Bu işin rengi değişti arkadaşlar. Tribünlerin ruhu, stadyumların sesi sökülüp atılıyor. Yerine ne mi konuyor? Sessiz, ama kartı limitli turistler! Kulüpler artık bizim gibi maçtan 3 gün önce heyecandan uyuyamayan, takım kötü oynayınca ertesi gün işe morali bozuk giden sadık taraftarı değil; stadı "deneyimlemesi" için gelen, birkaç selfi çekip giden "müşterileri" hedefliyor. Bu bir isyandır, kabul edilemez!
Bilet Fiyatları ve "Premium" Tuzağı
Akıl tutulması yaşıyorum! Normal seyirci için bilet fiyatları tavan yaparken, kulüpler "hospitality", "VIP experience" paketlerine abanıyor. Yıllardır formasını giyip gittiğin takımının maçına gitmek, neredeyse bir uçak bileti parası ediyor. Amaç belli: Sadık taraftarı zorlayıp, daha çok para harcayabilecek kesimi çekmek. Stadlar lüks otellere, maçlar bir "etkinliğe" dönüşüyor. Tribünlerdeki ateş sönüyor, yerini klimalı localardaki alkış sesleri alıyor. Bu mu futbolun ruhu?
Sosyal Medya ve "Global Marka" Hastalığı
Kulüplerin tek derdi artık Instagram, TikTok takipçi sayısı ve "global marka değeri" oldu. Forma satışları, yurtdışı turu gelirleri için, takımın özünü oluşturan yerel taraftar ikinci plana atılıyor. Maç saatleri, bizim hayat ritmimize göre değil, Asya veya Amerika pazarlarına göre ayarlanıyor. Sen çalışıyorsun, o maçı izleyemiyorsun ama dünyanın öbür ucundaki bir "hayran" prime time'da keyifle izliyor. Bu adaletsizlik değil de nedir?
Tribün Kültürü Yok Ediliyor
En büyük korkum bu! Sürekli artan güvenlik önlemleri, aşırı kısıtlayıcı kurallar, pankart yasakları... Amaç, "rahatsız edici" olabilecek her türlü coşkuyu ve protestoyu bastırmak. Çünkü turist, gürültü ve heyecandan rahatsız olabilir! 90 dakika ayakta tezahürat yapmak, takımına bağırmak bir suç haline getiriliyor.[/COLOR] Tribünlerdeki o görünmez bağ, o aile olma duygusu yok edilmek isteniyor. Yerine steril, sessiz, "seyirci" kitleler geliyor.
Haksız mıyım? Stadyumlarımız tıpkılaşmış alışveriş merkezlerine, maçlar bir gösteriye dönüşürken, biz gerçek taraftarlar ne yapacağız? Siz ne diyorsunuz bu gidişata? Tartışalım!
Akıl tutulması yaşıyorum! Normal seyirci için bilet fiyatları tavan yaparken, kulüpler "hospitality", "VIP experience" paketlerine abanıyor. Yıllardır formasını giyip gittiğin takımının maçına gitmek, neredeyse bir uçak bileti parası ediyor. Amaç belli: Sadık taraftarı zorlayıp, daha çok para harcayabilecek kesimi çekmek. Stadlar lüks otellere, maçlar bir "etkinliğe" dönüşüyor. Tribünlerdeki ateş sönüyor, yerini klimalı localardaki alkış sesleri alıyor. Bu mu futbolun ruhu?
Kulüplerin tek derdi artık Instagram, TikTok takipçi sayısı ve "global marka değeri" oldu. Forma satışları, yurtdışı turu gelirleri için, takımın özünü oluşturan yerel taraftar ikinci plana atılıyor. Maç saatleri, bizim hayat ritmimize göre değil, Asya veya Amerika pazarlarına göre ayarlanıyor. Sen çalışıyorsun, o maçı izleyemiyorsun ama dünyanın öbür ucundaki bir "hayran" prime time'da keyifle izliyor. Bu adaletsizlik değil de nedir?
En büyük korkum bu! Sürekli artan güvenlik önlemleri, aşırı kısıtlayıcı kurallar, pankart yasakları... Amaç, "rahatsız edici" olabilecek her türlü coşkuyu ve protestoyu bastırmak. Çünkü turist, gürültü ve heyecandan rahatsız olabilir! 90 dakika ayakta tezahürat yapmak, takımına bağırmak bir suç haline getiriliyor.[/COLOR] Tribünlerdeki o görünmez bağ, o aile olma duygusu yok edilmek isteniyor. Yerine steril, sessiz, "seyirci" kitleler geliyor.
Haksız mıyım? Stadyumlarımız tıpkılaşmış alışveriş merkezlerine, maçlar bir gösteriye dönüşürken, biz gerçek taraftarlar ne yapacağız? Siz ne diyorsunuz bu gidişata? Tartışalım!