Oyunun main quest'i Azuria ve Vermeil krallıkları arasındaki tansiyonun zirve yaptığı, patlamaya hazır bir savaşın eşiğinde başlıyor. Ortada bilinmeyen gizemli bir hastalık var ki, canavarları çılgına çeviriyor ve yumurtalarını kristalleştirerek adeta donduruyor. Nesli tükenme tehlikesindeki bu canavarlar, savaşın eşiğindeki krallıklar ve garip davranışlar sergileyen diğer yaratıklar... İşte tam bu noktada, bizim karakterimiz, yani veliaht Rider olarak tüm bu sorunları çözme görevi senin omuzlarına yükleniyor. Hazır ol, çünkü lore derin ve seni içine çekecek! Hikaye aynı zamanda bir ranger olarak görev yapan karakterimizin ekibinin olası bir savaşta önemli bir rol üstleneceğini öğrenmesiyle daha da dallanıp budaklanıyor. Vermeil prensesinin kendi isteğiyle adeta bir rehine gibi gelip ekibe katılması, canavarlar arasındaki o gizemli sorunun kaynağını araştırmamız ve sahip olduğumuz Rathalos'un ikiziyle giriştiğimiz o epik kapışmalar, tüm bu sürecin savaşın sembolü haline gelmesi gibi kritik konular üzerinden ilerliyor. Ana görevler seni bu lore dolu konulara odaklarken, side quest'ler ise ekip arkadaşlarını daha yakından tanımanı ve onlarla aranızdaki o bond'u güçlendirmeni sağlıyor. Önceki oyunlara göre daha ciddi bir tona sahip olan ana hikaye, flow açısından da oldukça tatmin edici. Yan görevler ise ana hikayenin o ağır atmosferinden biraz uzaklaşıp, arkadaşlarınla birlikte grind yaparken kafa dağıtacağın eğlenceli içerikler sunuyor. Tam bir RPG klasiği! Monster Hunter Stories serisi, bilindik Monster Hunter oyunlarındaki gibi canavarları farm edip parçalarından zırh veya silah craft etme mantığından çok farklı. Burada asıl amaç, yumurtadan özenle yetiştirdiğin Monstie'lerinle en sağlam squad'ı kurup diğer canavarlarla mücadele etmek. Bir yandan da bulunduğun bölgenin ekosistemini geliştirerek adeta bir habitat master'ı kesiliyorsun. Monster Hunter'ın real-time combat sisteminin aksine, Stories serisinde turn-based combat var ve geliştirdiğin yaratıklardan oluşan ekibinle birlikte stratejik hamleler yaparak rakipleri yere seriyorsun. Tamamen farklı bir gameplay loop! Stories serisinin bu turn-based dövüş sistemi, klasik bir taş-kağıt-makas mekaniğiyle işliyor. Güçlü ve zayıf olduğun tarafları doğru kullanmak, combat'ın anahtarı. Speed > Power > Technical şeklinde ayrılan canavar ve saldırı tiplerinin yanı sıra, kullandığın element ve silahın tipi de verdiğin damage üzerinde büyük etkiye sahip. Önceki oyunlarda da olduğu gibi, boss veya elite mob'lara kafa kafaya geldiğinde doğru saldırı tipiyle karşılık verirsen üstünlük kuruyor, hatta Monstie'nle birlikte aynı saldırıyı yaparak rakibin karşılık vermesini bile engelleyebiliyorsun. Ancak savaş sisteminde canını en çok sıkabilecek şey, tamamen tahmin üzerine kurulu olan bu mekanikler. Bir canavarı ilk gördüğünde hangi tür saldırı yapacağını bilemediğin için deneme-yanılma ile tahmin yürütmen gerekiyor. Canavar aggressif hale gelince saldırı tipi değişiyor, yine tahmin faslı başlıyor. Özellikle kritik anlarda yaratığın saldırı şeklini tahmin edemediğin için wipe olmak bazen insanı gerçekten rage moduna sokabiliyor. Doğru tahminler ve counter hamleler hem daha güçlü saldırılar yapmanı hem de rakip saldırılarına karşı daha iyi defans yapmanı sağlıyor, hatta ultisi gibi özel bir saldırı bile yapabiliyorsun. Ayrıca partindeki diğer NPC yoldaşın da canavarı sürüyorsa, epik bir ikili özel saldırı combo'su bile çekebiliyorsunuz! Oyunun zorluğu da başlarda biraz easy mode gibi gelse de, aslında tam kıvamında ilerliyor. Hatta bazı görevlerde haritanın opsiyonel kısımlarına girip seni gerçekten zorlayacak elite rakiplerle karşılaşabiliyorsun. İlerledikçe zorluk dengesinin ne kadar güzel ayarlandığını hızla fark edeceksin. Tabii, hiç side quest yapmıyorsan, ilerleyen kısımlarda difficulty spike yiyip