Natura naturans; felsefe ve teolojide, "yaratıcı doğa" veya "doğuran doğa" anlamına gelen, sürekli bir oluş, yaratım ve değişim süreci içindeki aktif doğa ilkesidir. Statik bir varlık değil, dinamik bir yaratıcı güçtür.
Kozmik Atölyenin Dinamo Hali
Natura naturans, evreni sabit bir tablo gibi değil, bitmek bilmeyen bir performans, sürekli devinen bir atölye gibi görür. Dağların yükselişi, nehirlerin akışı, bir tohumun filizlenmesi, hatta bir düşüncenin zihinde doğuşu, bu "doğuran doğa"nın tezahürleridir. Kendi içsel yasalarıyla sürekli yeni formlar üreten bir enerji denizidir.
İkiz Kardeş: Natura Naturata ile Fark
Bu kavram, ancak zıttıyla birlikte anlam kazanır: Natura naturata (doğurulmuş doğa). İkisi bir madalyonun iki yüzü gibidir:
Gündelik Hayatta Bir Yaratım Anı
Bu felsefi kavramı günlük yaşamda gözlemlemek aslında çok basittir. Bir sanatçının tuval başındaki anını düşünün.
Modern Dünyaya İlham Veren Bir Bakış
Natura naturans bize, dünyayı ve kendimizi sabit "şeyler" toplamı olarak değil, sürekli bir "oluş hali" olarak görmeyi öğütler. Bu bakış açısı, değişimi bir kara sevda gibi korkulacak bir şey değil, var oluşun doğal ve yaratıcı ritmi olarak kabullenmemize yardım eder. Yaratıcı doğa, sadece dışımızda değil, kendi düşünce ve eylemlerimizin akışında da devrededir.
Natura naturans, evreni sabit bir tablo gibi değil, bitmek bilmeyen bir performans, sürekli devinen bir atölye gibi görür. Dağların yükselişi, nehirlerin akışı, bir tohumun filizlenmesi, hatta bir düşüncenin zihinde doğuşu, bu "doğuran doğa"nın tezahürleridir. Kendi içsel yasalarıyla sürekli yeni formlar üreten bir enerji denizidir.
Bu kavram, ancak zıttıyla birlikte anlam kazanır: Natura naturata (doğurulmuş doğa). İkisi bir madalyonun iki yüzü gibidir:
- Natura naturans, süreçtir; yaratıcı faaliyetin kendisidir.
- Natura naturata ise üründür; ortaya çıkan somut sonuçlar (ağaçlar, taşlar, gezegenler) dünyasıdır.
- Biri "yapma eylemi", diğeri "yapılmış olan"dır.
Bu felsefi kavramı günlük yaşamda gözlemlemek aslında çok basittir. Bir sanatçının tuval başındaki anını düşünün.
Resim yapmaya başladığı an, boş tuval ve dağınık boyalar vardır. O anda sanatçının içinde akan yaratıcı dürtü, kendini ifade etme arzusu ve anlık kararların tümü, o mikro kozmosta bir "natura naturans"tır. Fırça darbeleriyle tuvalde somutlaşan resim ise artık "natura naturata"dır; donmuş, tamamlanmış bir üründür. Asıl büyü, o yaratım sürecinin ta kendisindedir.
Natura naturans bize, dünyayı ve kendimizi sabit "şeyler" toplamı olarak değil, sürekli bir "oluş hali" olarak görmeyi öğütler. Bu bakış açısı, değişimi bir kara sevda gibi korkulacak bir şey değil, var oluşun doğal ve yaratıcı ritmi olarak kabullenmemize yardım eder. Yaratıcı doğa, sadece dışımızda değil, kendi düşünce ve eylemlerimizin akışında da devrededir.