Savaş uçaklarının düşürülmesinin, hava hedeflerini tespit etmek için radarlara ve ardından onları hassas bir şekilde vurmak için füzeleri yönlendiren entegre füze hava savunma sistemlerine dayandığını belirten Cuni, bu sistemlerin etkinliğinin tahminindeki herhangi bir hatanın hesaplanmayan saha sürprizlerine yol açabileceğine dikkat çekti.
Cuni, ABD’nin tahminlerinin İran’ın hava savunma yeteneklerinin çoğunun yok edildiğini varsaydığını ve bunun neredeyse mutlak bir hava üstünlüğünden söz etmeye olanak tanıdığını ifade etti. Ancak uzman, son olayın, özellikle bazı savunma yeteneklerinin devam ettiğine dair işaretlerin ortaya çıkmasıyla bu varsayımı pratik bir teste tabi tuttuğunu ekledi.
Bu bağlamda Amerikan CBS televizyonu, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD güçlerinin pilotlardan birini kurtarmayı başardığını, diğerini arama çalışmalarının ise sürdüğünü aktardı. Bu durum, uçak mürettebatına ulaşmak için iki taraf arasında karmaşık bir saha yarışını yansıtıyor.
Cuni, düşen uçağın muhtemelen “F-15E” tipi olduğunu belirtti. Hayalet “F-35″e kıyasla daha ağır bir uçak olan F-15E’nin, özellikle hassas saldırılar gerçekleştirmek için ağır mühimmat taşıdığında daha büyük bir ısı izine (termal ize) sahip olması nedeniyle tespit edilmeye daha açık olduğunu vurguladı.
Bu uçakların gelişmiş elektronik harp sistemleriyle donatılmış olmalarına rağmen, hassas hedefleri vururken alçak irtifalarda uçmak zorunda kalabildiklerini ve bunun da onları hala aktif olan veya yeniden çalıştırılan hava savunma sistemlerinin menziline soktuğunu açıkladı.
Uzman isim, İran’ın Rus “S-300” ve yerli “Hordad 15″in yanı sıra “Mecid” gibi kızılötesi ışınlarla çalışan sistemleri içeren karma bir savunma altyapısına sahip olduğuna dikkat çekti. Bu teknolojiler radarlara olan bağımlılığı azaltarak düşman uçakları tarafından tespit edilmelerini zorlaştırıyor.
Sahadaki veriler, uçaktan bir fırlatma koltuğunun ayrıldığını göstermesiyle bu varsayımı güçlendiriyor. Bu durum pilotlardan birinin atlamayı başardığına işaret ederken, Washington’ın mürettebattan birini kurtardığı yönündeki açıklamasıyla da örtüşüyor. Tahran’ın ikinci pilot hakkında bilgi verenlere ödül vaat etmesiyle birlikte, esir düşme korkuları arasında arama çalışmaları devam ediyor.
Cuni, bu tür bir uçağın düşürülmesinin sadece taktiksel bir olay olmadığını vurguladı. Hava operasyonlarının bu savaşın temel direğini oluşturduğu göz önüne alındığında, İran’ın ABD’nin hava üstünlüğüne meydan okuma kapasitesine ilişkin stratejik anlamlar taşıdığını belirtti.
Bu olayın çatışma ortamının hala karmaşık ve sürprizlere açık olduğunu gösterdiğini belirten Cuni; bunun Washington’ı hava taktiklerini, uçuş irtifalarını ve hedef türlerini yeniden değerlendirmeye itebileceğini açıkladı.
Eş zamanlı bir gelişme olarak, ABD medyasında İran üzerinde “B-52” bombardıman uçaklarının konuşlandırıldığı yönündeki haberler dikkat çekti. Bu durum, savaş uçaklarını doğrudan tehlikeye atmadan derin ve korunaklı hedefleri vurmak için ağır ateş gücü kullanımına doğru operasyonel bir geçişi yansıtıyor.
Cuni bu hamleyi, hava üstünlüğündeki herhangi bir zafiyeti telafi etme girişimi olarak yorumladı. Zira bu bombardıman uçakları, hava savunma sistemlerine maruz kalma olasılığını azaltarak yüksek irtifalardan çoklu saldırılar gerçekleştirme ve devasa ağırlıkta mühimmat taşıma kapasitesine sahip.
Operasyonların geleceğinin İran tehdidinin doğasına bağlı olduğunu vurgulayan Cuni, sözlerini stratejik önemi nedeniyle tamamladı. Uzmana göre, başta Hürmüz Boğazı çevresi olmak üzere İran’ın güneyi, bölgedeki hayati hedeflerin vurulmaya devam etmesi halinde daha büyük bir tırmanışa sahne olma ihtimali nedeniyle mevcut operasyonların ağırlık merkezini oluşturuyor.
Sizce bu olay, bölgedeki askeri dengeyi ve ABD'nin operasyonel stratejilerini kalıcı olarak değiştirebilir mi?