Açıklamada, Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan ötürü tutuklama kararı çıkarıldığı hatırlatıldı. Netanyahu yönetimindeki İsrail'in ise soykırım iddiaları nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanmakta olduğu ifade edildi.
Netanyahu'nun mevcut hedefinin, devam eden barış görüşmelerini baltalamak ve bölgedeki yayılmacı politikalarını sürdürmek olduğu kaydedildi. Aksi takdirde Netanyahu'nun kendi ülkesinde yargılanacağı ve muhtemelen hapis cezasına çarptırılacağı değerlendirmesinde bulunuldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrailli yetkililer tarafından düzeysiz, küstahça ve yalan dolu iddialarla hedef alınmasının, Türkiye'nin her platformda dile getirdiği gerçeklerin yarattığı rahatsızlığın bir sonucu olduğu vurgulandı. Türkiye'nin, masum sivillerin yanında olmaya devam edeceği ve Netanyahu'nun işlediği suçlardan dolayı hesap vermesi için çaba harcamayı sürdüreceği bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da konuya ilişkin açıklama yaptı. Duran, "Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya cüret etmektedir" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'yu, hakkında tutuklama kararları bulunan ve dostu kalmamış bir suçlu olarak tanımlayan Duran, onun siyasi varlığını sürdürme stratejisi olarak bölgeyi kaos ve çatışmaya sürüklediğini öne sürdü. Herkesin Netanyahu'nun ahlaki değerlere ve başkalarına ders verecek meşruiyete sahip olmadığını bildiğini belirten Duran, Netanyahu'nun insanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç hesap vereceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, daha adil, daha huzurlu ve daha güvenli bir dünya için zalimlere karşı mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.
AK Parti Genel Başkan Vekili Mahir Ünal ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu'nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki sözlerini, kendi soykırımcı ve katliamcı politikalarını perdelemeye yönelik hezeyanlar olarak nitelendirdi.
Netanyahu yönetimindeki İsrail'in politikalarının, bölgeyi kalıcı bir istikrarsızlık döngüsüne sürüklediğini ve bu durumun uluslararası toplum tarafından daha yüksek sesle sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin ise uzun süredir bölgesel barışın tesisine yönelik çok yönlü ve ilkesel bir diplomasi yürüttüğünü kaydetti. Türkiye'nin çatışma üretmek yerine diyalog kanallarını açık tutan, uluslararası meşruiyet zemininde çözüm arayan bir yaklaşımı olduğunu belirtti.
Türkiye'nin kendi ulusal güvenliğinin yanı sıra, bölgesel istikrarı ve küresel barış perspektifini merkeze alan bir dış politika izlediğini ifade eden Ünal, "Anlaşılan o ki Türkiye’nin bölgesinde istikrarı ve barışı önceleyen sonuç alıcı diplomatik gücü Netanyahu’yu rahatsız etmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
Sizce uluslararası hukuk kurumlarının bu yöndeki karar ve yargılamaları bölgedeki gerilimi azaltmada etkili olabilir mi?
Netanyahu'nun mevcut hedefinin, devam eden barış görüşmelerini baltalamak ve bölgedeki yayılmacı politikalarını sürdürmek olduğu kaydedildi. Aksi takdirde Netanyahu'nun kendi ülkesinde yargılanacağı ve muhtemelen hapis cezasına çarptırılacağı değerlendirmesinde bulunuldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrailli yetkililer tarafından düzeysiz, küstahça ve yalan dolu iddialarla hedef alınmasının, Türkiye'nin her platformda dile getirdiği gerçeklerin yarattığı rahatsızlığın bir sonucu olduğu vurgulandı. Türkiye'nin, masum sivillerin yanında olmaya devam edeceği ve Netanyahu'nun işlediği suçlardan dolayı hesap vermesi için çaba harcamayı sürdüreceği bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da konuya ilişkin açıklama yaptı. Duran, "Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya cüret etmektedir" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'yu, hakkında tutuklama kararları bulunan ve dostu kalmamış bir suçlu olarak tanımlayan Duran, onun siyasi varlığını sürdürme stratejisi olarak bölgeyi kaos ve çatışmaya sürüklediğini öne sürdü. Herkesin Netanyahu'nun ahlaki değerlere ve başkalarına ders verecek meşruiyete sahip olmadığını bildiğini belirten Duran, Netanyahu'nun insanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç hesap vereceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin, daha adil, daha huzurlu ve daha güvenli bir dünya için zalimlere karşı mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.
AK Parti Genel Başkan Vekili Mahir Ünal ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu'nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki sözlerini, kendi soykırımcı ve katliamcı politikalarını perdelemeye yönelik hezeyanlar olarak nitelendirdi.
Netanyahu yönetimindeki İsrail'in politikalarının, bölgeyi kalıcı bir istikrarsızlık döngüsüne sürüklediğini ve bu durumun uluslararası toplum tarafından daha yüksek sesle sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin ise uzun süredir bölgesel barışın tesisine yönelik çok yönlü ve ilkesel bir diplomasi yürüttüğünü kaydetti. Türkiye'nin çatışma üretmek yerine diyalog kanallarını açık tutan, uluslararası meşruiyet zemininde çözüm arayan bir yaklaşımı olduğunu belirtti.
Türkiye'nin kendi ulusal güvenliğinin yanı sıra, bölgesel istikrarı ve küresel barış perspektifini merkeze alan bir dış politika izlediğini ifade eden Ünal, "Anlaşılan o ki Türkiye’nin bölgesinde istikrarı ve barışı önceleyen sonuç alıcı diplomatik gücü Netanyahu’yu rahatsız etmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
Sizce uluslararası hukuk kurumlarının bu yöndeki karar ve yargılamaları bölgedeki gerilimi azaltmada etkili olabilir mi?