Korkmaz, bu olayın birçok üründe verim ve kalite düşüşüne ve üreticiler için önemli ekonomik kayıplara yol açtığını belirtti. Yaşananların, tarım sektörünün iklim kaynaklı riskler karşısındaki kırılganlığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. 14 Mayıs 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan komisyon, görev süresi boyunca ilgili kamu kurumları, üniversiteler, meslek örgütleri ve üretici temsilcilerinden bilgi aldı. Ayrıca saha ziyaretleri gerçekleştirerek yerinde incelemelerde bulundu. Korkmaz, iklim değişikliğinin artık istisnai bir durum olmaktan çıkarak, tarımsal üretimi doğrudan etkileyen kalıcı bir gerçeklik haline geldiğine dikkat çekti. Bu yeni gerçeklik karşısında, ülkelerin tarımsal üretim desenlerini iklim verileri doğrultusunda gözden geçirmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Raporda, kısa vadede üreticilerin üretimden kopmasını önlemek için finansal desteklerin büyük önem taşıdığı kaydedildi. Üreticinin gelir kaybının telafi edilmesi, borç yükünün hafifletilmesi ve üretim motivasyonunun korunmasının tarımsal süreklilik için temel bir gereklilik olduğu ifade edildi. Taslak raporun "Sorunlar ve Çözüm Önerileri" bölümünde dört ana başlık altında tespit ve öneriler sıralandı. Zirai don kaynaklı kayıpların azaltılmasında erken uyarı ve tahmin sistemlerinin kritik rol oynadığı belirtildi. Bu kapsamda, meteorolojik gözlem ağlarının yaygınlaştırılması, don riski yüksek bölgelerde istasyon yoğunluğunun artırılması ve yüksek çözünürlüklü tahmin modellerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Üreticilere hızlı bilgi aktarımı için SMS, mobil uygulama ve dijital platformlar üzerinden uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması önerildi. Zirai don olaylarına ilişkin verilerin farklı kurumlarda dağınık tutulduğuna işaret edilerek, ulusal düzeyde merkezi bir veri tabanı oluşturulması tavsiye edildi. Politikaların etkin uygulanabilmesi için meteoroloji, tarım, sigorta ve yerel yönetim süreçlerinin eş zamanlı yürütülmesinin zorunluluğu dile getirildi. Taslak raporda, iklim değişikliğinin etkilerinin kısa vadeli tedbirlerle yönetilemeyecek kadar yapısal olduğu belirtildi. Tarım politikalarının afet sonrası müdahaleden, önleyici uyum yaklaşımına geçmesi gerektiğinin altı çizildi. Bu doğrultuda, tarım sektörüne yönelik uzun vadeli iklim adaptasyon planlarının hazırlanmasının stratejik önemi vurgulandı. Zirai donla mücadelede kullanılan yöntemlerin enerji tüketimini artırdığına dikkat çekilerek, yenilenebilir enerji kullanımının teşvik edilmesi öneriler arasında yer aldı. Uzun dönemli meteorolojik gözlemler ve iklim projeksiyonları esas alınarak bölge bazlı ürün desenlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Don toleransı yüksek tür ve çeşitlerin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge çalışmalarının artırılması tavsiye edildi. Zirai donun olumsuz etkilerinin azaltılmasında, don öncesi ve don anında uygulanabilecek teknik önlemlerin büyük önem taşıdığı belirtildi. Don pervaneleri, sisleme sistemleri gibi aktif yöntemler ile örtüleme, malçlama gibi pasif uygulamaların desteklenmesi gerektiği kaydedildi. Raporda, afetlerin gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarını da olumsuz etkileyebildiğine işaret edildi. Üretim bölgelerine yakın noktalarda modern depolama altyapılarının yaygınlaştırılmasının önemi vurgulandı. Sözleşmeli üretim ve alım garantisi mekanizmalarının güçlendirilmesinin, hem üretici hem de sanayi açısından kritik olduğu ifade edildi. Taslak raporda, TARSİM kapsamında zirai don teminatının erişilebilirliğinin artırılması gerektiği belirtildi. Sigortaya erişimde güçlük yaşayan üreticiler için teminat koşullarının gözden geçirilmesi önerildi. Tarım Sigortaları Kanunu ve ilgili mevzuatta, zirai don teminatını daha açık şekilde tanımlayacak düzenlemeler yapılmasının önemi vurgulandı. Farklı üretici profillerine yönelik alternatif sigorta paketleri geliştirilmesi tavsiye edildi. TARSİM poliçelerinin satış sürecinde, sigortanın bir risk yönetim aracı olarak tanıtılması gerektiği ifade edildi. Küçük ölçekli üreticilerin daha kırılgan olduğuna dikkat çekilerek, prim desteklerinin bu kesim lehine güçlendirilmesi önerildi. TARSİM bünyesinde, Katastrofik Rezerv Fonu (KRF) oluşturulması stratejik bir reform aracı olarak sunuldu. Zirai don riskinin yönetilebilmesi için MGM, Tarım ve Orman Bakanlığı, TARSİM ve yerel yönetimler arasında düzenli iletişim mekanizmalarının kurulması tavsiye edildi. Afet sonrası hasar tespit süreçlerinin standartlaştırılmasının öncelikli bir ihtiyaç olduğu belirtildi. Zirai don afetinden etkilenen üreticilerin kredi ve borçlarının yeniden yapılandırılmasının önemi bir kez daha vurgulandı. Taslak raporda, Nisan 2025'teki don olayının, iklim risklerinin artık kalıcı bir sorun haline geldiğini gösterdiği anımsatıldı. Mevcut destek sisteminin geniş çaplı şoklara karşı yeterli koruma sağlayamadığı ifade edildi. Raporda, mülkiyet odaklı değil, gelir ve sürdürülebilirlik odaklı bir "Sürdürülebilir Tarım ve Gıda İstikrar Fonu" kurulmasının elzem hale geldiği kaydedildi. Bu fonun, bağımsız bir havuz olarak tasarlanması ve afet anında kaynakların hızla kullanıma sunulacağı esnek bir yapıda olması gerektiği belirtildi. Son olarak, TBMM Tarım Komisyonu bünyesinde, söz konusu fonun altyapısını hazırlamak için bir alt komisyon kurulması önerildi. Sizce tarım sigortası sisteminde yapılacak en acil ve etkili reform ne olmalıdır? |
|