biraz grind'a yönlendirildiğin de oluyor, baştan söyleyeyim! Canavar geliştirme sistemi, önceki oyunlara göre bayağı bir elden geçirilmiş ve daha deep hale getirilmiş. Yine canavar yuvalarına gidip yumurtaları topluyor ve bu yumurtadan çıkan Monstie'leri geliştiriyorsun. Canavarların yeteneklerini DNA paylaşımı gibi bir sistemle çapraz eşleştirme yaparak diğer canavarlara transfer edebiliyorsun. Bu, build craft konusunda sana inanılmaz bir özgürlük sunuyor! Ayrıca yepyeni bir ekosistem kısmı eklenmiş. Topladığın canavarlar bulunduğun bölgede yeterince aktif değilse ya da sınıflandırmada düşük kalıyorlarsa (S/A/B/C gibi kendi içlerinde tier'ları var), elindeki canavarı doğaya salabiliyorsun. Bu, ekosistemi düzenleme konusunda sana stratejik bir tool sunuyor. Bu sistem hem bölgede karşılaştığın canavar tiplerini etkiliyor hem de o canavarın ne kadar yüksek bir tier'a sahip olacağını belirliyor. Aynı bölge içerisinde belirli bir canavar habitatı oluşturup, bunları güçlendirerek kendin için daha güçlü yumurtalar bulabiliyorsun. Legendary Monstie peşindeysen, bu mechanic'e iyi odaklanmalısın. Ayrıca istemediğin bir canavar varsa, farklı bir canavar ekleyip onun habitatı terk etmesini de seçebiliyorsun. Canavarları doğaya saldığında farklı mutasyonlar geçirebiliyorlar ve böylece eşsiz yeteneklere sahip olanları bulma ihtimalin de artıyor. Tam bir shiny hunting olayı! Haritada gezerken yapabileceğin bolca content var, asla sıkılmazsın! Etrafta gezerek malzeme topluyor, yan görevleri yapıyor, canavarlarla kapışıp monster den'lerine giriyorsun. Gece ve gündüz döngüsü bulunan oyunda, gece vakti çıkan canavar tipleri ve güçleri de değişiyor. Yani harita her zaman dinamik kalıyor! Ayrıca toplamda 300 kadar Pookie bulunuyor ve bunları da çiftliğe geri gönderebiliyorsun, tam bir collectible çılgınlığı! Bazı kısımlarda grind yapma ihtiyacı duyuyorsun ama çevrede yapılacak o kadar çok şey var ki, bu durum pek rahatsız etmiyor. Canavar özelliklerini min-max yapmaya uğraşmadığın sürece fazla bir grind gereksinimi duymuyorsun. Yan etkinlikler ve main story'yi bir arada götürerek yaklaşık 40 saat civarı oynadığım oyun, toplamda yaklaşık 60 saatlik doyurucu bir content barındırıyor. Oyun çıktıktan sonra gelecek olan story DLC'leri ve ek içerikler de bu süreyi katlayarak artıracaktır, yani endgame content garanti! PlayStation 5'te oynadığımız Monster Hunter Stories 3 görsel anlamda serinin en iyisi! Anime tarzına daha yakın bir grafik stili olan oyunda, küçük haritalar bile olduğundan çok daha büyük ve eye-candy gözüküyor. Hem canavar hem de karakter modelleri oldukça detaylı, savaş ve gezinme animasyonları adeta akıyor, göze çok hoş geliyor. PlayStation 5 sürümü 3 farklı grafik moduna sahip ve her biri akıcı bir performans sergiliyor. Bölgeler arasında geçişlerde ve hızlı seyahatte loading screen'ler inanılmaz hızlı, FPS düşüşü neredeyse hiç yaşanmıyor. Ara sahneler (cutscenes) muhteşem gözüküyor, ses ve müzikler de serinin diğer oyunlarından kesinlikle geri kalmamış, adeta kulakların pasını siliyor! Monster Hunter Stories 3 serinin son oyunu olsa da, hem eski veteran oyuncuları hem de bu genre'ye yeni başlamak isteyenleri kendisine bağlayacak kadar solid bir oyun olmuş. Önceki oyunlara doğrudan bağlı olmayan ve daha ağır konulara da değinen hikayesi, geliştirilmiş gameplay özellikleri, küçük ama içerik açısından dolu haritaları ile Monster Hunter Stories 3 türü seven herkesin kesinlikle göz atmasını önerdiğim bir yapım. Gözlerim ikinci oyunda bulunan multiplayer seçeneklerini biraz arasa da, kendi başına oynayacağın şahane bir single player deneyimi elde var. Peki, sen bu canavar ehlileştirme macerasına atılmaya hazır mısın, yoksa geleneksel avcılıktan şaşmaz mısın?
Bu bağlantı ziyaretçiler için gizlenmiştir. Görmek için lütfen giriş yapın veya üye olun.
|
|