Yazar, Konya’da konuşlu Kara Kuvvetleri Hava Savunma Komutanlığı’na ilk giren gazeteci olduğunu belirtti. Bu üste, Korkut, Hisar A ve Hisar O gibi hava savunma sistemlerinin bulunduğunu ve askerlerin dünyanın dört bir yanına intikal ettiğini ifade etti.
Üste savunma sistemleri arasında dolaşırken, ASELSAN’ın genç mühendislerine rastladığını aktardı. Bilimin, sistemleri en iyi hale getirmek için sahada askerlerle birlikte çalıştığına dikkat çekti.
Türkiye ile Katar arasında sadece iyi diplomatik ilişkiler olmadığını, stratejik ortak olunduğu için askeri iş birliğinin de bulunduğunu vurguladı.
Katar’ın Çelik Kubbe sistemi ile ilgilendiğini ve Türkiye’den sistem satın aldığını kaydetti. Türkiye’nin ise Katar’dan Eurofighter savaş uçakları aldığını ve denizcilikte ortak üretim anlaşmaları imzalandığını belirtti.
ASELSAN personelinin Katar’daki varlığını sorgulayanlara yanıt olarak, şirket çalışanlarının sadece Katar’da değil, 90’dan fazla ülkede görev yaptığını açıkladı.
Savunma sanayi ihracatında gurur duyulan başarının arkasında, ASELSAN’ın kurulumdan satış sonrası desteğe kadar birçok hizmeti yerinde verdiğinin altını çizdi.
Ayrıca ASELSAN’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin konuşlandığı her coğrafyada mutlaka kendi elemanlarını bulundurduğunu ifade etti.
Gencecik evlatların şehadeti üzerinden siyaset üretmeye çalışmanın ayıp, acımasız ve cehalet dolu bir davranış olduğunu dile getirdi.
Orhan Veli’nin “Neler yapmadık ki şu vatan için” dizesiyle başlayan şiirini artık güncellemek gerektiğini söyledi. Şehitlerin halen aynı olduğunu, ancak artık nutuk söyleyenler değil, sosyal medya çöplüğünde üreyenlerin bulunduğunu ekledi.
Savunma sanayisi alanında yaşanan bu acı kayıplar, uluslararası görevlerin doğasını ve risklerini tekrar düşündürüyor mu?