Hava Kuvvetleri Komutanlığı koordinesinde oluşturulan Teknik İnceleme Heyeti, çalışmalarına enkazın taşındığı Kayseri'deki 2'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü tesislerinde aralıksız devam ediyor. Kapsamlı teknik soruşturmaya, 1'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü (Eskişehir), 12'nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığından ilgili uzman birimler de katılım sağlıyor. İncelenen Uçuş Veri Kayıt Cihazı (FDR) verilerine göre, kaza anına dek uçuş ekibinin iletişiminde ve uçak sistemlerinde herhangi bir aksaklık yaşanmadı. Olayın çok ani geliştiği ve uçak kuyruk konisi bölgesinin gövdeden ayrılması neticesinde FDR'a ait güç ve veri kablolarının koptuğu belirlendi. Bu kopma nedeniyle kaydın sonlandığı ve cihazda kazayı aydınlatacak ilave bir veri bulunmadığı tespit edildi. Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan incelemelerde ise bu sistemlerin kaza anına kadar sorunsuz çalıştığı teyit edildi. İlgili raporda, pervane kopmasından kaynaklı bir gövde hasarı oluşmadığı bilgisi yer aldı. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerde gerçekleştirilen analizler sonucunda, uçağın iç ve dış kısımlarında herhangi bir patlayıcı madde artığına rastlanmadı. Uçak parçalarındaki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ise devam ediyor. Mevcut aşamada, malzemelerdeki kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği ortaya kondu. Kırık-kesit analizlerinin raporlanma süreci sürüyor. Milli Savunma Bakanlığı, basında yer alan azot tüpü kaynaklı iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Uçakta yangın söndürme maksatlı, yanıcı ve patlayıcı olmayan Halon gazı içeren, sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet tüp bulunduğu ve bunların enkazda hiçbir çarpma izi olmaksızın sağlam biçimde yer aldığı bildirildi. Kazanın muhtemel sebebine ilişkin yürütülen çalışmalarda, her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin, yanıcı ve patlayıcı olmayan CO2 gazı dolu tüpüyle beraber yuvasından çıktığı ihtimali üzerinde duruluyor. Bu parçanın uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas ettiği, oradan dikey stabilizeyi kavradığı değerlendiriliyor. Tüpün çarpmasıyla gövdeye, dikey ile yatay stabilizeye yapısal hasar vererek uçağın düşmesine yol açmış olabileceği ifade ediliyor. Bu bulgulara yönelik laboratuvar ortamındaki teknik incelemeler ise devam ediyor. Bakanlık, kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi gerektiğini ve nihai raporun şeffaf bir şekilde paylaşılacağını vurguladı. Bakanlık açıklamasında, Kıbrıstaki son gelişmelere de yer verdi. Terör örgütü EOKAnın geçmişte yürüttüğü şiddet eylemlerinin, tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla "özgürlük mücadelesi" olarak sunulmasının, adadaki mevcut güven ortamına ve kalıcı çözüm çabalarına zarar verdiği ifade edildi. EOKA'nın kuruluş yıl dönümünde yapılan etkinliklerin, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlandığının açık bir göstergesi olduğu belirtildi. Bu yaklaşımın Rum kesimindeki çocuk ve gençlere yanlış aktarılmasının karşılıklı diyalog zeminini zayıflattığı kaydedildi. Açıklamada, son dönemde KKTC'deki sivilleri hedef alan provokatif eylemlerin bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olduğu vurgulandı. Kıbrıs Türk tarafının adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı tutumunu sürdürdüğü hatırlatıldı. Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile KKTC'nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirlerin kararlılıkla alındığı bir kez daha yinelendi. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması gerektiğinin altı çizilirken, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunmasının büyük önem arz ettiği bildirildi. Sizce havacılık kazalarında nihai raporların şeffaf paylaşımı, spekülasyonları önlemede ne kadar etkili oluyor? |
|