Türkiye'nin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi'ne göre, bilinen veya potansiyel istilacı yabancı türlerin 2030 yılına kadar en az yüzde 50 azaltılması hedefleniyor. Özellikle ada ekosistemleri gibi öncelikli alanlarda, bu türlerin ortadan kaldırılması veya kontrol altına alınması yoluyla doğaya verilen zararın minimize edilmesi planlanıyor. On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028)'nda da, karasal ve denizel ekosistemlerin korunması ile istilacı türlerin yayılımının önlenmesine yönelik kontrol, denetim ve izleme faaliyetlerinin etkin şekilde yürütülmesi bir politika olarak yer alıyor. Bu hedefler doğrultusunda DKMP Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projelere devam ediliyor. MARIAS Projesi ile Türkiye'nin dört denizindeki pilot alanlarda, Kuzey Atlantik denizyıldızı, aslan balığı ve su sümbülü gibi çeşitli istilacı türlere odaklanılarak çalışmalar gerçekleştirildi. TERIAS Projesi kapsamında ise karasal ve iç su ekosistemlerinde çalışıldı. Proje süresince itdolanbacı, yeşil papağan, kırmızı yanaklı su kaplumbağası ve su maymunu gibi hedef türler üzerinde araştırma ve müdahale çalışmaları yapıldı. Her iki projenin tamamlanmasının ardından, hazırlanan yönetim planlarının uygulamasına "İstilacı Yabancı Türlerin Oluşturduğu Tehditlerin Yönetimi Projesi" ile devam ediliyor. Bu kapsamda, gümüşi havuz balığı ve sivrisinek balığına yönelik avcılık yoluyla mücadele sürdürülüyor. Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki itdolanbacı için korunan alanlarda fiziksel kontrol çalışmaları yapılırken, İzmir'de yeşil papağan popülasyonu izleniyor. Ayrıca Edirne'deki Gala Gölü Milli Parkı'nda su maymunu, Ankara'da ise yine yeşil papağan üzerine saha çalışmaları gerçekleştiriliyor. Projeler kapsamında, ulusal veri toplama ve izleme amacıyla "Türkiye Ulusal İstilacı Yabancı Türler Veri ve Bilgi Sistemi (TurİST)" kuruldu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 177 istilacı yabancı tür tespit edildi; bunların 106'sı denizel, 56'sı karasal, 13'ü iç su ve 2'si amfibik türlerden oluşuyor. Bu çalışmalara ek olarak, 2024 yılında Ulusal İstilacı Yabancı Türler Strateji ve Eylem Planı (2024-2035) hazırlandı. Ayrıca, "İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ve Yönetimine İlişkin Yönetmelik" yürürlüğe girerek, bu alandaki ilk kapsamlı düzenleme hayata geçirilmiş oldu. Yeni düzenlemeyle, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak üzere Ulusal İstilacı Yabancı Türler Komisyonu ile Sucul ve Karasal Teknik Danışma Grupları oluşturulacak. Toplumun bilinçlendirilmesi ve sürece dahil edilmesi yoluyla, mücadelenin etkisinin artırılması amaçlanıyor. Türkiye'nin doğal zenginliklerini korumak, ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmak amacıyla hazırlanan bu düzenlemelerle, istilacı türlerle mücadelede güçlü, koordineli ve bilim temelli bir yapı kurulması hedefleniyor. Sizce istilacı türlerle mücadelede en etkili yöntem toplumsal farkındalığı artırmak mı, yoksa doğrudan sahada yapılan fiziksel müdahaleler mi? |
|