| 25 Mart Perşembe akşamı yayınlanan programda konuşan Erakçi, komşu ülkelerin topraklarının İran'a karşı kullanılmayacağı yönündeki beklentilere rağmen sahada farklı bir tabloyla karşılaştıklarını anlattı. Bakan, bölgedeki Amerikan üslerinin pratikte İran'a karşı kullanıldığını ve bu durumun çeşitli şekillerde itiraf edildiğini söyledi. Erakçi, örnek olarak üç Amerikan F-15 savaş uçağının Kuveyt semalarında düşürülmesini gösterdi. Bu uçakların rotalarının İran'a yönelik olduğunu belirten Erakçi, bölgenin uyarılarını ciddiye almadığını ve şimdi bu durumla karşı karşıya kalındığını ifade etti. Bakan, mesajlarının açık olduğunu; bölge ülkelerinin ABD'den uzak durması ve kendilerini İran halkına yönelik saldırganlıktan ayırması gerektiğini vurguladı. Bu saldırganlığın tamamen yasa dışı ve sebepsiz olduğunu, hiçbir meşruiyeti bulunmadığını söyledi. Erakçi, Basra Körfezi ülkelerinin bu eylemi kınamamasını şaşırtıcı bulduğunu dile getirdi. Siyonist rejimin saldırısının İslam dünyasının görmezden gelemeyeceği bir konu olduğunu, ancak bu ülkelerin maalesef görmezden geldiğini ifade etti. İran Dışişleri Bakanı, komşu ülkelerin topraklarının kendilerine karşı kullanılmaması halinde, onlara karşı bir eylemde bulunulmayacağını ilettiklerini söyledi. Saldırıların komşu ülkelere değil, Amerikan üsleri, tesisleri ve çıkarlarına yönelik olacağını açıkladı. Erakçi, düşmanlıklarının ABD ve Siyonist rejim ile olduğunu, bu ülkelerle bir düşmanlıkları bulunmadığını tekrarladı. İran halkının hedef alındığı, hastanelerin, okulların ve tarihi merkezlerin vurulduğu bir durumda sessiz kalınamayacağını belirtti. Bakan, İran'ın bu süreçte bölgedeki gücünü gösterdiğini, özellikle Hürmüz Boğazı'nda bir varlık ortaya koyduğunu söyledi. Düşmanların İran'ın blöf yaptığını sandığını, ancak güçlü bir şekilde bunu yaptıklarını ve düşmanın tüm gücüyle durduramadığını ifade etti. Erakçi, Hürmüz Boğazı'nın düşmanlara kapalı, ancak diğerleri için serbest olduğunu açıkladı. Çin, Rusya, Pakistan, Irak, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerle koordinasyon sağlayarak güvenli geçişi temin ettiklerini belirtti. Bu durumun gelecekte de süreceğini söyledi. Savaşın, İran İslam Cumhuriyeti ile kolayca çatışılamayacağını dünyaya gösterdiğini belirten Erakçi, kendileri için bir güvenlik kalkanı oluşturduklarını dile getirdi. Savaşın tekrarlanmaması için garantiler istediklerini, bunun uluslararası düzeyde takip edilebileceğini ifade etti. Bakan, şu anda müzakereden söz edilmesinin, tam olarak yenilginin itirafı anlamına geldiğini savundu. Daha önce 'koşulsuz teslim olun' diyen tarafın şimdi müzakere talep etmesinin anlamlı olduğunu, ancak müzakere söz konusu olmadığını vurguladı. Erakçi, İran halkının, silahlı kuvvetlerin ve toplumun tüm kesimlerinin 26 günlük direnişinin karşılığını aldığını söyledi. Halkın geçiminde bir aksama olmaması için hükümetin çalıştığını, yabancı medyanın bile marketlerin dolu olduğunu rapor ettiğini aktardı. Diplomatların da bu süreçte Dışişleri Bakanlığı'nda önemli bir rol oynadığını belirten Erakçi, yurtdışı temsilciliklerdeki çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Birçok röportaj yaparak İran'ın mesajını dünyaya duyurmaya çalıştıklarını ve hakların savunuculuğunu yaptıklarını ifade etti. Erakçi, savaş devam ederse bunun tüm bölge için bir felakete yol açabileceğini