Patrikhaneden yapılan açıklamaya göre; Kutsal Topraklar ve Kıyamet Kilisesi yetkilileriyle koordineli, bireysel olarak yürüyen Patrik, İsrail güçleri tarafından durdurularak geri dönmeye zorlandı.
Yaklaşık bir ay önce ilan edilen “acil durum” bahanesiyle uygulanan bu yasak, Patrikhane tarafından “tehlikeli bir emsal” olarak nitelendirildi.
Latin Patrikhanesi, kilise liderlerinin savaşın başından bu yana kısıtlamalara uyduğunu, toplanmaları iptal ettiğini ve Paskalya ayinlerini yayınlamak üzere düzenlemeler yaptığını vurguladı.
Açıklamada, Katolik Kilisesi üzerinde en yüksek dini yetkiye sahip olan Kardinal’in girişinin engellenmesi “açıkça mantıksız” bir önlem olarak değerlendirildi.
Ayrıca, Kudüs’teki en önemli dini etkinliklerden biri olan geleneksel “Palmiye Pazarı Yürüyüşü”nün de acil durum gerekçesiyle iptal edildiği bildirildi.
İsrailli solcu gazeteci Nir Hasson, Patriğin gelişinin önceden koordine edildiğini ve ayinin sadece üç refakatçiyle yapılmasının planlandığını belirtti.
Kıyamet Kilisesi’ndeki engellemenin bir benzeri, Mescid-i Aksa çevresinde de yaşandı. Bir grup fanatik Yahudi yerleşimci, yaklaşan Hamursuz Bayramı sırasında Mescid-i Aksa’nın içinde kurban etmek amacıyla Eski Şehir’e yanlarında hayvanlarla girmeye çalıştı.
Sosyal medyada yayılan görüntülerde, El-Halil Kapısı yakınlarında polis ve askerlerin yerleşimcileri durdurarak Eski Şehir’e girişlerini engellediği görüldü.
Aşırı sağcı Tapınak grupları, Tevrat’taki inançlara dayanarak kurtuluşun ancak Mescid-i Aksa’nın içinde kurban kesmekle mümkün olacağını savunuyor.
Kudüs Valiliği, bu girişimleri Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmek için dini ritüellerin “yerleşimci bir silah” olarak kullanılması şeklinde değerlendirerek uyardı.
Valilik ayrıca, aşırı sağcı örgütlerin yapay zeka (AI) ile üretilmiş görseller kullanarak kurban ritüelini dayatmak için yoğun bir propaganda kampanyası yürüttüğüne dikkat çekti.
Valiliğe göre 2025 yılı içinde Aksa’ya hayvan kurbanı sokmak için üç ayrı girişimde bulunulmuştu.
İran’a yönelik savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana Mescid-i Aksa’ya girişleri engellenen yüz binlerce Filistinli, bu yıl teravih ve Ramazan Bayramı namazlarından mahrum bırakılmıştı.
Sizce uluslararası toplum, Kudüs'teki bu tür dini özgürlük ihlallerine karşı daha etkin bir rol oynayabilir mi?
Yaklaşık bir ay önce ilan edilen “acil durum” bahanesiyle uygulanan bu yasak, Patrikhane tarafından “tehlikeli bir emsal” olarak nitelendirildi.
Latin Patrikhanesi, kilise liderlerinin savaşın başından bu yana kısıtlamalara uyduğunu, toplanmaları iptal ettiğini ve Paskalya ayinlerini yayınlamak üzere düzenlemeler yaptığını vurguladı.
Açıklamada, Katolik Kilisesi üzerinde en yüksek dini yetkiye sahip olan Kardinal’in girişinin engellenmesi “açıkça mantıksız” bir önlem olarak değerlendirildi.
Ayrıca, Kudüs’teki en önemli dini etkinliklerden biri olan geleneksel “Palmiye Pazarı Yürüyüşü”nün de acil durum gerekçesiyle iptal edildiği bildirildi.
İsrailli solcu gazeteci Nir Hasson, Patriğin gelişinin önceden koordine edildiğini ve ayinin sadece üç refakatçiyle yapılmasının planlandığını belirtti.
Kıyamet Kilisesi’ndeki engellemenin bir benzeri, Mescid-i Aksa çevresinde de yaşandı. Bir grup fanatik Yahudi yerleşimci, yaklaşan Hamursuz Bayramı sırasında Mescid-i Aksa’nın içinde kurban etmek amacıyla Eski Şehir’e yanlarında hayvanlarla girmeye çalıştı.
Sosyal medyada yayılan görüntülerde, El-Halil Kapısı yakınlarında polis ve askerlerin yerleşimcileri durdurarak Eski Şehir’e girişlerini engellediği görüldü.
Aşırı sağcı Tapınak grupları, Tevrat’taki inançlara dayanarak kurtuluşun ancak Mescid-i Aksa’nın içinde kurban kesmekle mümkün olacağını savunuyor.
Kudüs Valiliği, bu girişimleri Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmek için dini ritüellerin “yerleşimci bir silah” olarak kullanılması şeklinde değerlendirerek uyardı.
Valilik ayrıca, aşırı sağcı örgütlerin yapay zeka (AI) ile üretilmiş görseller kullanarak kurban ritüelini dayatmak için yoğun bir propaganda kampanyası yürüttüğüne dikkat çekti.
Valiliğe göre 2025 yılı içinde Aksa’ya hayvan kurbanı sokmak için üç ayrı girişimde bulunulmuştu.
İran’a yönelik savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana Mescid-i Aksa’ya girişleri engellenen yüz binlerce Filistinli, bu yıl teravih ve Ramazan Bayramı namazlarından mahrum bırakılmıştı.
Sizce uluslararası toplum, Kudüs'teki bu tür dini özgürlük ihlallerine karşı daha etkin bir rol oynayabilir mi?