerini söyledi. Herhangi bir görüşmenin karşılıklı güven ve saygı ortamında yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Pakistan Başbakanı, İran'a karşı askeri saldırganlığın durdurulmasının da bunun ön koşulu olduğunun altını çizdi. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından da görüşmeye ilişkin bir açıklama yayınladı.
Yaklaşık bir saatten fazla süren görüşmeyle ilgili açıklamasında, sivil altyapıya yönelik son saldırılar dahil İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını yineledi. Pakistan'ın cesur İran halkına desteğini ilettiğini duyurdu.
Şerif, yaşanan can kayıpları nedeniyle İran'a taziyelerini de iletti. Ayrıca, gerginliğin azaltılması amacıyla Pakistan'ın ABD ve Körfez ülkeleriyle gerçekleştirdiği temaslar hakkında bilgi verdiğini aktardı.
Sizce bölgedeki bu güven krizi, diplomatik yollarla çözülebilir mi?
İran Cumhurbaşkanı, tüm Müslüman ülkeleri kardeşleri olarak gördüklerini dile getirdi. Ayrıca, Pakistan'ın ABD-İsrail'in başlattığı savaşın durdurulması için gösterdiği arabuluculuk çabaları için teşekkürlerini iletti.
Bununla birlikte Pezeşkiyan, ABD'ye duydukları derin güvensizliği de Pakistan Başbakanı'na aktardı. İran'ın, nükleer müzakereler sırasında diyalog ve diplomasi ortamında iki kez askeri saldırıya uğradığını hatırlattı.
Şu anda ise Amerikalı yetkililerin ekonomik ve enerji altyapısına saldırmayacaklarına dair iddialarına rağmen, bu merkezlerin hedef alındığını gözlemlediklerini söyledi. Pezeşkiyan, bu çelişkili söylem ve davranışın, İran'ın saldırgan Amerika'ya olan güvensizliğini daha da artırdığını kaydetti.
Pakistan Başbakanı Şerif ise İran'a yönelik askeri saldırıları ve özellikle ekonomik altyapı hedefli saldırıları şiddetle kınadıklarını vurguladı. Pakistan hükümeti ve halkının İran ile tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Şerif, İran ile ABD arasında Washington yönetiminin tutumlarından kaynaklanan tam bir güvensizlik ortamının varlığını kabul ettiklerini söyledi. Herhangi bir görüşmenin karşılıklı güven ve saygı ortamında yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Pakistan Başbakanı, İran'a karşı askeri saldırganlığın durdurulmasının da bunun ön koşulu olduğunun altını çizdi. Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından da görüşmeye ilişkin bir açıklama yayınladı.
Yaklaşık bir saatten fazla süren görüşmeyle ilgili açıklamasında, sivil altyapıya yönelik son saldırılar dahil İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını yineledi. Pakistan'ın cesur İran halkına desteğini ilettiğini duyurdu.
Şerif, yaşanan can kayıpları nedeniyle İran'a taziyelerini de iletti. Ayrıca, gerginliğin azaltılması amacıyla Pakistan'ın ABD ve Körfez ülkeleriyle gerçekleştirdiği temaslar hakkında bilgi verdiğini aktardı.
Sizce bölgedeki bu güven krizi, diplomatik yollarla çözülebilir mi?