| Dünya genelinde krizlerin çoğaldığını ve risklerin fiili çatışmaya dönüştüğünü kaydeden Bakan Güler, “Önceleri vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin artık doğrudan devletlerin birbirini hedef aldığı daha geniş ölçekli bir rekabete dönüştüğü bir çatışma ortamını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan süreci "büyük bir kaos ve istikrarsızlık" olarak niteleyen Güler, Türkiye’nin bu gelişmeleri millî beka ve menfaatleri doğrultusunda dikkatle analiz ettiğini vurguladı. Güler, çatışmaların son bulması için diplomatik çabaların sürdüğünü ancak askerî olarak her türlü ihtimale karşı karada, denizde, havada ve siber alanlarda tedbirlerin artırıldığını belirtti. Kritik süreçte sadece savunma kapasitesinin değil, "iç cephenin" de güçlü tutulmasının hayati önem taşıdığını söyleyen Güler, yerli ve millî savunma sanayinin önemine değindi. Bakan Güler ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyulan "Terörsüz Türkiye" hedefinin bu çalışmaların en önemli ayaklarından biri olduğunu ifade etti. Sizce bölgesel istikrarın sağlanmasında en etkili yol diplomatik çözümler mi yoksa güçlü bir caydırıcılık mıdır? |
|