| Programın sunucusu, Canel'e "Küba'yı kurtarmak anlamına geliyorsa istifa etmeye istekli olup olmadığı" sorusunu yöneltti. Canel ise bu soruya, "Bu soru sizden mi geliyor yoksa ABD hükümetinin Dışişleri Bakanlığı'ndan mı?" şeklinde karşılık verdi. Küba Devlet Başkanı, ülkesinde "liderlik pozisyonundaki kişilerin" ABD hükümeti tarafından seçilmediğinin altını çizdi. Görevinden kesinlikle istifa etmeyeceğini kaydeden Canel, "Biz, özgür ve egemen bir devlete sahibiz." ifadelerini kullandı. Canel, başkanlık görevini kişisel hırsları için değil, halkın verdiği yetkiyle kazandığını vurguladı. "Eğer Küba halkı benim bu göreve uygun olmadığımı, başkanlık görevini yürütmemem gerektiğini düşünüyorsa onlara cevap vereceğim." şeklinde konuştu. Washington hükümetinin Havana yönetimine karşı "düşmanca bir politika" uyguladığını belirten Canel, "ABD hükümetinin Küba'dan herhangi bir şey talep etmeye hakkı yok." dedi. Röportajın tamamının hafta sonu yayınlanması planlanıyor. Canel, hafta içinde Newsweek dergisine verdiği bir başka demeçte de, ABD'nin ülkesine saldırması için hiçbir bahanesinin olmadığını ve Küba'nın Washington yönetimi için bir tehdit oluşturmadığını ifade etmişti. Bu açıklamaların öncesinde, ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak'ta önemli bir karara imza atmıştı. Trump, Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören Başkanlık kararnamesini onaylamıştı. Beyaz Saray, bu kararın, Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu. Trump, 1 Şubat'ta Küba yönetimiyle petrol tedarikinin düzenlenmesi konusunda görüşmelerin başlatıldığını duyurmuştu. Ancak Küba hükümeti bu iddiayı derhal yalanladı. Ayrıca, dışarıdan petrol gelmeden ayakta kalabilmek için acil durum paketini devreye soktuklarını açıkladılar. Sizce uluslararası ilişkilerde bu tür açıklamalar ve yaptırımlar gerilimi azaltır mı yoksa artırır mı? |
|