| Mart 2025'te İsrail'in Megiddo Hapishanesi'nde hayatını kaybeden Filistinli çocuk Ahmet'in ölüm nedenine ilişkin davaya bakan hakim, daha önce çocuğun aç bırakılarak hayatını kaybetmesine neden olunduğuna hükmetmişti. Hakim Ehud Kaplan o dönemki kararında, "Çocuğun muhtemelen aç bırakılarak öldürüldüğü gerçeği gizlenemez ve gizlenmemelidir." ifadelerine yer vermişti. Ancak aynı İsrailli hakim, daha sonra yapılan otopsi sonucunda, çocuğun ciddi derecede zayıf olması, uyuz ve enfeksiyon gibi fiziksel sorunlarla ölümü arasında nedensel bir bağlantı kurulmasının imkansız olduğu gerekçesiyle soruşturmanın kapatılmasına karar verdi. Ahmet'in cenazesi aradan geçen bir yıla rağmen hala İsrail tarafından rehin tutuluyor ve ailesine teslim edilmiyor. Haaretz'in haberinde, soruşturmanın kapatılması kararının Aralık 2025'te alındığı, fakat yayın yasağı olması nedeniyle daha önce yayımlanamadığı belirtildi. Hakimin soruşturmanın kapatılması kararına karşın İsrail polisi soruşturmanın sürdüğünü iddia etti. Haberde, Megiddo Cezaevi'nde Ahmed ile benzer semptomları taşıyan başka Filistinli mahkumların da olduğu ifade edildi. Batı Şeria'nın Silvad kasabasından olan ve aynı zamanda Brezilya vatandaşlığı da bulunan Ahmet'in daha önce yayımlanan otopsi sonuçlarına göre, ölüm nedeni kesin olarak belirlenemese de bağırsaklarında başlayan bir enfeksiyonun vücuduna yayılarak fonksiyonlarını durdurmasına ve bayılmasına yol açmış olabileceği iddia edilmişti. Resmi raporda, yağ dokusunda bir azalma olduğu ve vücut kütlesinin "hastalık derecesinde zayıf" tanımına uyduğu, ölümünden önce aşırı kilo kaybı yaşadığı ve bunun bağışıklık sisteminin çökmesine yol açtığı belirtilmişti. Ahmet, ölümünden altı ay önce molotofkokteyli atmak iddiasıyla tutuklanmıştı. Sizce uluslararası hukuk çerçevesinde, bir devletin gözaltında ölen kişilerin ölüm nedenini araştırma yükümlülüğü ne ölçüde olmalıdır? |
|