Bienal’in ana sahnesi olarak Müze Gazhane belirlenirken, programda sergiler, performanslar ve atölye çalışmalarının yanı sıra geniş bir yelpaze yer alıyor. Kadıköy’den Üsküdar’a uzanan etkinlikler, meydanları ve şehir hatları vapurları gibi kamusal alanları da kapsayacak.
Bu kapsamda İstanbul, çocukların ve gençlerin üretimleriyle adeta yaşayan bir açık hava sanat alanına dönüşecek. Bienalin küratörlüğünü devlet sanatçısı, ressam Prof. Devrim Erbil üstleniyor.
Sanat kurulu başkanlığını akademisyen Dr. Kader Akçay’ın yaptığı etkinliğin direktörlüğünü ise Gazi Selçuk sürdürüyor. Bienal, Türkiye’nin 47 ilinden ve 16 ülkeden gelen toplam 69 bin başvuru arasından seçilen 480 projeye ev sahipliği yapacak.
“Sanatını Mutlulukla Buluştur” temasıyla düzenlenen etkinlik, sanatın aynı zamanda duygusal bir temas ve iyileştirici bir güç olduğuna vurgu yapıyor. Prof. Erbil, bienali genç hayal gücünü görünür kılan ve sanatın birleştirici gücünü hatırlatan bir buluşma olarak tanımlıyor.
Bienal Direktörü Gazi Selçuk ise sanatın sokakta ve gündelik yaşamın içinde erişilebilir olmasının önemine dikkat çekiyor. Onun ifadesiyle, bu yaklaşım sanatı bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp doğrudan bir deneyime dönüştürüyor.
Sizce sanatın kamusal alanlara taşınması, toplumda sanata olan ilgiyi ve erişimi gerçekten artırır mı?