| Milli Saraylar Başkanlığı'na bağlı olan İslam Medeniyetleri Müzesi, ramazan ayında ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Müze, depolarından ilk kez çıkarılan eşsiz eserleri ve geleneksel müzeciliği modern teknolojiyle buluşturan altyapısıyla dikkat çekiyor. Türkiye'nin yanı sıra yurt dışından da ziyaretçi ağırlayan müzenin envanterinde son derece değerli bir koleksiyon bulunuyor. Bu koleksiyon, Hazreti Muhammed'e ait mukaddes emanetler'den Osmanlı dönemi el yazması Kur'an-ı Kerim'lere, nadide Türk dokuma sanatı örneklerinden bilim ve teknoloji tarihine ışık tutan icatlara kadar uzanıyor. Müze, klasik sergileme yöntemlerini dijital teknolojilerle harmanlıyor. Özellikle dijital kubbe gösterisi büyük ilgi görüyor. İslam mimarisinin estetiğini görsel bir şölene dönüştüren interaktif ekranlar, ziyaretçilere eserlerin hikayelerini daha yakından öğrenme fırsatı sunuyor. Müzede ayrıca geleneksel sanatların önemli örnekleri de sergileniyor. Hat, tezhip ve ebru alanlarındaki şaheserlerin bulunduğu hüsnühat bölümü, çini eserler, beratlar, fermanlar ve Türk dokuma sanatına ilişkin koleksiyonlar ziyaretçileri ağırlıyor. Müze Müdürü Nezih Ertuğ, müze binasının yaklaşık 11 bin metrekare alanda iki kat üzerine kurulduğunu belirtti. Ertuğ, başta Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları ile Arkeoloji Müzeleri olmak üzere, Milli Saraylar depolarındaki değerli eserlerin ilk defa burada sergilendiğini vurguladı. Ertuğ, "En eski eserimiz 6. ve 7. yüzyıl'dan kalma, Şam Evrakı dediğimiz parşömenler üzerine yazılmış kıymetli belgelerden oluşuyor. Memlük dönemi'ne ait eserlerimiz ve Osmanlı dönemi'nin çok nadide parçaları da müzemizde yer alıyor. Son dönem tekstil eserlerini de sergiliyoruz" ifadelerini kullandı. Anadolu Yakası'nda kutsal emanetlerin ziyaret edilebildiği tek merkezin burası olduğunu kaydeden Ertuğ, Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi'nden 24 saat okunan Kur'an-ı Kerim eşliğinde canlı yayın yaptıklarını da söyledi. Ramazan ayında en yoğun ziyaretçiyi ağırladıklarını belirten Nezih Ertuğ, "Büyük Çamlıca Camisi içinde bulunmak büyük avantaj. Camiye gelen ziyaretçiler müzeye de ilgi gösteriyor. Müzemizi Cuma ve cumartesi günleri gece 12'ye, diğer günler ise gece 11.00'e kadar açık tutuyoruz. Teravihten sonra gelen ziyaretçilerimizin de müzeyi gezmesini sağlıyoruz" dedi. Ertuğ, Yavuz Sultan Selim döneminden kalan Hırka-i Saadet'in gümüş muhafazası ile ramazanın 15. günü dağıtılan destimal mendillerinin orijinal baskı kalıplarının da müzede sergilendiğini aktardı. Topkapı Sarayı'ndaki merasimin kutsal havasının ziyaretçilere yaşatıldığını ifade etti. Osmanlı Padişahları'nın savaşa giderken giydiği tılsımlı gömlekler'in de müzede görülebildiğine işaret eden Ertuğ, "Bu gömlekler kişiye özel yapılıyordu ve üzerlerinde Ayetel Kürsi, Felak, Nas sureleri gibi koruyucu dualar ile savaşlarda muvaffakiyet için ayetler işleniyordu. Koleksiyonumuz için çok önemliler" diye konuştu. Nezih Ertuğ, Sultan 2. Mahmud'un el yazması hat levhalarının ve hattat padişahların eserlerinin yanı sıra, ramazanda hattat Hasan Çelebi ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan özel bir serginin de gezilebildiğini kaydetti. Müzede gelenekle geleceği harmanladıklarını vurgulayan Ertuğ, sözlerini şöyle tamamladı: "Gençlere ve çocuklara yönelik dijital uygulamalarımız var. Ab-ı Hayat adlı enstalasyonda, suyun dünyaya gelişiyle oluşan değişimler 10 dakikalık dijital performansla gösteriliyor. Kubbe enstalasyonu ile de Türkiye'deki 10 büyük caminin kubbeleri ve oralarda okunan ezanlar dijital olarak yansıtılıyor. Geleceğe yönelik teknolojileri kullanarak eğitim faaliyetimizi bir üst seviyeye taşımanın mutluluğu içindeyiz." Sizce modern müzecilikte dijital teknolojilerin kullanımı, tarihi eserlerin deneyimlenme biçimini nasıl etkiliyor? |
|