İsrailli üst düzey bir yetkili, ülkenin i24 TV kanalına yaptığı açıklamada, ABD'nin bölgeye gönderdiği takviye birliklerle ilgili önemli ifadeler kullandı. Yetkili, "Deniz piyadeleri bölgeye süs olarak gönderilmiyor. Hark Adası'nın ele geçirilmesi yönünde ciddi bir ihtimal var." dedi.
İran'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının gerçekleştirildiği ada, ülkenin ana karasından yaklaşık 30 kilometre açıkta bulunuyor. Amerikan ve İsrailli güvenlik kaynaklarına göre bölgeye yaklaşık 4 bin 500 deniz piyadesi, çıkarma birlikleri, helikopterler, F-35 savaş uçakları ve zırhlı araçlar sevk ediliyor.
İsrail'in Maariv gazetesinde yayımlanan bir analizde ise, Netanyahu hükümetinin İran Devrim Muhafızları'nın etkisini kırmak için iki temel operasyon gerektiği görüşünü savunduğu aktarıldı. Habere göre Tel Aviv yönetimi, Tahran'ın Hark Adası üzerinden petrol ihracatını sürdürdüğü ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisini tehdit edebildiği sürece askeri kapasitesini koruyacağını değerlendiriyor.
Maariv'e konuşan kaynaklar, "Hürmüz Boğazı'nda zaferin yolu Hark Adası'nda kontrol sağlamaktan geçiyor." ifadelerini kullanırken, asıl zorluğun askeri değil siyasi olduğunun altı çizildi. Analizde, düğüm noktasının Başkan Trump'ın Amerikan askerlerinin kayıp verme riskini göze alıp almayacağı olduğu belirtildi.
İsrail eski Başbakanı Ehud Barak, Kanal 13'e verdiği röportajda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Barak, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 450 kilogram uranyumun askeri bir operasyonla İran’dan çıkarılmasının pratik bir yolu olmadığını söyledi.
Barak, "Ne İsrail ne de ABD, İran'ı birkaç aydan fazla geciktirebilecek bir güce sahip." dedi. Hamas ve Hizbullah'ın geçmişte defalarca "bitirildiği" iddialarına rağmen hâlâ etkili olduğunu belirten Barak, savaşların çoğu zaman hızlı başladığını ancak zamanla yıpratma savaşına dönüşebildiğini ifade etti.
Savaşın dördüncü haftasına girilirken, iki tarafın da hayalini kurduğu "halkı sokağa dökerek rejimi düşürme" planının tutmadığı vurgulanıyor. New York Times gazetesinin haberine göre, Mossad Başkanı David Barnea, savaşın başlamasından hemen önce Başbakan Netanyahu'ya bir plan sundu.
Barnea, yaptığı sunumda, "İranlı liderleri ortadan kaldırdıktan sonra, istihbarat faaliyetleriyle isyan çıkarılıp rejimin devrilmesinin önünün açılabileceğini" iddia etti. Netanyahu, Barnea'nın bu planını doğrudan ABD Başkanı Donald Trump'a götürdü. Habere göre, bazı yetkililerin temkinli yaklaşımına rağmen, Netanyahu ve Trump plana olumlu baktı.
Netanyahu, savaşın başlamasından günler sonra, Mossad yetkililerine "vaatlerinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle" hayal kırıklığına uğradığını belirtti. İsrail Başbakanı, bir güvenlik toplantısında sinirli bir şekilde, "Trump'ın savaşı her an sona erdirmeye karar verebileceğini" ve "Mossad operasyonlarının henüz sonuç vermediğini" dile getirdi.
Netanyahu ve Trump, savaşın başladığı günden bu yana defalarca İranlılara "kaderlerini kendi ellerine almaları" ve sokağa çıkmaları çağrısı yapmıştı.
Sizce Hark Adası'na yönelik askeri bir operasyon gerçekleşir mi?
İran'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının gerçekleştirildiği ada, ülkenin ana karasından yaklaşık 30 kilometre açıkta bulunuyor. Amerikan ve İsrailli güvenlik kaynaklarına göre bölgeye yaklaşık 4 bin 500 deniz piyadesi, çıkarma birlikleri, helikopterler, F-35 savaş uçakları ve zırhlı araçlar sevk ediliyor.
İsrail'in Maariv gazetesinde yayımlanan bir analizde ise, Netanyahu hükümetinin İran Devrim Muhafızları'nın etkisini kırmak için iki temel operasyon gerektiği görüşünü savunduğu aktarıldı. Habere göre Tel Aviv yönetimi, Tahran'ın Hark Adası üzerinden petrol ihracatını sürdürdüğü ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisini tehdit edebildiği sürece askeri kapasitesini koruyacağını değerlendiriyor.
Maariv'e konuşan kaynaklar, "Hürmüz Boğazı'nda zaferin yolu Hark Adası'nda kontrol sağlamaktan geçiyor." ifadelerini kullanırken, asıl zorluğun askeri değil siyasi olduğunun altı çizildi. Analizde, düğüm noktasının Başkan Trump'ın Amerikan askerlerinin kayıp verme riskini göze alıp almayacağı olduğu belirtildi.
İsrail eski Başbakanı Ehud Barak, Kanal 13'e verdiği röportajda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Barak, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 450 kilogram uranyumun askeri bir operasyonla İran’dan çıkarılmasının pratik bir yolu olmadığını söyledi.
Barak, "Ne İsrail ne de ABD, İran'ı birkaç aydan fazla geciktirebilecek bir güce sahip." dedi. Hamas ve Hizbullah'ın geçmişte defalarca "bitirildiği" iddialarına rağmen hâlâ etkili olduğunu belirten Barak, savaşların çoğu zaman hızlı başladığını ancak zamanla yıpratma savaşına dönüşebildiğini ifade etti.
Savaşın dördüncü haftasına girilirken, iki tarafın da hayalini kurduğu "halkı sokağa dökerek rejimi düşürme" planının tutmadığı vurgulanıyor. New York Times gazetesinin haberine göre, Mossad Başkanı David Barnea, savaşın başlamasından hemen önce Başbakan Netanyahu'ya bir plan sundu.
Barnea, yaptığı sunumda, "İranlı liderleri ortadan kaldırdıktan sonra, istihbarat faaliyetleriyle isyan çıkarılıp rejimin devrilmesinin önünün açılabileceğini" iddia etti. Netanyahu, Barnea'nın bu planını doğrudan ABD Başkanı Donald Trump'a götürdü. Habere göre, bazı yetkililerin temkinli yaklaşımına rağmen, Netanyahu ve Trump plana olumlu baktı.
Netanyahu, savaşın başlamasından günler sonra, Mossad yetkililerine "vaatlerinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle" hayal kırıklığına uğradığını belirtti. İsrail Başbakanı, bir güvenlik toplantısında sinirli bir şekilde, "Trump'ın savaşı her an sona erdirmeye karar verebileceğini" ve "Mossad operasyonlarının henüz sonuç vermediğini" dile getirdi.
Netanyahu ve Trump, savaşın başladığı günden bu yana defalarca İranlılara "kaderlerini kendi ellerine almaları" ve sokağa çıkmaları çağrısı yapmıştı.
Sizce Hark Adası'na yönelik askeri bir operasyon gerçekleşir mi?