Kıştan çıkıp baharın eşiğine adım atılan Mart ayında, hava sıcaklıklarındaki ani değişimler hastalıkları beraberinde getiriyor. Takvimler Mart ayının ortasını gösterirken, Türkiye genelinde kışın sert etkileri ile baharın ilk sıcakları arasında bir geçiş yaşanıyor. Bir yanda parlayan güneş, diğer yanda aniden bastıran soğuk hava dalgaları, özellikle bağışıklık sistemi üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Mart ayı, sabah saatlerinde kış ayazını, öğle saatlerinde ise bahar sıcaklığını yaşatır. Bu dönemde tek bir kalın palto giymek yerine, sıcaklığa göre çıkarılabilecek ince katmanlardan oluşan "soğan kabuğu" giyim tarzı en güvenli yoldur. Terlemeyi önleyen ve ısıyı dengeleyen bu yöntem, vücudun ani ısı şoklarına karşı savunmasız kalmasını engeller. Vücut direncinin en düşük olduğu bu geçiş döneminde beslenme, adeta bir kalkan görevi görür. Brokoli, karnabahar ve pırasa gibi kış sebzelerini tüketmeye devam etmek bağışıklık için önemlidir. Taze sarımsak ve soğan gibi doğal antibiyotikleri sofranızdan eksik etmemek gerekiyor. Soğuklar tam geçmediği için susuzluk hissi az olabilir; ancak metabolizmanın bahara hazırlanması için günlük su tüketimini artırmak şarttır. "Hava ısındı" yanılgısıyla ısıtma sistemlerini aniden kapatmak veya pencereleri uzun süre açık bırakmak, Mart ayının en büyük hatalarındandır. Ev içi sıcaklığın 20-22 derece bandında sabit tutulması, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı en önemli bariyerdir. Mart ayı ile birlikte gün ışığından yararlanma süresi artıyor. Bulutlu havalarda bile öğle saatlerinde yapılacak 15 dakikalık yürüyüşler, kış boyu boşalan D vitamini depolarını doldurmaya başlamak için kritik öneme sahiptir. Düzenli uyku ise Mart’ın o meşhur "sersemlik" halini, yani bahar yorgunluğunun öncülünü atlatmaya yardımcı olur. Mart ayı Lodos’un en etkili olduğu dönemlerden biridir. Güneyden esen bu ılık ama sinsi rüzgar, basınç değişikliği nedeniyle şiddetli migren ve sinüzit ataklarını tetikleyebilir. Lodoslu havalarda baş bölgesini korumak ve rüzgara doğrudan maruz kalmamak hayati önem taşır. Güneşin parlamasıyla birlikte kışlık botları rafa kaldırmak için henüz çok erken. Toprağın ve asfaltın kıştan kalan nemini koruduğu Mart ayında, ince tabanlı ayakkabılar ayakların üşümesine ve buna bağlı olarak böbrek ve eklem ağrılarına yol açabilir. "Ayağını sıcak tut, başını serin" düsturunu unutmamak gerekir. Su geçirmeyen ancak nefes alan ara mevsim ayakkabılarını tercih etmek önemlidir. Vücut, kıştan bahara geçerken büyük bir enerji harcar. Bu "vites değişimi" sırasında sadece C vitamini yeterli olmayabilir. Magnezyum, Mart ayındaki o meşhur kas ağrılarını ve halsizliği önlemek için öne çıkıyor. Badem, ceviz ve ıspanak gibi magnezyum zengini besinlere ağırlık verilmelidir. Bağışıklığın en önemli muhafızı olan çinko için ise tam tahıllar ve baklagiller sofranızdan eksik edilmemelidir. Siz Mart ayında sağlığınızı korumak için en çok hangi önlemi alıyorsunuz? |
|