İlanın üzerinden yaklaşık iki ay geçtikten sonra, kendisini 'Cüneyt' olarak tanıtan bir kişi, Halil O.'yu arayarak ev hakkında bilgi aldı. Cüneyt, evi hissedarlara satacağını, alıcılarla kendisinin muhatap olacağını ancak kendisini 'kuzeni' olarak tanıtmalarını istedi. Halil O. bu teklifi kabul etti ve taraflar 16 milyon TL bedel üzerinden anlaştı.
Cüneyt, hemen bir başkası adına kayıtlı banka hesabından ev sahibine 10 bin TL kaparo gönderdi. Halil O. kaporayı aldıktan sonra evi ilandan kaldırdı. Bu sırada Cüneyt, Gölbaşı İncek çevresinde emlakçılık yapan Davut M.'yi arayarak kendisinin bir evi olduğunu ve müşteri bulmasını istedi.
Emlakçı Davut M. de, evlilik hazırlığı yapan yeğeni için ev arayan Mehmet Ş. ile iletişime geçti. Ev görme işleminin ardından Mehmet Ş., emlakçı aracılığıyla Cüneyt'i arayarak pazarlık yaptı ve taraflar 11 milyon 750 bin TL bedel üzerinde anlaştı. Cüneyt'in talimatıyla Halil O., tapu randevusu aldı.
Taraflar tapu müdürlüğünde buluştuğunda Cüneyt, evi alacak olan inşaat mühendisi İzzettin Ş.'yi arayarak ev bedelinin bir kısmını Ebru O.'nun hesabına, kalanını ise 11 ayrı IBAN adresine yatırmasını istedi. İzzettin Ş. bu talimata uyarak Ebru O.'nun hesabına 2 milyon 200 bin TL gönderdi ve geri kalan parayı başkaları adına kayıtlı hesaplara aktarmaya başladı.
Para gönderme işlemi devam ederken, evin gerçek sahiplerine 6 milyon TL, 4 milyon 800 bin TL ve 3 milyon TL tutarlarında sahte dekontlar gönderilmeye başlandı. Ancak Halil O., kendi hesaplarını kontrol ettiğinde herhangi bir para girişi olmadığını fark etti. Ebru O. ise yarbay kimliğini göstererek hesabına para gelmeden tapu için imza atmayacağını belirtti.
Taraflar arasında gerilim artınca İzzettin Ş., 11 milyon 750 bin TL'yi gönderdiğini ve konutu devretmeleri gerektiğini söyledi. Ebru O. ise hesaplarına yalnızca 2 milyon 200 bin TL geldiğini, toplamda 16 milyon TL almaları gerektiğini ifade etti. İzzettin Ş.'nin evi 11 milyon 750 bin TL'ye aldıklarını söylemesi üzerine taraflar dolandırıldıklarını anladı.
İzzettin Ş., polisi çağırarak şikayette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, 5'i tutuklu toplam 12 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi. Şüpheliler, 'bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası ile yargılanacak.
İddianame, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede, bu olayın klasik bir 'sazan sarmalı' yöntemi olduğu vurgulandı ve şüphelilerin hem alıcıyı hem de satıcıyı aldattığına dikkat çekildi. Kendi hesaplarına gelen parayı iade eden Halil O. ve Ebru O. hakkında ise takipsizlik kararı verildiği belirtildi.
Sizce bu tür karmaşık dolandırıcılık yöntemlerine karşı alıcı ve satıcılar nasıl daha fazla korunabilir?