Merhaba arkadaşlar! Uzun süredir ofiste çalışıyorum ve siz de bilirsiniz, özellikle öğleden sonraları o dalgın çalışma anları veya sıkıldığımız zamanlar bir şeyler atıştırma isteği deli gibi geliyor. Eskiden çekmecem çikolata, bisküvi, cips dolu olurdu. Sonra bir gün pantolonumu zorlamaya başlayan düğme beni uyandırdı! Artık masamda sadece sağlıklı alternatifler var ve inanın aradaki farkı hem enerjimde hem de midemde hissediyorum. Sizinle neler bulundurduğumu paylaşmak istiyorum.
Çıtır Çıtır ve Doyurucu Kuru Yemiş Kavanozum
Çiğ badem, ceviz ve kavrulmamış fındık benim kurtarıcılarım. Küçük, kapaklı bir kavanoza bir avuç kadar karışık koyuyorum. Kavrulmuş ve tuzlusundan kesinlikle kaçınıyorum, çünkü o zaman "bir tane daha" diye diye bitiyor. Cevizin verdiği tokluk hissi çok farklı. Ama dikkat! Porsiyon kontrolü şart. Kavanozu önüme koyup değil, çekmeceme koyuyorum. Canım çektiğinde bir avuç alıp kavanozu geri kapatıyorum.
Yanımdan Eksik Etmediğim Taze Meyve Rotasyonu
Her pazartesi 3-4 çeşit meyve alıp ofise getiriyorum. Elma, muz, mandalina ve yaban mersini favorilerim. Muz biraz olgunlaşınca hemen soyup, küçük buzdolabı poşetlerine donduruyorum. Canım tatlı bir şey çektiğinde doğal bir şeker deposu olarak imdada yetişiyor. Elmayı dilimleyip üzerine biraz tarçın serperseniz, ofiste mis gibi kokar ve tatlı krizini mükemmel bastırır.
Acil Durum Çekmecesi: Kriz Anları İçin Hazırlık
Bazen öyle anlar oluyor ki, sadece meyve yetmiyor, ağzımda tuzlu ve çıtır bir şeyler olsun istiyorum. Bu acil durumlar için çekmecemde iki sır var: Haşlanmış nohut ve tam tahıllı grissini. Nohutu evde haşlayıp, zeytinyağı, pul biber ve kekikle harmanlayıp küçük kapta getiriyorum. Protein ve lif kaynağı, inanılmaz doyurucu. Grissiniler ise sadece 2-3 tane yiyerek çıtır ihtiyacını gideriyor.
Unutulan En Büyük Silah: Su İçmeyi Eğlenceli Hale Getirmek
Çoğu zaman açlık sanılan şey aslında susuzlukmuş! Bunu fark etmem uzun sürdü. Şimdi masamda her zaman 1 litrelik sürahi su duruyor. İçine salatalık dilimleri, nane yaprakları veya çilek atıyorum. Görsel olarak davetkar oluyor ve içmek daha keyifli hale geliyor. Günde o sürahiyi bitirmeye çalışmak bile kendimle bir oyuna dönüştü.
Sonuç olarak, hazırlıklı olmak her şeyi değiştiriyor. Sağlıksız bir şey canım çektiğinde, masamda onun daha iyi bir alternatifini bulabiliyorum. Enerji dalgalanmalarım azaldı ve öğleden sonra çöken o ağırlık hissi neredeyse yok oldu. Tabii ki bazen ofis arkadaşlarının getirdiği kekten bir dilim alıyorum, ama artık kontrol bende hissi çok güzel.
Peki siz ofiste atıştırma krizlerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Masanızda vazgeçilmez sağlıklı atıştırmalığınız var mı? Paylaşırsanız çok sevinirim!
Çiğ badem, ceviz ve kavrulmamış fındık benim kurtarıcılarım. Küçük, kapaklı bir kavanoza bir avuç kadar karışık koyuyorum. Kavrulmuş ve tuzlusundan kesinlikle kaçınıyorum, çünkü o zaman "bir tane daha" diye diye bitiyor. Cevizin verdiği tokluk hissi çok farklı. Ama dikkat! Porsiyon kontrolü şart. Kavanozu önüme koyup değil, çekmeceme koyuyorum. Canım çektiğinde bir avuç alıp kavanozu geri kapatıyorum.
Her pazartesi 3-4 çeşit meyve alıp ofise getiriyorum. Elma, muz, mandalina ve yaban mersini favorilerim. Muz biraz olgunlaşınca hemen soyup, küçük buzdolabı poşetlerine donduruyorum. Canım tatlı bir şey çektiğinde doğal bir şeker deposu olarak imdada yetişiyor. Elmayı dilimleyip üzerine biraz tarçın serperseniz, ofiste mis gibi kokar ve tatlı krizini mükemmel bastırır.
Bazen öyle anlar oluyor ki, sadece meyve yetmiyor, ağzımda tuzlu ve çıtır bir şeyler olsun istiyorum. Bu acil durumlar için çekmecemde iki sır var: Haşlanmış nohut ve tam tahıllı grissini. Nohutu evde haşlayıp, zeytinyağı, pul biber ve kekikle harmanlayıp küçük kapta getiriyorum. Protein ve lif kaynağı, inanılmaz doyurucu. Grissiniler ise sadece 2-3 tane yiyerek çıtır ihtiyacını gideriyor.
Çoğu zaman açlık sanılan şey aslında susuzlukmuş! Bunu fark etmem uzun sürdü. Şimdi masamda her zaman 1 litrelik sürahi su duruyor. İçine salatalık dilimleri, nane yaprakları veya çilek atıyorum. Görsel olarak davetkar oluyor ve içmek daha keyifli hale geliyor. Günde o sürahiyi bitirmeye çalışmak bile kendimle bir oyuna dönüştü.
Sonuç olarak, hazırlıklı olmak her şeyi değiştiriyor. Sağlıksız bir şey canım çektiğinde, masamda onun daha iyi bir alternatifini bulabiliyorum. Enerji dalgalanmalarım azaldı ve öğleden sonra çöken o ağırlık hissi neredeyse yok oldu. Tabii ki bazen ofis arkadaşlarının getirdiği kekten bir dilim alıyorum, ama artık kontrol bende hissi çok güzel.
Peki siz ofiste atıştırma krizlerinizi nasıl yönetiyorsunuz? Masanızda vazgeçilmez sağlıklı atıştırmalığınız var mı? Paylaşırsanız çok sevinirim!