| Duruşmanın ikinci gün oturumunda, tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik'in resmi yetkilisi 35 yaşındaki Altay Ali Oransal savunma yaptı. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyen Oransal, fabrikanın sadece kağıt üzerinde kendisine ait olduğunu, asıl yöneticinin tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren babası Kurtuluş Oransal olduğunu savundu. Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu belirten Altay Ali Oransal, babasının borçları nedeniyle şirketi kendi üzerine açmak zorunda kaldığını ifade etti. Şirketin kuruluş sürecine dair detayları mahkemeyle paylaşan Oransal, "Pandemi döneminde yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtık" dedi. Patlamanın yaşandığı fabrikaya yılda sadece birkaç kez gittiğini ve işletmeden herhangi bir maddi kazanç sağlamadığını iddia eden sanık Oransal, geçim kaynaklarının kozmetik sektöründeki diğer girişimleri olduğunu belirtti. Sanık Oransal, "Shauran da Fransa'da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim" diye konuştu. Fabrika çalışanlarıyla olan ilişkisine de değinen sanık Oransal, vefat eden çalışan Tuncay Yıldız'ı hayatında yalnızca birkaç kez aradığını, Yıldız'ın babasından sonra fabrikadaki en etkili kişi olduğunu aktardı. Bir diğer çalışan Gülhan Bendi'yi ise sadece simaen tanıdığını belirten Oransal, kendisine hiç talimat vermediğini ve bu iddiaların yalan olduğunu söyledi. Olay günü yaşanan kargaşayı ve sonrasındaki hareketlerini mahkeme heyetiyle paylaşan Oransal, kaçma kastı taşımadığını iddia etti. Avukatlarının yönlendirmesiyle hareket ettiklerini belirten tutuklu sanık, "O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum" şeklinde savunma yaptı. Yakalandıkları esnada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 adet pasaporta dair soruları yanıtlayan sanık Oransal, ele geçirilen meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu söyledi. İşleri gereği sıklıkla yurt dışına seyahat ettikleri için yanlarında sürekli döviz bulundurduklarını ifade etti. Kendi markalarına ait jel kremin söz konusu fabrikada üretildiğini kabul eden Oransal, üretim sürecindeki rollerinin sadece hammadde tedariki ile sınırlı olduğunu savundu. Üretim denetiminden haberdar olmadığını ifade eden Oransal, "Ravive'de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu. Fabrikadaki tüm işleyişin, gelir ve giderlerin merhum babası Kurtuluş Oransal'ın kontrolünde olduğunu öne süren sanık, taşınma süreci ve üretim planlamasına dair bilgisinin olmadığını dile getirdi. İşçilerin sigorta durumlarından haberdar olmadığını söyleyerek, "Ravive'de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti" dedi. Şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığı sorusuna da açıklık getiren Oransal, babasının mali durumunun ve borçlarının bu duruma yol açtığını ileri sürdü. Babasına destek olmak amacıyla şirket kurulumuna razı olduklarını aktaran sanık Oransal, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik" ifadelerini kullandı. Savunmasının ardından müşteki avukatlarının sorularını yanıtlayan sanık Altay Ali Oransal'a, soruşturma aşamasında babası Kurtuluş Oransal'ın verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, iddiaları reddederek, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum" diye konuştu. Müşteki avukatları, sanığa fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz?" diye sordu. Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" şeklinde yanıt verdi. Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi?" şeklindeki sorusuna ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" karşılığını verdi. Çapraz sorguda sanığa, babasının borç batağında olduğu yönündeki kendi ifadeleri hatırlatılarak, borcun miktarı ve kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu neden kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini söyleyen sanık, ortada ciddi bir rakam olduğunu öne sürdü. Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, üretimin mahiyetine dair, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı. Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz?" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi. Altay Ali Oransal'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive Kozmetik'te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. Davanın iddianamesinde, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede ayrıca, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firma çalışanları ile bina sahipleri hakkında 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22'şer yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A. ve diğer üç şahsın ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapsi isteniyor. Sizce bu davada sorumluluk hiyerarşisi ve yönetim ilişkileri ne ölçüde aydınlatılabilmiştir? |
|