Erakçi, söz konusu mektubu, İran’daki barışçıl nükleer tesislere ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimindeki Buşehr Nükleer Santrali'ne yönelik saldırılara dikkat çekmek amacıyla kaleme aldığını ifade etti. Mektubunda, bu saldırıların potansiyel bir radyoaktif kirlenme riski oluşturarak insan ve çevre güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini vurguladı.
İran'ın BM Daimi Temsilcisi, mektubunda ülkesine son 9 ay içinde ABD ve İsrail tarafından iki kez "savaş dayatıldığını" iddia etti ve bu çatışmalarda nükleer santrallerin hedef alındığını öne sürdü. Erakçi, bu iddialarını daha da detaylandırarak sundu.
BMGK ve UAEA’nın, İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırıların tekrarlanmaması için gerekli çabayı göstermediğini savunan Erakçi, ABD’li yetkililerin özellikle Buşehr Nükleer Santrali’ne yönelik saldırıları normalleştirdiğini öne sürdü. Bu durumun, her iki uluslararası kuruluşun itibarını da zedelediğini belirtti.
Erakçi, mektubunun son bölümünde, faal durumdaki Buşehr Nükleer Santrali çevresine sık sık saldırı düzenlenmesinin yaratabileceği büyük tehlikeye bir kez daha dikkat çekti. Santralin aktif olmasının, olası bir kazada sonuçların çok daha ağır olabileceği uyarısında bulundu.
Ayrıca, Abbas Erakçi’nin mektubun bir kopyasını da UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi'ye ilettiği öğrenildi. Bu adımla, konunun nükleer denetimden sorumlu en üst kuruluş nezdinde de resmiyet kazanması amaçlandı.
Sizce uluslararası kuruluşlar, üye ülkelerin sivil nükleer tesislerine yönelik saldırılar karşısında daha etkin bir rol oynayabilir mi?
İran'ın BM Daimi Temsilcisi, mektubunda ülkesine son 9 ay içinde ABD ve İsrail tarafından iki kez "savaş dayatıldığını" iddia etti ve bu çatışmalarda nükleer santrallerin hedef alındığını öne sürdü. Erakçi, bu iddialarını daha da detaylandırarak sundu.
BMGK ve UAEA’nın, İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırıların tekrarlanmaması için gerekli çabayı göstermediğini savunan Erakçi, ABD’li yetkililerin özellikle Buşehr Nükleer Santrali’ne yönelik saldırıları normalleştirdiğini öne sürdü. Bu durumun, her iki uluslararası kuruluşun itibarını da zedelediğini belirtti.
Erakçi, mektubunun son bölümünde, faal durumdaki Buşehr Nükleer Santrali çevresine sık sık saldırı düzenlenmesinin yaratabileceği büyük tehlikeye bir kez daha dikkat çekti. Santralin aktif olmasının, olası bir kazada sonuçların çok daha ağır olabileceği uyarısında bulundu.
Ayrıca, Abbas Erakçi’nin mektubun bir kopyasını da UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi'ye ilettiği öğrenildi. Bu adımla, konunun nükleer denetimden sorumlu en üst kuruluş nezdinde de resmiyet kazanması amaçlandı.
Sizce uluslararası kuruluşlar, üye ülkelerin sivil nükleer tesislerine yönelik saldırılar karşısında daha etkin bir rol oynayabilir mi?