söyledi. Dost ülkeler aracılığıyla mesaj alışverişi olduğunu, ancak bunun ne görüşme ne de müzakere sayılamayacağını tekrarladı. İlkeli tutumlarını ilettiklerini ve gerekli uyarılarda bulunduklarını belirtti. Bakan, mevcut politikalarının direnmek ve ülkeyi savunmak olduğunu, müzakere için bir planları bulunmadığını kesin bir dille ifade etti. Şimdiye kadar herhangi bir müzakere yapılmadığını ve tutumlarının ilkeli olduğunu vurguladı. Bu savaşın birçok gerçeği ortaya çıkardığını söyleyen Erakçi, ilk gerçeğin bölgedeki Amerikan üslerinin güvenlik karşıtı bir faktör haline geldiği olduğunu belirtti. Bu üsler olmasaydı, bölge ülkelerinin bu tehditlere maruz kalmayacağını savundu. İkinci gerçeğin, ABD'nin önceliğinin Siyonist rejimin güvenliği olduğu ve bu uğurda herkesi feda edeceği yönünde olduğunu ifade etti. Üçüncü gerçeğin ise Siyonist rejimin hedeflerinin resmi iddiaların ötesinde, bölgede hegemonya kurmaya yönelik olduğunu dile getirdi. Dördüncü olarak, bu savaşın İsrail'in savaşı olduğunu ve ABD'yi sürüklediği bir savaş haline geldiğini vurguladı. Savaşın maliyetini hem Amerikan hem de bölge halkının ödediğini, bunun ABD içinde de önemli bir tartışma konusu olduğunu söyledi. Erakçi, tutumlarının öyle bir sağlamlık kazandığını ki kimsenin buna karşı çıkamadığını belirtti. Birçok dışişleri bakanıyla görüştüğünü ve hiçbirinden 'haklı değilsiniz' yanıtı almadığını ifade etti. Savaşı kendilerinin başlatmadığını, savaşın sona ermesini istediklerini ancak tekrarlanmayacak şekilde sona ermesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle ateşkes istemediklerini, çünkü ateşkesin aynı kısır döngüyü yaratabileceğini vurguladı. Yaklaşık bir aydır birçok ülke liderinin ve dışişleri bakanının kendileriyle temasa geçtiğini anlatan Erakçi, ateşkes önerileri geldiğini ancak ilkeli tutumlarını herkese ilettiklerini belirtti. Mesaj alışverişinin müzakere olmadığını bir kez daha vurguladı. Bazı Avrupa ülkelerinin İran'dan itidal göstermesini istediğini, ancak İspanya gibi ülkelerin ABD ve Siyonist rejime karşı dik bir duruş sergilediğini ifade etti. Avrupalıların tutumlarının çelişkili olduğunu ve uluslararası hukuku savunma iddialarının sorgulandığını söyledi. Erakçi, temsilciliklerinin sınırlarda mahsur kalan İranlılara yardım etmek gibi zorlu bir görevi başarıyla yerine getirdiğini belirtti. Bu konuda işbirliği yapan komşu ülkelere ve yardımda bulunan İranlı vatandaşlara teşekkür etti. İnsani yardımların gönderilmesi konusunda da işbirlikleri olduğunu aktaran Bakan, Tacikistan, Ermenistan, Azerbaycan, Türkiye, Rusya, Hindistan, Pakistan ve Irak gibi ülkelerin katkıda bulunduğunu söyledi. Bu yardımları dayanışma gösterisi olarak memnuniyetle kabul ettiklerini ifade etti. Dena muhribi olayında Sri Lanka ve Hindistan'ın gösterdiği işbirliğine de değinen Erakçi, yaralıların tedavisi ve şehitlerin naaşlarının getirilmesi için sarf edilen çabalar için teşekkür etti. Çevre ülkelerin genel olarak önemli işbirliklerinde bulunduğunu belirtti. Son olarak, silahlı kuvvetlere, sahada bulunan halka, hükümete, Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına ve medyaya teşekkürlerini ileten Erakçi, medyanın İran halkının sesi olarak büyük bir rol oynadığını ve büyük fedakarlıklar gösterdiğini sözlerine ekledi. Sizce bölge ülkelerinin bu tür bir çatışmada tarafsız kalması mümkün mü? |
|