Taburun, “profesyonel ve etik temellerini güçlendirene kadar” sahadan çekileceği açıklandı. Zamir, taburun yeniden göreve dönüş kararının, İsrail Merkez Bölge Komutanı Tümgeneral Avi Bluth’a bağlı olacağını bildirdi.
Ayrıca, ilerleyen süreçte ek komuta tedbirleri uygulanacağı da ifade edildi. Yaşanan olay, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde meydana geldi.
CNN ekibi sahada görev yaparken, İsrail askerleri tarafından hedef alındı. Gazeteciler, hiçbir tehdit oluşturmadıklarını belirtmelerine rağmen, askerlerin silahlarını kendilerine doğrulttuğunu aktardı.
Olay sırasında bir foto muhabirinin boğazı sıkıldı ve gazetecilerin telefonlarına el konuldu. Ekip, dakikalar boyunca gözaltında tutuldu.
Gazetecilerin o anki tepkileri, kayıtlara “Ne yapıyorsun? Biz gazeteciyiz, ne yapıyorsun?” ve “Şu anda İsrail ordusu tarafından gözaltındayız” şeklinde yansıdı. Askerlerin söyledikleri ise dikkat çekiciydi.
Bir asker, “Biz buradayız çünkü burası bizim yerimiz” ifadesini kullandı. “Toprak bizim” diyen askere, “Yani Batı Şeria’nın tamamı mı?” sorusu yöneltildi.
Asker, “Elbette. Sadece askerler için değil, Yahudiler için de” yanıtını verdi. Gazetecilerin, “Burada olmanız için izniniz yok, İsrail yasalarına göre de” uyarısına ise, “Evet doğru ama bu yasal bir yerleşim olacak” cevabı geldi.
Asker, bunun nasıl olacağı sorusunu ise “Yavaş yavaş” diyerek yanıtladı. Bu diyaloglar, olayın tartışma yaratan boyutunu ortaya koydu.
Sizce uluslararası medya mensuplarına yönelik bu tür müdahaleler, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından nasıl değerlendirilmelidir?